Merkezden muhite, aileden cemiyete, fertten topluma, saatten güne, günden haftaya, haftadan aya ve aydan yıla bütün zamanlarımızı ve mekanlarımızı kabuslarla, karabasanlarla doldurmak suretiyle düşümüzü çaldılar.
Köyde pancarımıza, fındığımıza, tütünümüze, tüm üretimimize kota koyarak, şehirde kasıtlı düzenlemelerle, ağır vergilerle atölyelerimizin kapısına kilit vurarak işimizi çaldınız.
Bağda bahçede, tarlada çayırda, fabrikada atölyede, caddede sokakta bütün iş imkanlarını alabildiğince ve olabildiğince daralttınız, dolayısıyla aşımızı çaldınız.
Ezanımızla, bayrağımızla, izzetimizle, gururumuzla Anadolu coğrafyasına ayak bastığımız günden beri, tarihin her döneminde, yedi iklim dört bucakta en dar ve en zor günlerde ve anlarda bile, adaletsizliğin karşısında hep dik durmuş olan başımızı çaldınız.
Dün Malazgirt'te, Pilevne'de, Çanakkale'de Milli Mücadele yıllarında bugün Bosna'da, Kosova'da, Afganistan'da ve Irak'ta, Filistin'de Haçlıların işledikleri ve işlemeye devam ettikleri cinayetlerden ötürü, hoşgörü ve diyalog yutturmacaları ile onlara karşı beslediğimiz kinimizi, nefretimizi çaldılar, Haçlılara karşı savaşacak aşkımızı çaldınız.
Televizyon ekranlarını, gazete ve mecmua sayfalarını insanımızın gözüne ve kulağına hitap eden tüm iletişim araçlarını Batı'nın ve bâtılın tüm pislikleriyle doldurmak suretiyle ibadetlerden aldığımız tadı, lezzeti; cûş-u huruşumuzu çaldılar.
Nikah şahitliğinden mübarek Ramazan'da iftar sofrasında dua yaptırmaya kadar, yapılan binbir iltifatlarla bu millete sevdirilmeye çalışılan Haçlı zihniyeti, cümle alem biliyor ve de görüyor ki nice spor müsabakalarında, nice güreş minderlerinde tuşumuzu çaldı.
Düşman tehlikesini bertaraf etmek için ve fetihler gerçekleştirmek için ecdadımızın İstanbul'a Anadolu Hisarı'nı, Rumeli Hisarı'nı, Erzurum'da Aziziye ve Mecidiye tabyalarını ördüğü gibi biz de modern tehlikelere karşı duvar örmeye uğraşırken taşımızı çaldılar.
Yukarıda sadece bir kısmı sayılan ciddi tehlikelerden milletimizi haberdar etmek için, milletimizin önünü aydınlatmak, görüş mesafesini genişletmek için kovalarla su taşıdık, nehir oluşturduk, elektrik santrali kurduk ama ne edelim, nasıl edelim ki fişimizi çaldılar.
Fişe göz kulak olmak şartı ile su taşımaya devam.
Köyde pancarımıza, fındığımıza, tütünümüze, tüm üretimimize kota koyarak, şehirde kasıtlı düzenlemelerle, ağır vergilerle atölyelerimizin kapısına kilit vurarak işimizi çaldınız.
Bağda bahçede, tarlada çayırda, fabrikada atölyede, caddede sokakta bütün iş imkanlarını alabildiğince ve olabildiğince daralttınız, dolayısıyla aşımızı çaldınız.
Ezanımızla, bayrağımızla, izzetimizle, gururumuzla Anadolu coğrafyasına ayak bastığımız günden beri, tarihin her döneminde, yedi iklim dört bucakta en dar ve en zor günlerde ve anlarda bile, adaletsizliğin karşısında hep dik durmuş olan başımızı çaldınız.
Dün Malazgirt'te, Pilevne'de, Çanakkale'de Milli Mücadele yıllarında bugün Bosna'da, Kosova'da, Afganistan'da ve Irak'ta, Filistin'de Haçlıların işledikleri ve işlemeye devam ettikleri cinayetlerden ötürü, hoşgörü ve diyalog yutturmacaları ile onlara karşı beslediğimiz kinimizi, nefretimizi çaldılar, Haçlılara karşı savaşacak aşkımızı çaldınız.
Televizyon ekranlarını, gazete ve mecmua sayfalarını insanımızın gözüne ve kulağına hitap eden tüm iletişim araçlarını Batı'nın ve bâtılın tüm pislikleriyle doldurmak suretiyle ibadetlerden aldığımız tadı, lezzeti; cûş-u huruşumuzu çaldılar.
Nikah şahitliğinden mübarek Ramazan'da iftar sofrasında dua yaptırmaya kadar, yapılan binbir iltifatlarla bu millete sevdirilmeye çalışılan Haçlı zihniyeti, cümle alem biliyor ve de görüyor ki nice spor müsabakalarında, nice güreş minderlerinde tuşumuzu çaldı.
Düşman tehlikesini bertaraf etmek için ve fetihler gerçekleştirmek için ecdadımızın İstanbul'a Anadolu Hisarı'nı, Rumeli Hisarı'nı, Erzurum'da Aziziye ve Mecidiye tabyalarını ördüğü gibi biz de modern tehlikelere karşı duvar örmeye uğraşırken taşımızı çaldılar.
Yukarıda sadece bir kısmı sayılan ciddi tehlikelerden milletimizi haberdar etmek için, milletimizin önünü aydınlatmak, görüş mesafesini genişletmek için kovalarla su taşıdık, nehir oluşturduk, elektrik santrali kurduk ama ne edelim, nasıl edelim ki fişimizi çaldılar.
Fişe göz kulak olmak şartı ile su taşımaya devam.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025