Döviz fiyatında (kısa sürede) hızlı hızlı yükselme, en çok döviz borcu olanları üzer. Borcu büyük olanın borcunun Türk parası karşılığı (kısa sürede) hızlı bir şekilde büyür.Dövizle borçlananlardan, 100 dolar borcu olanlar, bundan bir ay önce bu borç karşılığı 1.30 YTL ödeyeceklerini sanıyordu. Şimdi 1.70 YTL ödeme durumundalar. Dolar olarak borç aynı borç. Ama karşılığı YTL bir ayda yüzde 30 arttı.Dolarla kazanan ve borcunu dolar olarak ödeyecek olan için değişen bir şey yok ama, Türk parasıyla kazanan ve borcu için YTL ile dolar satın alacak olanlar kötü durumda.En büyük döviz borçlumuz devlet. Devletten sonra büyük döviz borçlularımız bankalar ve de özel sektör kuruluşlarımız. Şirketlerimiz. Özel sektörün kur riskiDöviz fiyatının üç yıl kıpırdamaması nedeniyle bankalarımız, özel sektör, halkımız Türk parasıyla borçlanmayı bıraktı. Dövizle borçlandı. Dövizle borçlanmanın kolaylığı ve döviz faizinin ucuzluğu karşısında bankalarımız, şirketlerimiz cömertçe döviz kredisi kullandı. Bankalarımız, dışarıdan kısa vadeyle buldukları döviz kredilerini, içeride uzun vadeyle dağıtmanın riskini üstlendi.170 milyar dolar olan dış borcumuzun 83 milyar doları kamunun, 87 milyar doları bankalarımızın ve özel sektörümüzün borcu.Döviz fiyatının yüzde 30 artması, dışarıdan döviz kredisi alan bankalarımızın ve özel sektör kuruluşlarının borçlarının YTL karşılığını (bir ay gibi kısa bir sürede / hiç beklemedikleri şekilde) yaklaşık 26 milyar dolar artırmış oldu.Faturayı halk ödeyecekMerkez Bankası, özel sektördeki firmaların bilançolarını toplayarak değerlendiriyor. 2005 yıl sonu itibariyle sektör bilançolarına göre, özel sektördeki şirketlerin toplam nakdi kredilerinin yüzde 76.0'sı döviz cinsi kredi. İmalat sanayiindeki şirketlerin toplam kredilerinin yüzde 78.0'i döviz borcundan oluşuyor.Sektörler itibariyle toplam kredileri içinde döviz borcu en yüksek olanlar, yüzde 84.6 ile tekstil, yüzde 83.8 ile ana metal, yüzde 82.2 ile ulaşım araçları sektörleri.Bol ve ucuz döviz kredisi, imalat sanayiindeki özel sektörün "cesurca" yatırım ve ara malı ithalatına yönelmesine ve de "cesurca" döviz riski üstlenmesine yol açtı.Şimdi, devletimiz ile bankalarımız ve özel sektörümüz bu döviz riskinin faturasını (ödeyebilirlerse) önce kendileri ödeyecek, sonra bizlerden (saf ve bakir Türk halkından) tahsil edecek.Güngör Uras/ Milliyet
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.