Bel'am; zalim kimdir, zulüm nedir sorularının cevaplarını çok iyi bildiği halde, bile bile zalimin yanında yer alanların sembol ismidir.Bel'am; sahip olduğu bilgiyi, birikimi, insanlığın aydınlanmasında değil de karanlığın artırılmasında kullanarak zalimin, zorbanın işini kolaylaştıranların temsilcisidir.Bel'am; zayıf iradelilerin, kendi ölçülerinden ve değerlerinden kolayca vazgeçip, rahatlıkla karşı safta yer alanların bir sembol ismidir.Bel'am; sahip olduğu bilgi ve donanımı, dünya menfaati karşılığında düşman cephesine çekinmeden satabilenlerin tarih içerisindeki temsilcisidir.Bel'am; ilahi iradenin yeryüzündeki temsilcisi olan peygamberlik makamına ve tebliğ ettiği hakikatlere körü körüne, aptalca ve ahmakça karşı çıkanların ve bu ahmaklığının cezasını rezil ve rüsva olmakla ödeyenlerin temsilcisidir.Bel'am; sahip olduğu ilmi, zalimin emrine verenlerin, zulmün hizmetine sunanların bir temsilcisi olarak evrensel kitabımızda tüm insanlığa ibret için anlatılmaktadır:"Müfessirlerin çoğunluğuna göre ayette adı zikredilmeyen bu kişi İsrailoğullarından Bel'am b. Bura'dır. Önceleri Hz.Musa'nın dinini kabul etmiş, iyi ve duası kabul bir mümin idi. Ancak, Hz.Musa'nın kendilerini yenilgiye uğratmasından korkan kavminin ısrarına dayanamayıp Musa'nın aleyhine beddua etmiş; kavmin onu yenebilmeleri için hileler öğretmiş, fakat Allah onun bedduasını kavmine çevirmiş, kendisini cezalandırmış, sahip olduğu manevi mertebe ve meziyetlerden mahrum bırakmıştır."Şimdi A'raf suresinin 175 ve 176. Ayet-i Kerimelerini okuyabiliriz:"Onlara şu adamı haberini oku ki; ona ayetlerimizi verdik de onlardan sıyrıldı çıktı, şeytan onu ardına taktı, böylece azgınlardan oldu. Eğer dileseydik, elbette onu ayetlerle yükseltirdik. Fakat o dünyaya saplandı ve arzularının peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumu gibidir; üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayan toplulukların durumu böyledir. Bu kıssayı anlat; belki düşünürler."Konuya girerken; "Onlara şu adamın haberini oku?" şeklinde ifade kullanılmış olmasına rağmen, son cümlenin de; "Bu kıssayı anlat belki düşünürler" diye bitmesi dikkat çekicidir. Anlatılan bu örneğin tekrar tekrar okunmasına, anlaşılmasına ve anlatılmasına olan ihtiyaca vurgu yapılmaktadır.Kur'an-ı Kerim şüphesiz evrensel bir kitaptır verdiği misaller de evrenseldir, bütün zamanlar ve bütün mekanlar için geçerlidir. Bu günleri ve bu yılları yaşayan insanlar olarak, yirmibirinci yüzyılın ilk çeyreğine doğru tırmanan Müslümanlar olarak, özellikle de dini ilimlerden kısmen nasiplenmiş ve insanlara yol gösterici durumunda olan insanlar olarak Bel'am örneğini önümüze koyup ciddi bir muhasebe yapmak durumundayız.İnsanları neye ve nereye çağırıyoruz? Zalimin karşısında ve mazlumun yanında mıyız yoksa tersi bir durum mu söz konusudur? Küresel zalimlere ve zorbalara fetvalar üretmekle, onların sömürülerine kılıflar uydurmakla mı meşgulüz? Yoksa "Zulmü alkışlayamam zalimi asla sevemem" ikrarında ve ısrarında mıyız?Bizi söylemlerimiz ve eylemlerimiz daha çok kimin işine yarıyor? İş başa düştüğünde, yeri ve zamanı geldiğinde haksızların ve haksızlıkların karşısına kale gibi dikilebiliyor muyuz?Bu soruları sayfalarca artırarak imamlarımız, müftülerimiz, öğretmenlerimiz, yazar-çizerlerimiz, gazete yönetenlerimiz, ekranlarda boy gösterenlerimiz, her birimiz hepimiz ciddi bir nefis muhasebesi yapmak zorundayız.Bel'am'ın korkunç akıbeti herkesi titretmelidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025