Kimi dostlarımız, arkadaşlarımız ve akrabalarımız neden hala iktidar partisine 'acabalarla' baktığımızı soruyorlar, neden hala çoğunluğun aktığı tarafa akmadığımızı merak ediyorlar.
Biz de aynı dili kullanarak onların neden hala, bunca badireye, bunca beyyineye rağmen iktidar partisine 'acabalarla' bakmadıklarını, neden hala olup-bitenleri sorgulamadıklarını merak ediyoruz.
Hayatta hiçbir sorun sümenaltı edilerek, halının altına süpürülerek çözülmüş değildir.
Hayatın içinde hiçbir soru da üstü örtülerek, duymazlıktan gelerek cevaplanmış değildir.
Sorunlar çözülmüyorsa ve sorular cevaplanmıyorsa dağlar gibi birikmiş olan sorunları ve soruları zihnimizin hangi köşesinde saklayıp da iktidara gülücükler dağıtacağız?
Diyelim ki biz de 'uydum kalabalığa' diyerek rol icabı sorup-sual etmeden alkışlamaya başladık, peki var olan sorunlar çözülmüş ve biriken sorular cevaplanmış olacak mı?
Galile'nin dediği gibi; "Ben dünya dönmüyor desem ne fark edecek, dünya yine dönmesine devam edecek?"
Evet, dünya dönüyor ve dönen bu dünyanın bir köşesinde, Anadolu coğrafyasında sayısız ve hesapsız fırıldaklar da dönüyor, baş döndürücü gelişmeler oluyor, yarın torunlarımızın yakamıza yapışacakları kadar tehlikeli adımlar atılıyor.
"Görmedik, duymadık, bilmiyoruz" rollerini oynamak yarın bizi torunlarımızın elinden ve tarihin sorgusundan kurtarabilecek mi?
Sadece içerde değil ki, dış dünya, İslam dünyasındaki gelişmelerle ilgili de birikmiş, cevap bekleyen binlerce soru var.
İmkanınız yoktu, eliniz erişmiyor, kolunuz kavuşmuyordu ve "İmdat" çığlıklarına koşamadınız diyelim, peki haçlı-siyonist işgalcilerle bir olup komşu-kardeş ülkelerin kuyusunu kazmanızı nasıl izah edeceksiniz?
Suriye'de 'muhalefetin icad edildiğini' artık dünya alem biliyor, peki bu icad etme işindeki rolünüzü, katkınızı ve yaptıklarınızı katledilen yüz binlere nasıl anlatacaksınız?
Mutlak bir hesap gününe kesinlikle inanıyoruz ve zerre kadar iyiliğin de zerre kadar kötülüğün de karşılığını eksiksiz göreceğimize de elbette inanıyoruz.
Irak'ta katledilen iki milyon Müslümanla, Suriye'de katledilen yarım milyon Müslümanla yarın mahşerde, Hakkın huzurunda hesaplaşmayacağımızı mı
zannediyoruz?
İşgale destek verenler, destek verenlere destek olanlar, Suriye'de muhalefet icad edenler ve edenlere yardım edenler yerin altını hiç mi düşünmüyorlar acaba?
Cevap bekleyen binbir soru varken, çözüm bekleyen dağ gibi sorunlar varken kimse bizden lütfen gülücükler beklemesin.
Biz de aynı dili kullanarak onların neden hala, bunca badireye, bunca beyyineye rağmen iktidar partisine 'acabalarla' bakmadıklarını, neden hala olup-bitenleri sorgulamadıklarını merak ediyoruz.
Hayatta hiçbir sorun sümenaltı edilerek, halının altına süpürülerek çözülmüş değildir.
Hayatın içinde hiçbir soru da üstü örtülerek, duymazlıktan gelerek cevaplanmış değildir.
Sorunlar çözülmüyorsa ve sorular cevaplanmıyorsa dağlar gibi birikmiş olan sorunları ve soruları zihnimizin hangi köşesinde saklayıp da iktidara gülücükler dağıtacağız?
Diyelim ki biz de 'uydum kalabalığa' diyerek rol icabı sorup-sual etmeden alkışlamaya başladık, peki var olan sorunlar çözülmüş ve biriken sorular cevaplanmış olacak mı?
Galile'nin dediği gibi; "Ben dünya dönmüyor desem ne fark edecek, dünya yine dönmesine devam edecek?"
Evet, dünya dönüyor ve dönen bu dünyanın bir köşesinde, Anadolu coğrafyasında sayısız ve hesapsız fırıldaklar da dönüyor, baş döndürücü gelişmeler oluyor, yarın torunlarımızın yakamıza yapışacakları kadar tehlikeli adımlar atılıyor.
"Görmedik, duymadık, bilmiyoruz" rollerini oynamak yarın bizi torunlarımızın elinden ve tarihin sorgusundan kurtarabilecek mi?
Sadece içerde değil ki, dış dünya, İslam dünyasındaki gelişmelerle ilgili de birikmiş, cevap bekleyen binlerce soru var.
İmkanınız yoktu, eliniz erişmiyor, kolunuz kavuşmuyordu ve "İmdat" çığlıklarına koşamadınız diyelim, peki haçlı-siyonist işgalcilerle bir olup komşu-kardeş ülkelerin kuyusunu kazmanızı nasıl izah edeceksiniz?
Suriye'de 'muhalefetin icad edildiğini' artık dünya alem biliyor, peki bu icad etme işindeki rolünüzü, katkınızı ve yaptıklarınızı katledilen yüz binlere nasıl anlatacaksınız?
Mutlak bir hesap gününe kesinlikle inanıyoruz ve zerre kadar iyiliğin de zerre kadar kötülüğün de karşılığını eksiksiz göreceğimize de elbette inanıyoruz.
Irak'ta katledilen iki milyon Müslümanla, Suriye'de katledilen yarım milyon Müslümanla yarın mahşerde, Hakkın huzurunda hesaplaşmayacağımızı mı
zannediyoruz?
İşgale destek verenler, destek verenlere destek olanlar, Suriye'de muhalefet icad edenler ve edenlere yardım edenler yerin altını hiç mi düşünmüyorlar acaba?
Cevap bekleyen binbir soru varken, çözüm bekleyen dağ gibi sorunlar varken kimse bizden lütfen gülücükler beklemesin.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025