Türk milletine kazandırdıkları, Cumhuriyetin bayram olarak en içten duygularla kutlanmasının doğal bir neticesi değil midir?
Cumhuriyetin kazanımları sıralandığında uzun bir liste çıkar karşımıza. Fakat bu uzun listeyi dört ana başlıkta toparlamak mümkün:
Siyasi kazanımlar, ekonomik kazanımlar, eğitim alanındaki kazanımlar ve kültürel kazanımlar.
Siyasi kazanımlarımıza baktığımızda; tam bağımsız bir devlete kavuşmuş olmamız en büyük kazanımımızdır.
Yasama, yürütme ve yargı gücüne dayalı anayasal bir sistemin kurulması ve hukukun üstünlüğü yasalarla garanti altına alınması da çok büyük bir kazanım olmuştur milletimiz için.
Türk vatandaşlarının seçimler ile ülke yönetimine katılma hakkı kazanmış olması da tarif edilemez bir kazanım olmuştur.
Kadınlarımıza seçme, seçilme hakkı verilmesi ve ilk kez 8 Şubat 1935 tarihinde milletvekili seçiminde oy kullanması da Türk kadınlarımız için büyük bir
kazanımdır.
Bir kişinin eline bırakılan Halifelik makamının kaldırılarak, bu gücün Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne devredilmesi de devletimiz ve milletimiz için büyük bir kazanım olmuştur.
Laiklik sayesinde ise dinimiz İslam, koruma altına alınmıştır. Bu yolla, devlet kademelerine bir şekilde sızmış, karanlık emeller besleyen bir takım kişilerin, sureti haktan görünüp, İslam üzerinde yapacakları tahribat ve dini kendi siyasi emelleri için kullanmak istemeleri engellenmiştir.
Genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sosyal bir devlet olarak vücut bulması da milletimiz açısından büyük bir kazanım olmuştur?
* * *
Ekonomik kazanımlarımızın listesi ise bir hayli uzun, fakat özetin özeti; genç Cumhuriyetin ilk yıllarında sanayi işletmelerinin yüzde 96'sı kas gücü kullanıyordu. Yani sanayimiz yoktu.
İlk yıllardan itibaren şeker, cam, demir çelik ve dokumaya öncülük tanındı, Anadolu'da fabrika bacaları yükselmeye başladı.
1925 yılından itibaren şeker fabrikaları kuruldu. Yerli özel teşebbüsler devlet tarafından desteklendi.
Ana yurt demir ağlarla örüldü. Büyük kütlesel yüklerin en ucuz ve güvenli biçimde taşınabilmesi sağlandı. Böylelikle demiryolları, potansiyel üretim merkezlerine, doğal kaynaklara ulaşmış oldu.
İthalatın bitirilmesine yönelik politikalar geliştirildi. İlk alınan önlemlerden biri, devlet bütçesinden giydirileceklerin yerli malı satın almaları zorunluluğu getirildi. Kurulmuş olan tekstil fabrikalarının genişlemesi ve yeni fabrikaların yapılması özendirildi.
Sümerbank ve Etibank kuruldu. Temmuz 1932'den itibaren, bir dizi yeni iktisat politikası ve aracıyla Sümerbank, Etibank gibi devlet işletmelerinin öncülüğünü yapacağı bir sanayileşme hareketine girişildi.
Ülkenin ilk cam üretim tesisinin temeli 14 Ağustos 1934'te Beykoz Paşabahçe'de atıldı. 1936'ya gelindiğinde Paşabahçe Fabrikası ülkenin tüm şişe ve cam eşyası talebini karşılar hale gelmişti.
Sümerbank'ın bünyesinde çok sayıda devlet işletmesi kuruldu. Dönemin en iddialı sanayi hamlesi, demir-çelik sanayisinin kurulması oldu. 1937'de Karabük'te çeltik tarımından çelik sanayisine dönülerek Türkiye'nin ilk ağır sanayi hamlesi başlatılmış oldu.
Cumhuriyet yönetimi, Artvin ve Rize yöresinde çay yetişebileceğini belirledikten sonra, 1924 yılında çıkarılan yasa ile çay üretimi özendirildi. İlk üretim 1938 yılında atölyede elle işlenerek gerçekleştirildi. Çay yapraklarının makinelerle işlenmesi 1939 yılında ve ilk fabrikanın faaliyete geçmesi de 1947'de
gerçekleşti.
Dönem boyunca ekonominin lokomotiflik görevini devlet sektörünün üstlenmiş olması, özel sermayenin dışlandığı zannını uyandırmamalıdır. Tersine, gerek ticarette gerekse sanayide özel sermayenin varlığı ve gelişimi gözetilmiş ve korunmuştur. Özel sektörün KOÇ gibi dev grupları, bu dönemde ilk birikimlerini ticaret, müteahhitlik gibi alanlardan sağladıktan sonra, 1950 sonrasında sanayi yatırımlarına giriştiler. Cumhuriyet, bu anlamda geleceğin sanayicilerini de yetiştirdi.
Cumhuriyet öncesinde çalışanlar, sosyal güvenlik kurumlarının desteğinden mahrumdu. Sosyal Sigortalar Kurumu olmadığı gibi, devletin işgücü piyasasında düzenleyicilik görevi de yoktu. Bu alanda ilk ve önemli gelişme, İş Kanunu'nun 1937'de yürürlüğe girmesi oldu.
Birinci Sanayi Planı ile eğitim ve öğretimde büyük atılım başlatıldı. 1934 yılında mesleki ve teknik öğrenimde 4 bin öğrenci varken, 1938 yılı sonunda 16 bin 750'ye yükseldi.
Ve madencilik alanında da benzer gelişmeler yaşandı. 1924 yılında 994 bin ton olan maden kömürü üretimi, dönem sonunda 2,5 milyon tona yükseldi. Anadolu halkının büyük çoğunluğu kömür kullanmayı, bu dönemde henüz bilmemekteydi. Ülke madenciliği, yabancı sermaye denetiminde ve çok sınırlı maden işletmesinin üretiminden ibaretti. Cumhuriyetin ilanından itibaren maden kömürü yanında, borasit ve tuz üretimi de yapıldı. Kükürt üretimi 1931'de, krom ve linyit üretimi 1932'de ve demir cevheri üretimi 1938'de ancak başlayabildi. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren madenlerimiz işletilmeye ve ekonomimize kazandırılmaya başlandı?
(yarın devam edelim)?
Cumhuriyetin kazanımları sıralandığında uzun bir liste çıkar karşımıza. Fakat bu uzun listeyi dört ana başlıkta toparlamak mümkün:
Siyasi kazanımlar, ekonomik kazanımlar, eğitim alanındaki kazanımlar ve kültürel kazanımlar.
Siyasi kazanımlarımıza baktığımızda; tam bağımsız bir devlete kavuşmuş olmamız en büyük kazanımımızdır.
Yasama, yürütme ve yargı gücüne dayalı anayasal bir sistemin kurulması ve hukukun üstünlüğü yasalarla garanti altına alınması da çok büyük bir kazanım olmuştur milletimiz için.
Türk vatandaşlarının seçimler ile ülke yönetimine katılma hakkı kazanmış olması da tarif edilemez bir kazanım olmuştur.
Kadınlarımıza seçme, seçilme hakkı verilmesi ve ilk kez 8 Şubat 1935 tarihinde milletvekili seçiminde oy kullanması da Türk kadınlarımız için büyük bir
kazanımdır.
Bir kişinin eline bırakılan Halifelik makamının kaldırılarak, bu gücün Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne devredilmesi de devletimiz ve milletimiz için büyük bir kazanım olmuştur.
Laiklik sayesinde ise dinimiz İslam, koruma altına alınmıştır. Bu yolla, devlet kademelerine bir şekilde sızmış, karanlık emeller besleyen bir takım kişilerin, sureti haktan görünüp, İslam üzerinde yapacakları tahribat ve dini kendi siyasi emelleri için kullanmak istemeleri engellenmiştir.
Genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sosyal bir devlet olarak vücut bulması da milletimiz açısından büyük bir kazanım olmuştur?
* * *
Ekonomik kazanımlarımızın listesi ise bir hayli uzun, fakat özetin özeti; genç Cumhuriyetin ilk yıllarında sanayi işletmelerinin yüzde 96'sı kas gücü kullanıyordu. Yani sanayimiz yoktu.
İlk yıllardan itibaren şeker, cam, demir çelik ve dokumaya öncülük tanındı, Anadolu'da fabrika bacaları yükselmeye başladı.
1925 yılından itibaren şeker fabrikaları kuruldu. Yerli özel teşebbüsler devlet tarafından desteklendi.
Ana yurt demir ağlarla örüldü. Büyük kütlesel yüklerin en ucuz ve güvenli biçimde taşınabilmesi sağlandı. Böylelikle demiryolları, potansiyel üretim merkezlerine, doğal kaynaklara ulaşmış oldu.
İthalatın bitirilmesine yönelik politikalar geliştirildi. İlk alınan önlemlerden biri, devlet bütçesinden giydirileceklerin yerli malı satın almaları zorunluluğu getirildi. Kurulmuş olan tekstil fabrikalarının genişlemesi ve yeni fabrikaların yapılması özendirildi.
Sümerbank ve Etibank kuruldu. Temmuz 1932'den itibaren, bir dizi yeni iktisat politikası ve aracıyla Sümerbank, Etibank gibi devlet işletmelerinin öncülüğünü yapacağı bir sanayileşme hareketine girişildi.
Ülkenin ilk cam üretim tesisinin temeli 14 Ağustos 1934'te Beykoz Paşabahçe'de atıldı. 1936'ya gelindiğinde Paşabahçe Fabrikası ülkenin tüm şişe ve cam eşyası talebini karşılar hale gelmişti.
Sümerbank'ın bünyesinde çok sayıda devlet işletmesi kuruldu. Dönemin en iddialı sanayi hamlesi, demir-çelik sanayisinin kurulması oldu. 1937'de Karabük'te çeltik tarımından çelik sanayisine dönülerek Türkiye'nin ilk ağır sanayi hamlesi başlatılmış oldu.
Cumhuriyet yönetimi, Artvin ve Rize yöresinde çay yetişebileceğini belirledikten sonra, 1924 yılında çıkarılan yasa ile çay üretimi özendirildi. İlk üretim 1938 yılında atölyede elle işlenerek gerçekleştirildi. Çay yapraklarının makinelerle işlenmesi 1939 yılında ve ilk fabrikanın faaliyete geçmesi de 1947'de
gerçekleşti.
Dönem boyunca ekonominin lokomotiflik görevini devlet sektörünün üstlenmiş olması, özel sermayenin dışlandığı zannını uyandırmamalıdır. Tersine, gerek ticarette gerekse sanayide özel sermayenin varlığı ve gelişimi gözetilmiş ve korunmuştur. Özel sektörün KOÇ gibi dev grupları, bu dönemde ilk birikimlerini ticaret, müteahhitlik gibi alanlardan sağladıktan sonra, 1950 sonrasında sanayi yatırımlarına giriştiler. Cumhuriyet, bu anlamda geleceğin sanayicilerini de yetiştirdi.
Cumhuriyet öncesinde çalışanlar, sosyal güvenlik kurumlarının desteğinden mahrumdu. Sosyal Sigortalar Kurumu olmadığı gibi, devletin işgücü piyasasında düzenleyicilik görevi de yoktu. Bu alanda ilk ve önemli gelişme, İş Kanunu'nun 1937'de yürürlüğe girmesi oldu.
Birinci Sanayi Planı ile eğitim ve öğretimde büyük atılım başlatıldı. 1934 yılında mesleki ve teknik öğrenimde 4 bin öğrenci varken, 1938 yılı sonunda 16 bin 750'ye yükseldi.
Ve madencilik alanında da benzer gelişmeler yaşandı. 1924 yılında 994 bin ton olan maden kömürü üretimi, dönem sonunda 2,5 milyon tona yükseldi. Anadolu halkının büyük çoğunluğu kömür kullanmayı, bu dönemde henüz bilmemekteydi. Ülke madenciliği, yabancı sermaye denetiminde ve çok sınırlı maden işletmesinin üretiminden ibaretti. Cumhuriyetin ilanından itibaren maden kömürü yanında, borasit ve tuz üretimi de yapıldı. Kükürt üretimi 1931'de, krom ve linyit üretimi 1932'de ve demir cevheri üretimi 1938'de ancak başlayabildi. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren madenlerimiz işletilmeye ve ekonomimize kazandırılmaya başlandı?
(yarın devam edelim)?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Eyüp Kabil / diğer yazıları
- Kötü kopya / 06.07.2023
- Asrın ahlaksızlığı / 18.02.2023
- İmar affını ‘kader’ çıkarmadı / 11.02.2023
- EYT’liler ilk maaşı ne zaman alır? / 04.02.2023
- Altılı Masa artık yok! / 28.01.2023
- Avantajları kaybeden seçimi kaybeder / 21.01.2023
- Basit bir ekonomi dersi! / 15.07.2022
- Hz. Ali'yi sevmek / 12.07.2022
- Teşekkürler… / 10.07.2022
- “Sarı bürokratlar”a sesleniş! / 26.05.2022
- Asrın ahlaksızlığı / 18.02.2023
- İmar affını ‘kader’ çıkarmadı / 11.02.2023
- EYT’liler ilk maaşı ne zaman alır? / 04.02.2023
- Altılı Masa artık yok! / 28.01.2023
- Avantajları kaybeden seçimi kaybeder / 21.01.2023
- Basit bir ekonomi dersi! / 15.07.2022
- Hz. Ali'yi sevmek / 12.07.2022
- Teşekkürler… / 10.07.2022
- “Sarı bürokratlar”a sesleniş! / 26.05.2022