Milli kahramanlarımızı anma programlarıyla Anadolu'yu il il dolaşmaya devam ediyoruz.
Bu hafta Kayseri'deyiz.
Kayseri benim için diğer tüm illerden daha özel bir yer.
Çünkü burası benim memleketim.
Bu ülkeye her alanda milli bilinci aşılamaya çalışan Prof. Dr. Haydar Baş ve ekibini, Türkiye'nin gerçek akil insanlarını memleketimizde görmekten mutluluk duyuyorum.
Kendilerine Kayseri'ye hoş geldiniz diyorum.
Anadolu'nun kalbinde yapılacak açıklamaları, konuşmaları ilgiyle merakla bekliyoruz.
Zira bölücülüğün zirve yaptığı çok kritik günlerden geçiyoruz. Klasik tabirle birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok bugün ihtiyacımız var.
***
Bildiğiniz gibi Yeni Mesaj Gazetesi'nin organize ettiği bu programlarda ilgili kentin milli mücadelede aktif rol almış kahramanları, sembol isimleri hayırla yad ediliyor.
Kayseri işgal görmemiş nadir kentlerimizden biri.
Ancak bu demek değildir ki Kayseri milli mücadele yer almadı. Aldı, hem de 7'den 70'e tüm fertleriyle.
Binlerce şehidimiz var, cephelere lojistik desteği söylemeye gerek bile yok!
***
Birkaç örnek vermek istiyorum…
Mesela Kayseri Lisesi. İşte destansı bir hikâye.
"Okul Çanakkale Savaşı'nda sadece dokuz mezun verir. Mustafa Kemal önderliğinde Kurtuluş Savaşı başlayınca ülkenin her köşesinde olduğu gibi Kayseri de kadınıyla, çocuğuyla, yaşlısıyla, genciyle bu savaşta yerini alır. Kayseri Lisesi de bu mücadelede büyük bir göreve hazırlanır. Yunanlıların Haymana'ya kadar ilerlemesi üzerine TBMM, 24 Temmuz 1921'de hükûmet merkezinin Kayseri'ye taşınmasına karar verir. Kayseri Lisesi TBMM toplantıları için hazır duruma getirilir. Ancak Sakarya Savaşı'nın kazanılması üzerine bu karardan vazgeçilir. Kayseri Lisesi de kurtuluş mücadelesinde öğrencileriyle üzerine düşen vazifeyi yapar. Kayseri Lisesi son sınıf öğrencileri eğitimlerini yarıda bırakıp gönüllü olarak cepheye giderler. Fakat geri dönemezler. Kayseri Lisesinin Milli Mücadele yıllarındaki mezuniyet defterinde; "Son sınıf talebeleri Sakarya Savaşı için cephede şehit düştüğünden bu öğretim yılında okul mezun verememiştir" cümlesi yazılmıştır.
***
Bu hikâye Kayseri'nin en bildik kahramanlık hikâyelerinden biri. Tabii burada binlerce isimsiz kahramanı da unutmamak gerek.
Sadece Kayseri'den değil Anadolu'nun her bir köşesinden binlerce vatan evladı, vatan savunması için cephelere koştu.
Ama o günün şartlarında kimin hangi cepheye gittiği, nasıl şehit düştüğü bilinmiyor.
Ortada ne yazık ki kayıt yok!
Bu duruma kendi köyümden (İncesu- Kızılören) hatta kendi akrabalarımdan bir örnek vermek istiyorum.
Babaannem şu hikâyeyi anlatır; "Dört emmim vardı. Üçünü hiç görmedim. Harp çıkınca askere çağırmışlar. Diğer emmim ve babam çocuk olduğu için köyde kalmış. Yirmili yaşlardaki emmilerimin isimleri Ahmet, Mehmet ve Mustafa imiş.
Yanlarına birer torba alıp köyden ayrılmışlar. Gidiş o gidiş. Bir daha hiçbiri geri dönmemiş.
Nereye gittiklerini, başlarına ne geldiğini bilen duyan yok!"
***
Evet... Binlerce isimsiz kahramandan sadece üçü.
Hepsinin ruhları şad olsun!
O günleri tekrar yaşamamak için ayıkmamız gerekiyor, aklımızı başımıza almamız gerekiyor.
Bu hafta Kayseri'deyiz.
Kayseri benim için diğer tüm illerden daha özel bir yer.
Çünkü burası benim memleketim.
Bu ülkeye her alanda milli bilinci aşılamaya çalışan Prof. Dr. Haydar Baş ve ekibini, Türkiye'nin gerçek akil insanlarını memleketimizde görmekten mutluluk duyuyorum.
Kendilerine Kayseri'ye hoş geldiniz diyorum.
Anadolu'nun kalbinde yapılacak açıklamaları, konuşmaları ilgiyle merakla bekliyoruz.
Zira bölücülüğün zirve yaptığı çok kritik günlerden geçiyoruz. Klasik tabirle birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok bugün ihtiyacımız var.
***
Bildiğiniz gibi Yeni Mesaj Gazetesi'nin organize ettiği bu programlarda ilgili kentin milli mücadelede aktif rol almış kahramanları, sembol isimleri hayırla yad ediliyor.
Kayseri işgal görmemiş nadir kentlerimizden biri.
Ancak bu demek değildir ki Kayseri milli mücadele yer almadı. Aldı, hem de 7'den 70'e tüm fertleriyle.
Binlerce şehidimiz var, cephelere lojistik desteği söylemeye gerek bile yok!
***
Birkaç örnek vermek istiyorum…
Mesela Kayseri Lisesi. İşte destansı bir hikâye.
"Okul Çanakkale Savaşı'nda sadece dokuz mezun verir. Mustafa Kemal önderliğinde Kurtuluş Savaşı başlayınca ülkenin her köşesinde olduğu gibi Kayseri de kadınıyla, çocuğuyla, yaşlısıyla, genciyle bu savaşta yerini alır. Kayseri Lisesi de bu mücadelede büyük bir göreve hazırlanır. Yunanlıların Haymana'ya kadar ilerlemesi üzerine TBMM, 24 Temmuz 1921'de hükûmet merkezinin Kayseri'ye taşınmasına karar verir. Kayseri Lisesi TBMM toplantıları için hazır duruma getirilir. Ancak Sakarya Savaşı'nın kazanılması üzerine bu karardan vazgeçilir. Kayseri Lisesi de kurtuluş mücadelesinde öğrencileriyle üzerine düşen vazifeyi yapar. Kayseri Lisesi son sınıf öğrencileri eğitimlerini yarıda bırakıp gönüllü olarak cepheye giderler. Fakat geri dönemezler. Kayseri Lisesinin Milli Mücadele yıllarındaki mezuniyet defterinde; "Son sınıf talebeleri Sakarya Savaşı için cephede şehit düştüğünden bu öğretim yılında okul mezun verememiştir" cümlesi yazılmıştır.
***
Bu hikâye Kayseri'nin en bildik kahramanlık hikâyelerinden biri. Tabii burada binlerce isimsiz kahramanı da unutmamak gerek.
Sadece Kayseri'den değil Anadolu'nun her bir köşesinden binlerce vatan evladı, vatan savunması için cephelere koştu.
Ama o günün şartlarında kimin hangi cepheye gittiği, nasıl şehit düştüğü bilinmiyor.
Ortada ne yazık ki kayıt yok!
Bu duruma kendi köyümden (İncesu- Kızılören) hatta kendi akrabalarımdan bir örnek vermek istiyorum.
Babaannem şu hikâyeyi anlatır; "Dört emmim vardı. Üçünü hiç görmedim. Harp çıkınca askere çağırmışlar. Diğer emmim ve babam çocuk olduğu için köyde kalmış. Yirmili yaşlardaki emmilerimin isimleri Ahmet, Mehmet ve Mustafa imiş.
Yanlarına birer torba alıp köyden ayrılmışlar. Gidiş o gidiş. Bir daha hiçbiri geri dönmemiş.
Nereye gittiklerini, başlarına ne geldiğini bilen duyan yok!"
***
Evet... Binlerce isimsiz kahramandan sadece üçü.
Hepsinin ruhları şad olsun!
O günleri tekrar yaşamamak için ayıkmamız gerekiyor, aklımızı başımıza almamız gerekiyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Bayram Çoşgun / diğer yazıları
- Teröriste kravat taktırınca! / 01.03.2025
- Sosyal medyada İslam’a alçak saldırılar / 22.02.2025
- Artık bu işin suyu çıktı! / 13.02.2025
- CHP, Erdoğan ne isterse veriyor! / 05.02.2025
- Futbol üzerine / 30.01.2025
- SMA hastası çocuklar ve aileleri / 24.01.2025
- Haklı çıkmaya devam ediyor / 16.01.2025
- Ne günlere kaldık! / 06.01.2025
- BOP ve Türkiye / 01.01.2025
- Suriye’de mezhep çatışması çıkarmak istiyorlar / 28.12.2024
- Sosyal medyada İslam’a alçak saldırılar / 22.02.2025
- Artık bu işin suyu çıktı! / 13.02.2025
- CHP, Erdoğan ne isterse veriyor! / 05.02.2025
- Futbol üzerine / 30.01.2025
- SMA hastası çocuklar ve aileleri / 24.01.2025
- Haklı çıkmaya devam ediyor / 16.01.2025
- Ne günlere kaldık! / 06.01.2025
- BOP ve Türkiye / 01.01.2025
- Suriye’de mezhep çatışması çıkarmak istiyorlar / 28.12.2024