İstanbul Bahçelievler Meltem Okuluna kurulan çirkin tezgaha adalet de alet edildi. Okulun kapatılmasını kafalarına koyan güçler Mahkeme'ye sundukları sahte dilekçenin sahteliğini ortaya koyan müfettişlerin raporunu sümenaltı ederek Adaleti yanıltmaktan çekinmediler. Raporlarında gerçekleri ortaya koyan müfettişlerin de sürgüne gönderildiği haberleri geliyor
İstanbul Bahçelievler Meltem Koleji'ne kuzuyu yemeyi zaten aklına koymuş kurtun "suyu bulandırma" hikayesi misali kurulan çirkin tuzağın neresinden tutulsa elde kalıyor. Perdeler açıldıkça ortaya çıkan bir başka gerçek delillerin karartılması şeklinde kendini gösterdi.
DELİLLER KARARTILDI, ADALET YANILTILDI
Milli Eğitim başta olmak üzere tüm resmi kurumların "olur"u ile yıllardır eğitim-öğretim yapılan binanın Standartlar Yönergesine uygun olmadığı gerekçesiyle kapatılması girişimine Adaletin "dur" demesi üzerine, Mahkeme'nin yanıltıldığı ortaya çıktı. 12.09. 2001 tarihinde yürütmeyi durduran İstanbul 4. İdare Mahkemesi kararı gereğince, müfettiş raporu ve işlem dosyasını göndermesi gereken idarenin bu dosyanın tamamını göndermediği, sadece 17.05. 2001 tarihli müfettiş raporunu ve sahte dilekçeyi koyarak Adaleti yanılttığı bilgisine ulaşıldı. İdarenin bununla kalmayıp 8 öğretmenin ismi ve imzası kullanılarak düzenlenen sahte dilekçeyle ilgili olarak Meltem Okulunda yaptığı soruşturma sonuçlarını içeren raporu işlem dosyasına koymadığı öğrenildi.
MÜFETTİŞLER DİLEKÇENİN SAHTE OLDU?UNU ORTAYA ÇIKARDILAR, FAKAT!
Edindiğimiz bilgilere göre idare, Özel Meltem İlköğretim Okulunda görev yapan 8 öğretmenin ismi ve imzaları kullanılarak düzenlenen sahte dilekçe ile ilgili olarak okulda bir soruşturma yaptı. Soruşturma için iki müfettiş görevlendirdi. Olayı incelemek için Mayıs ayının başlarında okula gelen müfettişler, bu sahte dilekçeden hiç söz etmeden, dilekçedeki iddialar hakkında öğretmenler dahil 22 personelin ifadelerine başvurdular. Okulla ilgili herhangi bir şikayetlerinin olup olmadığını, resmi makamlara herhangi bir dilekçe verip vermediklerini sordular. Öğretmenlerin günlük plan defterleri ile ifade tutanaklarına attıkları imzalarla sahte dilekçedeki imzaları karşılaştırdılar. Neticede hem dilekçenin sahte olduğunu, hem de sahte dilekçedeki iddiların asılsız iftiralardan ibaret olduğunu tespit ettiler. Buna rağmen idare, hem sahteliğini tespit ettiği dilekçeyi gerçekmiş gibi kabul etmekte bir beis görmedi. Hem de Mahkeme'ye sunduğu işlem dosyasına 17.05.2001 tarihli müfettiş raporu ile sadece onu koyarak Adalet mekanizmasını yanıltmayı tercih etti.
İdarenin sahte belgeyle adaleti yanıltma girişimi de gayet tabii ki Mahkeme'nin daha önce verdiği yürütmeyi durdurma kararını kaldırması şeklinde meyvesini verdi.
GERÇE?İ ORTAYA ÇIKARAN MÜFETTİŞ RAPORUNUN AKIBETİ MEÇHUL
İdarenin sahte dilekçe ile Mahkeme'yi yanıltması bir yana bu sahte dilekçeyi baz alarak Meltem Okullarına gönderdiği iki müfettişin hazırladığı raporu dikkate almadığı, sümenaltı ettiği hatta baskı ile değiştirtmiş olabileceği bize ulaşan bilgiler arasında. Edinilen bilgilere göre Meltem Kolejine gelen müfettişler, sahte dilekçede adı geçen 8 öğretmen başta olmak üzere 22 kişiyi tek tek sorguya çektiler. Ne 8 öğretmen, ne diğer öğretmenler, ne de personel, böyle bir tezgah dilekçenin varlığından, Valiliğe ulaştığından haberleri olmadığı halde sahte dilekçede yer alan iddiaların hiç birinin doğru olmadığı yönünde bilgi verdiler. Hatta tam aksine okullarından memnun olduklarını, kanunlara, nizamlara, Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı bir eğitim-öğretim yapıldığını belirttiler. Bu cevaplarla karşılaşan ve Meltem Kolejinin ipini çekecek bilgiler edinemeyen müfettişler, tutanaklarını tuttular. Okuldan ayrıldılar. Elbette ki rapor da yazdılar. Fakat bu raporun Mahkemeye sunulan işlem dosyasında yer almadığı görüldü. Bu durum iki müfettişin rapor hazırlayıp hazırlamadıkları, hazırladılarsa akıbetinin ne olduğu konusunda şu soruları gündeme getirmekte:
"Müfettişler, sahte dilekçede yer alan iddiaların gerçek olmadığını tespit edince hiç rapor yazma gereği mi hissetmediler?"
"Yoksa rapor yazdılar da, yazılan rapor gerçeği yansıttığı, sahte dilekçedeki iddiaların birer yalandan, iftiradan ibaret olduğunu ortaya koyduğu için sümenaltı mı edildi?"
"Rapor yazdılar da, yazılan rapor, sahte dilekçedeki iddiaların birer iftira ve yalandan ibaret olduğunu ortaya koyduğu, gerçekleri ihtiva ettiği için mi Mahkemeye sunulan işlem dosyasına konulmadı?"
"Dahası müfettişler baskı altına alınarak raporlar değiştirilmiş midir?"
" Kısacası bu iki müfettişin İstanbul Meltem İlköğretim Okulu ile ilgili olarak hazırladığı rapor nerede?"
HOKUS POKUS YAPMAYAN MÜFETTİŞLER SÜRGÜN MÜ EDİLDİ? ÖMER BALIBEY BU İŞİN NERESİNDE?
Tabii iş bununla da sınırlı kalmadı. Sahte dilekçedeki sahte iddialar doğrultusunda bilgiler edinemeyen müfettişler bu beceriksizliklerini (!) pahalıya ödeme durumu ile karşı karşıya kaldılar. Kendilerini Meltem Kolejine gönderen kamu görevlileri, sahte dilekçedeki yalanları bir hokus pokusla doğruya dönüştürecek sihirbazlıkta bulunamayan bu müfettişler hakkında, soruşturma mekanizmasını devreye soktular. Beyoğlu'ndaki Dr. Refik Saydam İlköğretim Okulunda, Ağustos'un ikinci haftasında yaptığı toplantıda, İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey, "Bahçelievler'deki bir okul iki müfettiş tarafından korunduğu için bu 2 müfettiş il dışına gönderiliyor" sözleri ile kimi kastetti? Kastedilen okul Meltem, iki müfettiş de bu iki müfettiş ise, soruşturma sonucu sırf gerçeği rapor eden bu iki müfettiş, dürüstçe görev yapmalarının bedelini sürgüne gönderilmekle ödediler.
İstanbul Bahçelievler Meltem Koleji'ne kuzuyu yemeyi zaten aklına koymuş kurtun "suyu bulandırma" hikayesi misali kurulan çirkin tuzağın neresinden tutulsa elde kalıyor. Perdeler açıldıkça ortaya çıkan bir başka gerçek delillerin karartılması şeklinde kendini gösterdi.
DELİLLER KARARTILDI, ADALET YANILTILDI
Milli Eğitim başta olmak üzere tüm resmi kurumların "olur"u ile yıllardır eğitim-öğretim yapılan binanın Standartlar Yönergesine uygun olmadığı gerekçesiyle kapatılması girişimine Adaletin "dur" demesi üzerine, Mahkeme'nin yanıltıldığı ortaya çıktı. 12.09. 2001 tarihinde yürütmeyi durduran İstanbul 4. İdare Mahkemesi kararı gereğince, müfettiş raporu ve işlem dosyasını göndermesi gereken idarenin bu dosyanın tamamını göndermediği, sadece 17.05. 2001 tarihli müfettiş raporunu ve sahte dilekçeyi koyarak Adaleti yanılttığı bilgisine ulaşıldı. İdarenin bununla kalmayıp 8 öğretmenin ismi ve imzası kullanılarak düzenlenen sahte dilekçeyle ilgili olarak Meltem Okulunda yaptığı soruşturma sonuçlarını içeren raporu işlem dosyasına koymadığı öğrenildi.
MÜFETTİŞLER DİLEKÇENİN SAHTE OLDU?UNU ORTAYA ÇIKARDILAR, FAKAT!
Edindiğimiz bilgilere göre idare, Özel Meltem İlköğretim Okulunda görev yapan 8 öğretmenin ismi ve imzaları kullanılarak düzenlenen sahte dilekçe ile ilgili olarak okulda bir soruşturma yaptı. Soruşturma için iki müfettiş görevlendirdi. Olayı incelemek için Mayıs ayının başlarında okula gelen müfettişler, bu sahte dilekçeden hiç söz etmeden, dilekçedeki iddialar hakkında öğretmenler dahil 22 personelin ifadelerine başvurdular. Okulla ilgili herhangi bir şikayetlerinin olup olmadığını, resmi makamlara herhangi bir dilekçe verip vermediklerini sordular. Öğretmenlerin günlük plan defterleri ile ifade tutanaklarına attıkları imzalarla sahte dilekçedeki imzaları karşılaştırdılar. Neticede hem dilekçenin sahte olduğunu, hem de sahte dilekçedeki iddiların asılsız iftiralardan ibaret olduğunu tespit ettiler. Buna rağmen idare, hem sahteliğini tespit ettiği dilekçeyi gerçekmiş gibi kabul etmekte bir beis görmedi. Hem de Mahkeme'ye sunduğu işlem dosyasına 17.05.2001 tarihli müfettiş raporu ile sadece onu koyarak Adalet mekanizmasını yanıltmayı tercih etti.
İdarenin sahte belgeyle adaleti yanıltma girişimi de gayet tabii ki Mahkeme'nin daha önce verdiği yürütmeyi durdurma kararını kaldırması şeklinde meyvesini verdi.
GERÇE?İ ORTAYA ÇIKARAN MÜFETTİŞ RAPORUNUN AKIBETİ MEÇHUL
İdarenin sahte dilekçe ile Mahkeme'yi yanıltması bir yana bu sahte dilekçeyi baz alarak Meltem Okullarına gönderdiği iki müfettişin hazırladığı raporu dikkate almadığı, sümenaltı ettiği hatta baskı ile değiştirtmiş olabileceği bize ulaşan bilgiler arasında. Edinilen bilgilere göre Meltem Kolejine gelen müfettişler, sahte dilekçede adı geçen 8 öğretmen başta olmak üzere 22 kişiyi tek tek sorguya çektiler. Ne 8 öğretmen, ne diğer öğretmenler, ne de personel, böyle bir tezgah dilekçenin varlığından, Valiliğe ulaştığından haberleri olmadığı halde sahte dilekçede yer alan iddiaların hiç birinin doğru olmadığı yönünde bilgi verdiler. Hatta tam aksine okullarından memnun olduklarını, kanunlara, nizamlara, Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı bir eğitim-öğretim yapıldığını belirttiler. Bu cevaplarla karşılaşan ve Meltem Kolejinin ipini çekecek bilgiler edinemeyen müfettişler, tutanaklarını tuttular. Okuldan ayrıldılar. Elbette ki rapor da yazdılar. Fakat bu raporun Mahkemeye sunulan işlem dosyasında yer almadığı görüldü. Bu durum iki müfettişin rapor hazırlayıp hazırlamadıkları, hazırladılarsa akıbetinin ne olduğu konusunda şu soruları gündeme getirmekte:
"Müfettişler, sahte dilekçede yer alan iddiaların gerçek olmadığını tespit edince hiç rapor yazma gereği mi hissetmediler?"
"Yoksa rapor yazdılar da, yazılan rapor gerçeği yansıttığı, sahte dilekçedeki iddiaların birer yalandan, iftiradan ibaret olduğunu ortaya koyduğu için sümenaltı mı edildi?"
"Rapor yazdılar da, yazılan rapor, sahte dilekçedeki iddiaların birer iftira ve yalandan ibaret olduğunu ortaya koyduğu, gerçekleri ihtiva ettiği için mi Mahkemeye sunulan işlem dosyasına konulmadı?"
"Dahası müfettişler baskı altına alınarak raporlar değiştirilmiş midir?"
" Kısacası bu iki müfettişin İstanbul Meltem İlköğretim Okulu ile ilgili olarak hazırladığı rapor nerede?"
HOKUS POKUS YAPMAYAN MÜFETTİŞLER SÜRGÜN MÜ EDİLDİ? ÖMER BALIBEY BU İŞİN NERESİNDE?
Tabii iş bununla da sınırlı kalmadı. Sahte dilekçedeki sahte iddialar doğrultusunda bilgiler edinemeyen müfettişler bu beceriksizliklerini (!) pahalıya ödeme durumu ile karşı karşıya kaldılar. Kendilerini Meltem Kolejine gönderen kamu görevlileri, sahte dilekçedeki yalanları bir hokus pokusla doğruya dönüştürecek sihirbazlıkta bulunamayan bu müfettişler hakkında, soruşturma mekanizmasını devreye soktular. Beyoğlu'ndaki Dr. Refik Saydam İlköğretim Okulunda, Ağustos'un ikinci haftasında yaptığı toplantıda, İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey, "Bahçelievler'deki bir okul iki müfettiş tarafından korunduğu için bu 2 müfettiş il dışına gönderiliyor" sözleri ile kimi kastetti? Kastedilen okul Meltem, iki müfettiş de bu iki müfettiş ise, soruşturma sonucu sırf gerçeği rapor eden bu iki müfettiş, dürüstçe görev yapmalarının bedelini sürgüne gönderilmekle ödediler.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.