Büyüklere, koca koca adamlara küçük bir masalımız var:Bölge bölge devlerin hüküm sürdüğü bir devir... Bir bölgenin hakimi olan dev, bir başka diyardakine bir selam gönderiyor... Kendisine falanca bölgesinin hakimi filanca devin selamı tebliğ edilince, kızıyor, köpürüyor, hırsından geçtiği yerlerin ağaçlarını kökünden söküyor.Gerekçesi de şu; "O kim oluyor ki bana selam gönderiyor, o benim muhatabım bile olamaz, benim diyarımda onun ismi bile geçemez. Ben ona dünyanın kaç bucak olduğunu gösteririm" deyip, selam gönderen devin bölgesine doğru haykırarak, ardında toz bulutları oluşturarak yol alıyor. Tabii ki, kendisi varmadan, haberi ulaşıyor karşı tarafa. Selam gönderen tarafta müthiş bir korku, telaş, titreme... öldük, bittik,son günümüz tarzında ağlamalar, sızlamalar...Ağlamakta olan devin hanımı, söz alıyor ve bu tehlikeden burunları kanamadan, atlatabilecekleri bir planı olduğunu söylüyor.Bir hışımla, dehşetle gelmekte olan dev iyice yaklaşınca, titremesi iyice artan öteki devin hanımı planını uygulamaya koyuyor. Kocasını yatağına yatırıyor, yorganı başını da içeri alacak şekilde örtüyor ve özellikle ayaklarını açıkta bırakıyor ve kendisi de baş ucunda oturuyor. Büyük bir kükreme, sarsıntı, toz bulutu ile bölgeye ulaşan dev, bir yandan da esip savuruyor; nerede o haddini bilmez çıksın karşıma haddini bildireyim diye.Yatmakta olan devin başucuna geldiğinde hala gürültüye devam eden dev, başucundaki hanımının sıradan bir ikazı ile karşılaşıyor. Hanım, parmağını dudağına götürerek; "Lütfen gürültü yapma, çocuğu uyandıracaksın."Bu cümle kocaman bir balona bir toplu iğnenin yaptığı etkiyi yapıyor ve o kükreyen, sesi ile, gelişi ile etrafta zelzele oluyor görüntüsü veren dev, balon gibi sönüyor ve hatta eliayağı titremeye başlıyor .Yorganın altından görünen ayaklar onu dehşete düşürüyor. "Çocuğunun ayakları bu kadar ise, böyle ise, ya babası nasıl bir şeydir" korkusu yüreğine öyle bir oturuyor ki, kulakları düşmüş, yelkenleri inmiş, eliayağı titrer bir vaziyette usulca oradan uzaklaşıyor...Sayın okuyucu, masalımız bu kadar. Bunun üzerine çıkarımlar, tasarımlar, yorumlar, kurgular yapmak size düşüyor.Bizim diyeceğimiz, burada haberin, haberleşmenin insan psikolojisi üzerindeki etkisine vurgu var. Bilginin, bilgilendirmenin, görüntünün, insanın iç dünyasını, muhasebesini, muhakemesini nasıl etkilediği konusunda işaretler var. Epey zamandır, bizim yöneticilerimize; AB, ABD, topyekün Haçlı dünyası, devin ayaklarını gösterip, çocuğunun ayakları diye yutturuyorlar sanki. Her halukârda delikanlı duruşlar gerek...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025