Feyyaz İNANÇ
Resulullah Efendimiz (sav) buyuruyor: "Ashabım hakkında Allah'tan korkunuz! Onları hedef almayınız. Onları seven, beni sevdiği için sever; Onlara buğzeden, bana buğzettiği için buğzeder. Onlara eziyet eden, bana eziyet etmiş olur. Bana eziyet eden ise Allah'a eziyet etmiş olur. Allah'a eziyet vereni de şüphesiz O, cezalandırır. Ashabımdan herhangi biri bir beldede vefat ederse, kıyamet günü o ahali için bir önder ve nur olarak mahşere kaldırılır". İşte Ashab-ı Kiram için, Allah Resûlünün biçtiği değer. O halde, onları biraz daha yakından tanımakta sayısız faydalar var.
Medeniyet bakımından ölü bir çölden "nur abideleri" halinde örnek insanlar çıkaran nebevi eğitiminin merkezi durumundaki "Suffa", en açık ifadesi ile bir "İnsan-ı Kamil Üniversitesi" idi.
Ölü bir çölden çıkan "nur âbideleri"
Rasulullah'ın (sav) Medine'ye hicretlerinin ilk günleri... Namaz kılmak ve tedrisat için bir mescit inşa etmek arzusu taşıyorlardı. Zaten Kusva adındaki devesi de, bugünkü Mescid-i Nebevi'nin olduğu yere çökmüş; Efendimiz de, "Menzilimiz burasıdır" buyurmuşlardır.
Devenin çöktüğü arsa, Sehl ve Süheyl adındaki çocuklara ait idi. Allah Resulü, arsanın bedelini ödemek istemiş, delikanlılar, parayı almaya yanaşmamışlardı. Karşılıklarının verilmesi konusunda Efendimiz ısrar edince, neticede, Hz. Ebubekir satın almış ve fazlasıyla karşılığını vermişti.
Sonra, mescidin inşası için bir seferberlik başlar Medine'de. Herkes koşuşturuyor, verilen görevi yapıyor. Büyük bir şevkle arsa düzeltiliyor, kerpiçler, hurma kütükleri hazırlanıyor.
Hz. Peygamber (sav), inşaatın mimarı, mühendisi, hem amelesi, hem herşeyi... O da kerpiç taşıyor. Toprağı düzeltiyor. Proje uygulaması yapıyor. Şiir ve kasidelerinde, bazan ashabına eşlik ediyordu.
Resulullah'ın misafir ve yorgun olmasına rağmen kerpiç taşıdığını gören Ashab-ı Kiram: "Siz dinlerin, onları biz taşıyalım ey Allah'ın Resulü" derler. Cevap müthiştir: "Buyur git, sen de başkasını al. Sen Allah'a benden daha fazla muhtaç değilsin"
Kısa zamanda, hummalı bir gayret sonucu inşaat tamamlanmak üzereydi. Kıble nasıl tayin edilecek? Ne bir pusula var; ne de yön gösterici herhangi bir alet!
Zaman ve mekan dürülüyor
Ancak birileri oradaydı... Mahluk olan zaman ve mekan boyutlarını insanın emrine kılan Allah'ın Kutlu Elçisi. Evet, Mirac mücizesiyle zamanı düren o Kutlu Nebi (sav), kıble tayini ile de mekanın dürülüşünü gözler önüne seriyordu. En hassas pusulayı bile çatlatırcasına Mescid-i Nebevi'nin kıblesini Beytullah'a doğru, gözlerden ırak bir bölgeden Kabe'ye yönelen doğru ve tam isabetli bir işaretle gerçekleşen kıble tayini, kıyamete dek aynı mucizevi özelliğini koruyacaktır.
İnşaat üç bölümden müteşekkil: Namaz kılınması için ayrılan geniş bir mekan, / Mektep ve bazan yatakhane vazifesini gören bir suffa yahut zulla (gölgelik) adı verilen mahal, / Resulullah'ın (sav) zevcelerine ayrılan odalar.
Üzeri hurma dalları ile örtülü Suffa, aynı zamanda gelen misafirlerin ağırlandığı, geceyi geçirdikleri misafirhane olark da kullanılır.
Bu ilim ve irfan ocağının öğretmeni ve baş muallimi Hz. Peygamber (sav) dir. Ubade b. Samit ve Abdullah b. Sa'd b. as okuma-yazmada yardımcı öğretmenler. Diğer öğretmenler ise, Abdullah b. Mesud, Salim, Muaz b. Cebel, Übey b. Ka'bdır.
Medine'nin cömert insanlarından Sa'd b. Ubade'yi de, öğrencilerinden iaşesini temin noktasındaki gayretleriyle tanıyoruz. Hz. Peygamberin, öğrencilerle olan münasebetlerinde Ebu Hureyye (ra) dikkat çekici rol oynar. Efendimiz, öğrencileri bir davete e çağıracağı zaman, önce Ebu Hureyre'yi çağırır, gerekli talimatları verirdi. Zira, Suffe ehlinin, kemiyet ve keyfiyet noktasında durumlarını en iyi bilen o idi. Adeta onu öğrenci başkanı olarak görüyoruz. Aynı zamanda Muz b. Cebel de iaşenin pay edilip dağıtılmasında yardımcı vazifesi görür.
Resulullah Efendimiz (sav) buyuruyor: "Ashabım hakkında Allah'tan korkunuz! Onları hedef almayınız. Onları seven, beni sevdiği için sever; Onlara buğzeden, bana buğzettiği için buğzeder. Onlara eziyet eden, bana eziyet etmiş olur. Bana eziyet eden ise Allah'a eziyet etmiş olur. Allah'a eziyet vereni de şüphesiz O, cezalandırır. Ashabımdan herhangi biri bir beldede vefat ederse, kıyamet günü o ahali için bir önder ve nur olarak mahşere kaldırılır". İşte Ashab-ı Kiram için, Allah Resûlünün biçtiği değer. O halde, onları biraz daha yakından tanımakta sayısız faydalar var.
Medeniyet bakımından ölü bir çölden "nur abideleri" halinde örnek insanlar çıkaran nebevi eğitiminin merkezi durumundaki "Suffa", en açık ifadesi ile bir "İnsan-ı Kamil Üniversitesi" idi.
Ölü bir çölden çıkan "nur âbideleri"
Rasulullah'ın (sav) Medine'ye hicretlerinin ilk günleri... Namaz kılmak ve tedrisat için bir mescit inşa etmek arzusu taşıyorlardı. Zaten Kusva adındaki devesi de, bugünkü Mescid-i Nebevi'nin olduğu yere çökmüş; Efendimiz de, "Menzilimiz burasıdır" buyurmuşlardır.
Devenin çöktüğü arsa, Sehl ve Süheyl adındaki çocuklara ait idi. Allah Resulü, arsanın bedelini ödemek istemiş, delikanlılar, parayı almaya yanaşmamışlardı. Karşılıklarının verilmesi konusunda Efendimiz ısrar edince, neticede, Hz. Ebubekir satın almış ve fazlasıyla karşılığını vermişti.
Sonra, mescidin inşası için bir seferberlik başlar Medine'de. Herkes koşuşturuyor, verilen görevi yapıyor. Büyük bir şevkle arsa düzeltiliyor, kerpiçler, hurma kütükleri hazırlanıyor.
Hz. Peygamber (sav), inşaatın mimarı, mühendisi, hem amelesi, hem herşeyi... O da kerpiç taşıyor. Toprağı düzeltiyor. Proje uygulaması yapıyor. Şiir ve kasidelerinde, bazan ashabına eşlik ediyordu.
Resulullah'ın misafir ve yorgun olmasına rağmen kerpiç taşıdığını gören Ashab-ı Kiram: "Siz dinlerin, onları biz taşıyalım ey Allah'ın Resulü" derler. Cevap müthiştir: "Buyur git, sen de başkasını al. Sen Allah'a benden daha fazla muhtaç değilsin"
Kısa zamanda, hummalı bir gayret sonucu inşaat tamamlanmak üzereydi. Kıble nasıl tayin edilecek? Ne bir pusula var; ne de yön gösterici herhangi bir alet!
Zaman ve mekan dürülüyor
Ancak birileri oradaydı... Mahluk olan zaman ve mekan boyutlarını insanın emrine kılan Allah'ın Kutlu Elçisi. Evet, Mirac mücizesiyle zamanı düren o Kutlu Nebi (sav), kıble tayini ile de mekanın dürülüşünü gözler önüne seriyordu. En hassas pusulayı bile çatlatırcasına Mescid-i Nebevi'nin kıblesini Beytullah'a doğru, gözlerden ırak bir bölgeden Kabe'ye yönelen doğru ve tam isabetli bir işaretle gerçekleşen kıble tayini, kıyamete dek aynı mucizevi özelliğini koruyacaktır.
İnşaat üç bölümden müteşekkil: Namaz kılınması için ayrılan geniş bir mekan, / Mektep ve bazan yatakhane vazifesini gören bir suffa yahut zulla (gölgelik) adı verilen mahal, / Resulullah'ın (sav) zevcelerine ayrılan odalar.
Üzeri hurma dalları ile örtülü Suffa, aynı zamanda gelen misafirlerin ağırlandığı, geceyi geçirdikleri misafirhane olark da kullanılır.
Bu ilim ve irfan ocağının öğretmeni ve baş muallimi Hz. Peygamber (sav) dir. Ubade b. Samit ve Abdullah b. Sa'd b. as okuma-yazmada yardımcı öğretmenler. Diğer öğretmenler ise, Abdullah b. Mesud, Salim, Muaz b. Cebel, Übey b. Ka'bdır.
Medine'nin cömert insanlarından Sa'd b. Ubade'yi de, öğrencilerinden iaşesini temin noktasındaki gayretleriyle tanıyoruz. Hz. Peygamberin, öğrencilerle olan münasebetlerinde Ebu Hureyye (ra) dikkat çekici rol oynar. Efendimiz, öğrencileri bir davete e çağıracağı zaman, önce Ebu Hureyre'yi çağırır, gerekli talimatları verirdi. Zira, Suffe ehlinin, kemiyet ve keyfiyet noktasında durumlarını en iyi bilen o idi. Adeta onu öğrenci başkanı olarak görüyoruz. Aynı zamanda Muz b. Cebel de iaşenin pay edilip dağıtılmasında yardımcı vazifesi görür.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.