ABD, üç gün önce "esir" aldığı Türk subaylarını "nihayet" serbest bıraktı.
ABD askerlerinin esir aldığı "subaylarımız", kendilerine reva görülen muameleyi "anlattıkça" milli gururumuz bir kez daha rencide oldu.
Türk subayları terörist muamelesine tabi tutularak, Taliban elbiseleri giydiriliyor.
Bulundukları evin kapısı tekmelerle açılarak, askerlerimize işkence ediliyor.
Hadise çok ciddi bir hasmane girişim olmasına rağmen, Türkiye'nin üç gün boyunca ABD nezdinde rica girişimlerinin ötesinde tepki vermemesi de gurur kırıcı.
Başından bu yana özellikle iktidarın "pasif tutumu" milletimizi derinden yaralıyor.
Genelkurmay Başkanlığı'nın Florida tampa üssünden birkaç komutanı çekmesi ve Tolon Paşa'nın ABD ziyaretini askıya alması dışında bir diplomatik ve askeri misilleme görmeyişimiz, içine sürüklendiğimiz "bağımlılığın" ürpertici göstergesi.
Hadisenin başlangıcından bu güne izlenen tutum bir çok soruyu sormamızı haklı kılıyor.
Tolon Paşa, olay çok ciddi, iki NATO üyesi ülkeden birinin diğer ülke askerine "esir" muamelesi, terörist muamelesi göstermesi kabul edilemez, diyor.
Jonson mektubundan sonra ABD'nin Türkiye'ye karşı izlediği en düşmanca tavır.
İlk soru: Böylesine önemli bir olayla ilgili ciddi bir tepki koymak yerine, basında çıktıktan sonra izah yoluna gidilmesi neden?
İkinci soru: Neden silahlı baskına uğrayan subaylarımız neden kendilerini müdafaa etmiyor?
Kendilerine neden böyle bir yetki verilmemiş?
Üçüncü soru: Olay basına yansıdıktan sonra Dışişleri Bakanı Gül, niçin hadiseyi küçümseyen, adeta ABD'yi temize çıkarmaya çalışan açıklamalar yapıyor?
Dördüncü soru: Başbakan, nota verecek misiniz sorusuna karşılık, "bu müzik notası mı ki hemen verelim" diye niçin tepki gösteriyor?
Bu açıklama olayın ciddiyeti ile bağdaşıyor mu? Bu açıklama ile Türkiye'nin ABD'ye nota veremeyeceği yönünde bir acziyet ilanı değil mi?
Beşince soru: Genelkurmay Başkanı'ndan ulusal onurumuzu iade edecek gür bir seda beklerken, kısık bir sesle ABD-Türkiye ilişkilerinin önemini anlatan klasik bir açıklama, biraz hafif kaçmadı mı?
Türkiye, IMF'ye el açtıkça, AB'ye yamandıkça, ABD'ye yarandıkça bu sorular çoğaldıkça çoğalacak, ama galiba bizler cevabını bulamayacağız.
Türkiye kırmızı çizgilerinin aşılmasına müsaade ettiği andan itibaren gururuyla oynama, savunma hattına itme taktiği ABD tarafından vizyona kondu.
Böyle olur işte. Güneydoğu sınırınızı kabul etmeyen bir ülkenin işgal yoluyla komşu olmasına göz yumar, hatta destek olur, diğer komşularla bir olamazsanız, sizi topraklarınızda da "esir" muamelesine tabi tutarlar.
ABD askerlerinin esir aldığı "subaylarımız", kendilerine reva görülen muameleyi "anlattıkça" milli gururumuz bir kez daha rencide oldu.
Türk subayları terörist muamelesine tabi tutularak, Taliban elbiseleri giydiriliyor.
Bulundukları evin kapısı tekmelerle açılarak, askerlerimize işkence ediliyor.
Hadise çok ciddi bir hasmane girişim olmasına rağmen, Türkiye'nin üç gün boyunca ABD nezdinde rica girişimlerinin ötesinde tepki vermemesi de gurur kırıcı.
Başından bu yana özellikle iktidarın "pasif tutumu" milletimizi derinden yaralıyor.
Genelkurmay Başkanlığı'nın Florida tampa üssünden birkaç komutanı çekmesi ve Tolon Paşa'nın ABD ziyaretini askıya alması dışında bir diplomatik ve askeri misilleme görmeyişimiz, içine sürüklendiğimiz "bağımlılığın" ürpertici göstergesi.
Hadisenin başlangıcından bu güne izlenen tutum bir çok soruyu sormamızı haklı kılıyor.
Tolon Paşa, olay çok ciddi, iki NATO üyesi ülkeden birinin diğer ülke askerine "esir" muamelesi, terörist muamelesi göstermesi kabul edilemez, diyor.
Jonson mektubundan sonra ABD'nin Türkiye'ye karşı izlediği en düşmanca tavır.
İlk soru: Böylesine önemli bir olayla ilgili ciddi bir tepki koymak yerine, basında çıktıktan sonra izah yoluna gidilmesi neden?
İkinci soru: Neden silahlı baskına uğrayan subaylarımız neden kendilerini müdafaa etmiyor?
Kendilerine neden böyle bir yetki verilmemiş?
Üçüncü soru: Olay basına yansıdıktan sonra Dışişleri Bakanı Gül, niçin hadiseyi küçümseyen, adeta ABD'yi temize çıkarmaya çalışan açıklamalar yapıyor?
Dördüncü soru: Başbakan, nota verecek misiniz sorusuna karşılık, "bu müzik notası mı ki hemen verelim" diye niçin tepki gösteriyor?
Bu açıklama olayın ciddiyeti ile bağdaşıyor mu? Bu açıklama ile Türkiye'nin ABD'ye nota veremeyeceği yönünde bir acziyet ilanı değil mi?
Beşince soru: Genelkurmay Başkanı'ndan ulusal onurumuzu iade edecek gür bir seda beklerken, kısık bir sesle ABD-Türkiye ilişkilerinin önemini anlatan klasik bir açıklama, biraz hafif kaçmadı mı?
Türkiye, IMF'ye el açtıkça, AB'ye yamandıkça, ABD'ye yarandıkça bu sorular çoğaldıkça çoğalacak, ama galiba bizler cevabını bulamayacağız.
Türkiye kırmızı çizgilerinin aşılmasına müsaade ettiği andan itibaren gururuyla oynama, savunma hattına itme taktiği ABD tarafından vizyona kondu.
Böyle olur işte. Güneydoğu sınırınızı kabul etmeyen bir ülkenin işgal yoluyla komşu olmasına göz yumar, hatta destek olur, diğer komşularla bir olamazsanız, sizi topraklarınızda da "esir" muamelesine tabi tutarlar.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014