Tam bir yıl evvel aramızdan ayrılan Erzurumlu Aşık Yaşar Reyhani, kendisini kalplere yazdıran ender ozanlarımızdan birisidir.Onun vefatının ardından, son bir yıl içinde gittiğimiz ilçelerimiz, beldelerimiz ve köylerimizde konuştuğumuz hemen herkesin seslendirdiği bir gerçeğe şahit oldum; "Reyhani'nin yeri başkaydı" diyorlar. Bu geleneği halen devam ettirenleri ve ahirete göçmüş olanları tek tek sayıyorlar ve ekliyorlar; "onun yeri başkaydı, onun yeri doldurulamaz". Merhum ozanımız Reyhani'nin ulaşabildiğim şiirlerini bir de "onun yeri başkaydı" şeklindeki halk irfanını yansıtan bu pencereden seyretmeye çalıştım ve acizane gördüm ki, Reyhani halkın gerçek tercümanı olduğu için, bu zor işi başardığı için halkın kalbine yazılmıştır.Reyhani öyle şiirler söylemiş ki; toplumda hangi dertten muzdarip olursa olsun, onun şiiri ile buluşan herkes gizli ya da açık şunu demiştir: "tam da içimden geçenleri söylemiş, içimi okumuş, yıllardır kıvranıp ifade edemediğim dertlerimi anlatmış, sazına sözüne sağlık".Ben Reyhani eli sazlı kalayımÖlene dek ağzı sözlü kalayımBana dokunmayın gizli kalayımZaman böyle kalmaz sezerler beniDemiş ve tahmin ettiği gibi sezilmiş, adım adım takip edilmiş. Dert yumağı haline gelmiş bir toplumda hem elin sazlı olacak, hem ağzın sözlü olacak hem de Reyhani gibi sözden adam yapacak yeteneğin olacak hem de gizli kalacaksın, elbette bu mümkün değil. Erzurum ve civarındaki gezilerimiz sırasında, bir köyde caminin kapısında namaz vaktini bekleyen hacı amcadan, dağda koyun sürüsünün peşindeki çobandan Reyhani'ye ait öyle şiirler dinledim ki, hayretler içinde kaldım. Çünkü ilk defa duyduğum şiirlerdi bunlar. Çobanın birisi aynen şöyle demişti: "Reyhani'nin yüzden fazla kaseti var evimde, onlara gözüm gibi bakıyorum, şu köyün sürüsünü bana verseler o kasetlerle değişmem". Anadolu insanının çilesi, meşakkati, yokluğu yoksulluğu, sahipsizliği, çaresizliği onun şiirinde ifadesini bulmuş, gurbete giden delikanlı, gurbet yolu bekleyen çocuklar ve eşler, özellikle de analar onun şiirleri ile teselli bulmuş,dinlemiş ağlamış ve dönmüş umutla gün saymaya başlamış:Bir dertsiz diyara varmak istedimGördüm yürüdüğüm yol benim gibiMecnun gibi bir Leyla'yı aradımSitemle yaralı çöl benim gibi
Varsa maharetin meydanıma çıkYaralı avcıyım ceylanım kaçıkGurbet tabutunda gözlerim açıkEğer aşık isen öl benim gibi
Reyhani'yim hasret gözüm süzüldüGöz gördü el yetmez bağrım ezildiKemiğim çürüdü derim üzüldüVar mı bu alemde kul benim gibi
Aman gazeteci gel bizim köye Bizden olan türlü halleri de yaz Yalnız saçlıyı başlıyı değil, Uyuzu, koturu, kelleri de yaz.
Tütmez oldu köyümüzün bacası Ne gündüzü belli ne de gecesi Dokuz yıldır Almanya'da kocası Çoluklu çocuklu dulları da yaz.
Zannetme ki bütün millet bütündür Bilmez misin bir tarafı yetimdir Senin için şark hizmeti çetindir Uzaktan görünen illeri de yaz.
Vallahi doğuda yaşamak hata Bir köyde bir ağa biniyor ata Bir baş kırar on bin verir avukata İfadeden aciz dilleri de yaz.
Benim neme lazım koskoca ırmak Çünkü taksimimde var susuz durmak Senin bahsettiğin ojeli parmak İçi nasırlanmış elleri de yaz.
Bir de tennezzül et bizim köyde yat Gel sor soruştur, derdimiz kat kat Taş koyulmamış Kars'a bir göz at Ardahan'a gitmez yolları da yaz.
Reyhani'yim ne karalı yazım var. Ben insanım bir çok şeyde arzum var. Ne yazık ki kırılmış bir sazım var Üstünde paslanmış telleri de yaz.
Ben Anadolu'nun garip köyündenBen mazlum kulların tercümanıyımBen Bingöl dağının Aras boyundanBen coşkun sellerin tercümanıyım
Ben asfaltsız yolun çamur yokuşuBen garip akşamın yuvasız kuşuBen gurbet gülünün hasret kokuşuBen susuz dalların tercümanıyım
Ben Reyhani çekiyorum yasımıBen istemem adı sanı isimiBen sağıra duyururum sesimiBen ahraz dillerin tercümanıyım
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025