Türkiye’nin cari işlemler dengesi Ocak ayında 6 milyar dolar açık verdi.
Hükümetin hedefi yılın ilk ayında bile şaştı. Dolayısıyla böyle giderse yıl sonunda Türkiye’nin cari açığı 80 milyar dolara ulaşabilir. Bu yıl bundan daha iyi bir sonuç olmayacak gibi görünüyor.
Hükümet 2011 yılında 42,2 milyar dolar cari açık vermeyi hedefliyordu. Bu hedef tutturulamadı ve cari açık 77 milyar dolara tırmandı.
42 milyar dolar açık verilseydi hükümet, hedefimize ulaştık diye belki de övünecekti.
Bir açık vermek nasıl hedef olabilir?
Bir lira bile cari açık vermek başarısızlık demek olduğu halde hedeflenen açığı geçmezseniz ekonominizi iyi saymanız ne kadar da yanlış değil mi?
Oysa Türkiye’nin ekonomide asla açık vermiyor olması lazım.
Türkiye’nin sahip olduğu zengin kaynaklar değil açık, fazla veren bir ekonomi olabilmesini mümkün kılıyor.
Türkiye elindeki imkânları kullanabilirse yurtdışına çok büyük gelir elde edebilecek ihracat yapabilir. Ama maalesef bugün Türkiye bunu değerlendirmiyor. Ve o yüzden biz şu anda cari işlemler açığı vermek zorunda kalıyoruz.
Türkiye’nin sadece tarım konusunda potansiyeli adam gibi değerlendirilebilse cari fazla vermek hiç de zor değil.
Değeri tam olarak anlaşılamamış bu tarım ürünlerinden en önemlisi fındık.
Türkiye fındığını ham olarak ihraç ediyor. Almanya ise Türkiye’den aldığı fındığın sanayisini kurmuş ve dünyanın en büyük fındık üreticisi konumuna yükselmiş bir ülke. Almanya Türk fındığından Türkiye’nin elde ettiği gelirden kat kat fazlasını elde ediyor. Almanya bugün fındıkta dünyanın üçüncü büyük ihracatçısı.
“Türkiye bu kadar cari açık veriyor. Hadi Almanya’nın yaptığını yapıp Türkiye’de fındığın sanayisini kurmak için kolları sıvayalım. Çikolata fabrikaları, fındık ezmesi tesisleri kuralım” diyoruz.
Olmuyor…
Neden?
Çünkü Türkiye’yi yönetenler cari açık vermeye odaklanmış. Fındığın bu potansiyelini görmüyorlar ya da görmek istemiyorlar…
Eforumuzu cari fazla vermeye harcasak belki o zaman fındığın değerini kavrayabileceğiz. Bugün Türkiye fındık üreticisine fazla fındık üretme diyor. Fındık doğru değerlendirilirse o zaman fındıktan vazgeçen binlerce vatandaşımız tekrar fındık üretimine geri dönecektir.
Fındık bu konuda verilebilecek örneklerden sadece biri.
Türkiye, cari açığı azaltmakta turizm gelirlerine güveniyor. Oysa turizm çok kolay etkilenen ve üzerinde hesap yapılamayacak kadar dengesiz bir sektör. Turizme harcadığı parayı Türkiye, tarım gibi toprağı, çiftçisi, makinası bize ait olan bir sektöre harcamış olsaydı hem turizmden bugüne kadar elde ettiğimiz gelirden kat kat fazlasını elde etmiştik. Hem de daha kalıcı bir gelirimiz olmuş olurdu.
Türkiye’nin küresel krizlerden bile kolay kolay etkilenmeyecek sürekli gelir getirecek alanlara ihtiyacı var. Tarım bunlardan biridir. Madencilik bir diğeridir.
Yani Türkiye’nin, hammaddesi bu ülkeden elde edilecek, bu ülkede işlenecek ve bu ülkede mamül haline gelecek ürünlere ihtiyacı var.
Türkiye’nin kaynaklarını gerçek manada değerlendirdiği söylenemez. Türkiye bugün müflis bir tüccar konumunda.
Elindeki zenginlikleri böyle çarçur eden bir ülke elbette ki cari açık verir, borçları da kat kat artar.
Hükümetin hedefi yılın ilk ayında bile şaştı. Dolayısıyla böyle giderse yıl sonunda Türkiye’nin cari açığı 80 milyar dolara ulaşabilir. Bu yıl bundan daha iyi bir sonuç olmayacak gibi görünüyor.
Hükümet 2011 yılında 42,2 milyar dolar cari açık vermeyi hedefliyordu. Bu hedef tutturulamadı ve cari açık 77 milyar dolara tırmandı.
42 milyar dolar açık verilseydi hükümet, hedefimize ulaştık diye belki de övünecekti.
Bir açık vermek nasıl hedef olabilir?
Bir lira bile cari açık vermek başarısızlık demek olduğu halde hedeflenen açığı geçmezseniz ekonominizi iyi saymanız ne kadar da yanlış değil mi?
Oysa Türkiye’nin ekonomide asla açık vermiyor olması lazım.
Türkiye’nin sahip olduğu zengin kaynaklar değil açık, fazla veren bir ekonomi olabilmesini mümkün kılıyor.
Türkiye elindeki imkânları kullanabilirse yurtdışına çok büyük gelir elde edebilecek ihracat yapabilir. Ama maalesef bugün Türkiye bunu değerlendirmiyor. Ve o yüzden biz şu anda cari işlemler açığı vermek zorunda kalıyoruz.
Türkiye’nin sadece tarım konusunda potansiyeli adam gibi değerlendirilebilse cari fazla vermek hiç de zor değil.
Değeri tam olarak anlaşılamamış bu tarım ürünlerinden en önemlisi fındık.
Türkiye fındığını ham olarak ihraç ediyor. Almanya ise Türkiye’den aldığı fındığın sanayisini kurmuş ve dünyanın en büyük fındık üreticisi konumuna yükselmiş bir ülke. Almanya Türk fındığından Türkiye’nin elde ettiği gelirden kat kat fazlasını elde ediyor. Almanya bugün fındıkta dünyanın üçüncü büyük ihracatçısı.
“Türkiye bu kadar cari açık veriyor. Hadi Almanya’nın yaptığını yapıp Türkiye’de fındığın sanayisini kurmak için kolları sıvayalım. Çikolata fabrikaları, fındık ezmesi tesisleri kuralım” diyoruz.
Olmuyor…
Neden?
Çünkü Türkiye’yi yönetenler cari açık vermeye odaklanmış. Fındığın bu potansiyelini görmüyorlar ya da görmek istemiyorlar…
Eforumuzu cari fazla vermeye harcasak belki o zaman fındığın değerini kavrayabileceğiz. Bugün Türkiye fındık üreticisine fazla fındık üretme diyor. Fındık doğru değerlendirilirse o zaman fındıktan vazgeçen binlerce vatandaşımız tekrar fındık üretimine geri dönecektir.
Fındık bu konuda verilebilecek örneklerden sadece biri.
Türkiye, cari açığı azaltmakta turizm gelirlerine güveniyor. Oysa turizm çok kolay etkilenen ve üzerinde hesap yapılamayacak kadar dengesiz bir sektör. Turizme harcadığı parayı Türkiye, tarım gibi toprağı, çiftçisi, makinası bize ait olan bir sektöre harcamış olsaydı hem turizmden bugüne kadar elde ettiğimiz gelirden kat kat fazlasını elde etmiştik. Hem de daha kalıcı bir gelirimiz olmuş olurdu.
Türkiye’nin küresel krizlerden bile kolay kolay etkilenmeyecek sürekli gelir getirecek alanlara ihtiyacı var. Tarım bunlardan biridir. Madencilik bir diğeridir.
Yani Türkiye’nin, hammaddesi bu ülkeden elde edilecek, bu ülkede işlenecek ve bu ülkede mamül haline gelecek ürünlere ihtiyacı var.
Türkiye’nin kaynaklarını gerçek manada değerlendirdiği söylenemez. Türkiye bugün müflis bir tüccar konumunda.
Elindeki zenginlikleri böyle çarçur eden bir ülke elbette ki cari açık verir, borçları da kat kat artar.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024






























































































