Bugün söylenenlere, yapılan tesbitlere, vatanseverlerin feryadü figanlarına 'komplo teorisi' deyip geçenler, lütfen dönüp düne baksınlar. Çünkü, dünü unutanlar bugünü puslu-sisli görüyorlar, bakışları ve görüşleri oldukça bulanık oluyor. Bugünü sisli görenlerle, yani görmeyenlerle, yarını-yarınları konuşmak ise asla mümkün olmuyor.
Dünü unutanlar düne bir perde çekenler, günü görerek, bilerek yaşayamazlar; belki el yordamı ile ağaca, kaldırıma, dereye, tepeye toslayarak yaşayabilirler. Böylelerinin seslerini ancak bir yere tosladıktan sonra, bir dereye yuvarlandıktan sonra duyarsınız. Dünden yansıyan ışıkların önü kesildiği için bu tiplerin önü karanlıktır. Gittikleri yolun tek doğru yol olduğuna şartlandıkları için, daha doğrusu karanlığa ayarlandıkları için, kendilerine gelecek olan aydınlatma, ışık tutma tekliflerini de sürekli reddederler. Bu türler, bu tipler, bu cins insanlar aydınlığa, ışığa muhtaç olduklarını ancak öldükten sonra farkedebilirler.
"Münafık erkek ve kadınlar, Müminlere: 'Bizi bekleyin, nurunuzdan istifade edelim' diyecekler. O gün onlara: 'Ardınıza dönün de bir başka nur arayın' denir." (Hadis:13)
Akıllı, iz'an ve idrak sahibi insanlara yaraşan odur ki, bu hayatı yaşarken muhtaç olduğu ışığın kaynaklarına yönelsin, gözleri olduğu halde görmeyenlerin, kalbi olduğu halde idrak edemeyenlerin safında yer almasın.
Düne, gözlerini, kalbini kapamayanlar için nice ders, nice ibret sahneleri var. Dünü yaşayan ecdadımız daha önce bu topraklarda yaşayan dedelerinin tecrübeleri ile kendi tecrübelerini birleştirerek, bizlere çok kıymetli hazineler değerinde ölçüler aramağan etmişlerdir. Kanları, canları pahasına bu toprakları vatan yapan ecdadımız, bu toprakların nasıl elde tutulacağını, düşmanların nasıl bertaraf edileceğini de öğretmişler, anlatmışlardır.
Milletimiz, günü yorumlamak, günün gelişen olaylarını sıhhatli değerlendirmek için bakışlarını, düne çeviriyor, dünden yansıyan ibret sahneleri ışığından yararlanmak istiyor fakat bazı haramiler, bazı yol kesiciler dün ile bugün arasına duvar örüyorlar. Dünü, dün olup bitenleri, dün canımıza cananımıza ve vatanımıza kastedenleri unutturmak istiyorlar. Halbuki dün, canımıza, cananımıza ve vatanımıza kastedenlerin torunları, kendilerini aynı vazife ile vazifeli kabul edip, gelişmiş teknoloji, medya desteğini de yanlarına alarak dedelerinin izinden yürüyorlar, yürüdüklerini de her fırsatta ilan ediyor, ispat ediyorlar.
Dünkü düşmanlar, hedeflerinden, amaçlarından, kinlerinden, nefretlerinden zerrece sapmadan devam ediyorlar, bu günümüzü de karartmak istiyorlar.
Aman dikkat!
Dünü unutanlar düne bir perde çekenler, günü görerek, bilerek yaşayamazlar; belki el yordamı ile ağaca, kaldırıma, dereye, tepeye toslayarak yaşayabilirler. Böylelerinin seslerini ancak bir yere tosladıktan sonra, bir dereye yuvarlandıktan sonra duyarsınız. Dünden yansıyan ışıkların önü kesildiği için bu tiplerin önü karanlıktır. Gittikleri yolun tek doğru yol olduğuna şartlandıkları için, daha doğrusu karanlığa ayarlandıkları için, kendilerine gelecek olan aydınlatma, ışık tutma tekliflerini de sürekli reddederler. Bu türler, bu tipler, bu cins insanlar aydınlığa, ışığa muhtaç olduklarını ancak öldükten sonra farkedebilirler.
"Münafık erkek ve kadınlar, Müminlere: 'Bizi bekleyin, nurunuzdan istifade edelim' diyecekler. O gün onlara: 'Ardınıza dönün de bir başka nur arayın' denir." (Hadis:13)
Akıllı, iz'an ve idrak sahibi insanlara yaraşan odur ki, bu hayatı yaşarken muhtaç olduğu ışığın kaynaklarına yönelsin, gözleri olduğu halde görmeyenlerin, kalbi olduğu halde idrak edemeyenlerin safında yer almasın.
Düne, gözlerini, kalbini kapamayanlar için nice ders, nice ibret sahneleri var. Dünü yaşayan ecdadımız daha önce bu topraklarda yaşayan dedelerinin tecrübeleri ile kendi tecrübelerini birleştirerek, bizlere çok kıymetli hazineler değerinde ölçüler aramağan etmişlerdir. Kanları, canları pahasına bu toprakları vatan yapan ecdadımız, bu toprakların nasıl elde tutulacağını, düşmanların nasıl bertaraf edileceğini de öğretmişler, anlatmışlardır.
Milletimiz, günü yorumlamak, günün gelişen olaylarını sıhhatli değerlendirmek için bakışlarını, düne çeviriyor, dünden yansıyan ibret sahneleri ışığından yararlanmak istiyor fakat bazı haramiler, bazı yol kesiciler dün ile bugün arasına duvar örüyorlar. Dünü, dün olup bitenleri, dün canımıza cananımıza ve vatanımıza kastedenleri unutturmak istiyorlar. Halbuki dün, canımıza, cananımıza ve vatanımıza kastedenlerin torunları, kendilerini aynı vazife ile vazifeli kabul edip, gelişmiş teknoloji, medya desteğini de yanlarına alarak dedelerinin izinden yürüyorlar, yürüdüklerini de her fırsatta ilan ediyor, ispat ediyorlar.
Dünkü düşmanlar, hedeflerinden, amaçlarından, kinlerinden, nefretlerinden zerrece sapmadan devam ediyorlar, bu günümüzü de karartmak istiyorlar.
Aman dikkat!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025