"Lafın tamamı deliye söylenir" derler ya, ne kadar da doğru söz imiş. Günümüz, insanlara lafın tamamını anlatmakla geçiyor ancak mermere laf anlatılabilir belki insanlarımız mermerden de katı.
Düşünün, önümüzde bir çıkmaz sokak ve ilerisi meçhullerle dolu. Ancak başındaki çıngarlar çok mahir bağırdıkça bağırıyor, çağırıyorlar. İnsanlar akın ediyor ancak bağırıp çağıran insanların kendileri bile sokağın çıkmaz olduğunu tam bilmiyor. Görevlerini gürültü çıkararak yapıyorlar.
Emanet ehline verilmediği müddetçe o çıkmaz sokaklar önü ne kadar kalabalık olursa olsun çıkmaz sokak olarak kalacaktır. Geçen her zaman dünya ve ahiret kazancı olarak iflasa sürüklenmek olacaktır. "Dünya ahiretin tarlasıdır" anlayışından hareketle verimli olmayan bir tarladan bol hasat beklemek enayiliktir. Tarlayı verimli kılmak ise o işin uzmanlarının yapabileceği bir iştir.
Yani kısaca özetleyecek olursak, her işin bir erbabı vardır. Devlet yönetimi ise o ülkenin tüm insanlarının sorumluluğunu almaktır ki, eğer yönetimde olan ve yönetime talip olanlar taşeron olup da milli olmaz ise vah o ülkenin insanlarına. Hem dünyada, hem ahirette bedbaht olmak işten bile değildir.
Peki, bu milli olup olmamak nasıl anlaşılır diye soracak olunursa el cevap, eğer ülkeyi idare edenler kendi paralarını basmaya muktedir iseler evet onlar gerçek iktidardır. Ancak milli para doların ya da daha başka kâğıtların tercümesi ise yandığımız gündür.
Evet, bu insanların destekçilerinin, sevenlerinin cüppeli, fesli olmaları önemli değildir. Çalış çalış ecnebiye ver, verdikçe borçlan, borçlandıkça emir al, emir aldıkça taviz ver, taviz verdikçe ülken bölünsün yani geleceğimiz kapkaranlık olsun böyle bir anlayışın sonucu ancak ve maalesef bu yazdıklarımız olacaktır.
Kısacası, çıkmaz sokak önünde beklemek akılcı bir iş değildir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür ancak şimdilik bu kadarla iktifa ediyor ve insanımızın bir an önce uyanmasını ve kendilerini yönetecek milli anlayışa sahip kişilerle bir ve beraber olma elzemiyetini hatırlatıyoruz. Ve çıkmaz sokakların kapısında beklemek yerine ummanı görebilmelerini temenni ediyoruz.
Düşünün, önümüzde bir çıkmaz sokak ve ilerisi meçhullerle dolu. Ancak başındaki çıngarlar çok mahir bağırdıkça bağırıyor, çağırıyorlar. İnsanlar akın ediyor ancak bağırıp çağıran insanların kendileri bile sokağın çıkmaz olduğunu tam bilmiyor. Görevlerini gürültü çıkararak yapıyorlar.
Emanet ehline verilmediği müddetçe o çıkmaz sokaklar önü ne kadar kalabalık olursa olsun çıkmaz sokak olarak kalacaktır. Geçen her zaman dünya ve ahiret kazancı olarak iflasa sürüklenmek olacaktır. "Dünya ahiretin tarlasıdır" anlayışından hareketle verimli olmayan bir tarladan bol hasat beklemek enayiliktir. Tarlayı verimli kılmak ise o işin uzmanlarının yapabileceği bir iştir.
Yani kısaca özetleyecek olursak, her işin bir erbabı vardır. Devlet yönetimi ise o ülkenin tüm insanlarının sorumluluğunu almaktır ki, eğer yönetimde olan ve yönetime talip olanlar taşeron olup da milli olmaz ise vah o ülkenin insanlarına. Hem dünyada, hem ahirette bedbaht olmak işten bile değildir.
Peki, bu milli olup olmamak nasıl anlaşılır diye soracak olunursa el cevap, eğer ülkeyi idare edenler kendi paralarını basmaya muktedir iseler evet onlar gerçek iktidardır. Ancak milli para doların ya da daha başka kâğıtların tercümesi ise yandığımız gündür.
Evet, bu insanların destekçilerinin, sevenlerinin cüppeli, fesli olmaları önemli değildir. Çalış çalış ecnebiye ver, verdikçe borçlan, borçlandıkça emir al, emir aldıkça taviz ver, taviz verdikçe ülken bölünsün yani geleceğimiz kapkaranlık olsun böyle bir anlayışın sonucu ancak ve maalesef bu yazdıklarımız olacaktır.
Kısacası, çıkmaz sokak önünde beklemek akılcı bir iş değildir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür ancak şimdilik bu kadarla iktifa ediyor ve insanımızın bir an önce uyanmasını ve kendilerini yönetecek milli anlayışa sahip kişilerle bir ve beraber olma elzemiyetini hatırlatıyoruz. Ve çıkmaz sokakların kapısında beklemek yerine ummanı görebilmelerini temenni ediyoruz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
H. İbrahim TALAY / diğer yazıları
- Kısır politika ve milli siyaset / 31.05.2020
- Asıl zavallı kim? / 22.05.2020
- İstikamet / 08.05.2020
- Sahte kahramanlar / 28.04.2020
- Şehr-i emin ve liyakat / 04.02.2019
- Suç, ceza ve adalet / 20.01.2019
- Çözümün adresi belli / 08.05.2018
- Tren gecikmez raydan çıkar / 05.05.2018
- Kul hakkı ve Milli Ekonomi Modeli / 28.04.2018
- Yağmur duası ve Milli Ekonomi Modeli / 27.02.2018
- Asıl zavallı kim? / 22.05.2020
- İstikamet / 08.05.2020
- Sahte kahramanlar / 28.04.2020
- Şehr-i emin ve liyakat / 04.02.2019
- Suç, ceza ve adalet / 20.01.2019
- Çözümün adresi belli / 08.05.2018
- Tren gecikmez raydan çıkar / 05.05.2018
- Kul hakkı ve Milli Ekonomi Modeli / 28.04.2018
- Yağmur duası ve Milli Ekonomi Modeli / 27.02.2018