Cenab-ı Hak Hucurat Suresi 9. Ayet-i Kerimede şöyle buyururyor:"Eğer müminlerden iki zümre birbirleriyle dövüşürlerse aralarını (bulup) barıştırın?''Barıştırmak, düzeltmek, ıslah etmek mü'minin asli görevlerindendir.Toplumda her zaman sözüne güvenilen, cesur ve sevilen kişilerin insanların arsını bulmak için çaba sarfettiklerini görürüz.Böylesine önemli bir görevi yerine getirmekten geri durduğumuzda, küskünlükler, husumetler çoğalır gider.Sevgili Peygamberimizin ortaya koyduğu ölçüler doğrultusunda, iki kişinin arasını düzeltmek için gerekirse yalan bile söylenebiliyor. Yeter ki dargınlık, kırgınlık ortadan kalksın. Bu sebeple Müslüman bir söz duyduğunda, yahut duyurduğunda, fitneye, ayrılığa, yanlış anlamalara yol açacak tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır. Çünkü o ıslah edicidir. Herkes elinden geldiği kadar barıştırmaya yardımcı olmalıdır. Toplumda böylesine kimselerin çokluğu ve ortaya koydukları başarılı neticelerle, nice dostluklar baki kalır, nice yuvalar yıkılmaktan kurtulur, nice emekler heder olmaktan kurtulur.Hayatımızın yegane ölçüsü Sevgili Peygamberimizin bu konudaki örnek hayatında bakınız insanların arasını düzeltmek için nasıl gayret gösterirdi:Ensar'dan iki kabile olan Evs ve Hazreç aralarında cahiliye döneminde şiddetli kavgalar olmuş, Peygamberimizin Medine'ye teşrifleri ile bu düşmanlık son bulmuştu. Aradan bir zaman geçmiş Evs kabilesinden Bişri Hazreç kabilesini yeren bir beyit söylemişti. Bundan sonra karşılıklı atışmalardan sonra, birbirlerine hücum etmeye, silahlarına sarılmaya başladılar.Durum Allah Resülü'ne bildirildi. O sırada vahiy indirildi. Resulüllah koşarak yanlarına geldi. Koşarken incikleri açılıyordu. Onları görünce yüksek sesle şu ayeti okudu: "Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun. Sakın siz, Müslümanlar (olmak)tan başka (bir sıfatla) can veremeyin'' (Âl-i İmran 102).Müslüman bir yönüyle cemiyet adamıdır. Fayda adamıdır. Hayra koşandır. O ilahi mesuliyet duygusu ile "bana ne" diyemez. Dese de kurtulamaz.Bir defasında her nasılsa Ebû Zerr-i Gıfârî Hazretleri, Bilâl-i Habeşi Hazretlerini: "Kara kadının oğlu!" diye ayıplamıştı. Bu söz, Peygamberimiz (SAS)'e ulaşınca, Ebû Zerr'e: "Ey Ebü Zerr! Sen onu anasından dolayı ayıplıyorsun öyle mi? Demek ki sen, içinde hâlâ câhiliye ahlâkı kalmış bir kişi imişsin!" diye azarladı. Ebû Zerr (RA) söylediği o sözden o kadar pişman oldu ki, yanağını yere koyarak: "Bilâl, ayağıyla yanağıma basmadıkça, yanağımı yerden kaldırmayacağım" diyerek özür diledi. Hz. Bilâl, bunu yapmadan da özrünü kabul edeceğini söylemişse de, Ebû Zerr Hazretlerinin ısrarı karşısında yanağına basmak zorunda kaldı. (Tecrid- Sarih Tercümesi 1-42)İnananların birbirlerine karşı işte bu bağlılığı, bu vefası ve sorumluluğu vardır."Kubalılardan Amr b. Avf oğulları arasında kavga çıkmıştı. Hatta birbirlerine taş atmışlardı. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (SAS) ashâbdan Übeyy b. Kâ'b (RA) ve Süheyl b.Beyzâ (RA) gibi bazı zatları da yanına alarak hadise yerine gitti. Anlaşmazlığı önlemeye ve kavgayı yatıştırmaya çalıştı. Hatta bu sırada namaz vakti girmişti ve Hz. Bilâl ezan okumuştu. Biraz beklendiği halde Resûl-i Ekrem (SAS) hâlâ gelmeyince, Hz. Bilâl, Ebû Bekir (RA)'a hitaben: 'Resûlüllah (SAS) insanların arasını ıslâh ile meşgul, istersen namazı sen kıldırıver..." dedi. O da namaza durdu. Sonra Peygamberimiz (SAS) namaza gelip birinci safa durdu. Hz. Ebû Bekir geri çekildi ve mihraba Rasûl-i Ekrem (SAS) geçerek namazı kıldırdı.""Bir gün Hz. Peygamber (SAS), kendi evinin önünde bir alacak dâvasından hasımların yüksek sesle tartıştıklarını duydu. Borçlu alacaklıya, alacağının bir kısmını bağışlamasını istiyor, alacaklı ise, "Vallahi bağışlamam!" diye yemin edip duruyordu.Hz. Peygamber (SAS) derhal hâdiseye müdahale etti ve neticede alacaklı, alacağının yarısını bağışladı, diğeri de geri kalan yarısını verdi. Böylece kavgaya dönüşme ihtimali olan bir tartışma Resûl-i Ekrem (SAS)'in araya girmesiyle derhal önlenmiş oldu."Kadını ile erkeği ile işte bu üstün vasfı yaşamanın mükemmelliğini ortaya koyalım. Birlik ve beraberlikle, yardım ve dayanışma ile umut olalım, seher esintisi olalım. Barışan, barıştıran, huzur çiçeklerini derleyen, taşları gül bahçesine çeviren kişi olmak bize en güzel yakışandır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Sabri / diğer yazıları
- Ramazanlaşmak / 17.07.2012
- III. Balkan Savaşı mı? / 28.05.2012
- Mihrabiyelerimiz; zikirden bir demet / 01.03.2012
- Ali Hoca’nın ardından / 25.02.2012
- "Türkiye Uyan!" / 31.01.2012
- Suriye Noel hediyesi olmayacak / 21.12.2011
- 9. Cüz'ü okurken, Suriye'yi düşündü? / 09.12.2011
- Şu idrake bakın / 01.11.2011
- Musiki ve hafızlarımız / 22.10.2011
- Ashâb-ı Hicr: Körlüğü seçen kavim / 10.10.2011
- III. Balkan Savaşı mı? / 28.05.2012
- Mihrabiyelerimiz; zikirden bir demet / 01.03.2012
- Ali Hoca’nın ardından / 25.02.2012
- "Türkiye Uyan!" / 31.01.2012
- Suriye Noel hediyesi olmayacak / 21.12.2011
- 9. Cüz'ü okurken, Suriye'yi düşündü? / 09.12.2011
- Şu idrake bakın / 01.11.2011
- Musiki ve hafızlarımız / 22.10.2011
- Ashâb-ı Hicr: Körlüğü seçen kavim / 10.10.2011