Bayramlar karşılıklı sevgi ve saygının zirveye ulaştığı, kimsesizlerin sevindirildiği, küskünlerin barıştığı, gurbetçilerin buluştuğu fevkalade güzel günlerdir. Güneydoğuda Mardin de, Urfa' da Kilis'te Hatay da binlerce vatandaşımız sınır ötesindeki akrabasını bayram vesilesiyle yağmur çamur demeden ziyaret etmiş, gönüllerini almıştır. Kıbrıs'ta ise tam tersi bir durum olmuştur. 30yıldır bir ve beraber kutlanan bayram bu sene Türkiye'nin Kıbrıs büyükelçisi ve Barış Kuvvetleri Komutanı bayramlaşmaya çağırılmamıştır. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın gerekçesi ise gayet basittir. "Biz ayrı kutlamak istiyoruz."Bu Kıbrıslı Türkleri yıllar önce Rumların enosis hayallerinden 5000 şehit vererek kurtaran bu büyük millete yapılan en büyük saygısızlıktır. Çünkü oradaki büyük elçi Türkiye Cumhuriyetini, Barış Kuvvetleri Komutanlığı Türk Silahlı Kuvvetlerini temsil etmektedir. Peki bu duruma nasıl gelindi.AKP hükümeti ulusalcı bir duruş ortaya koyan, mandacılığı kabul etmeyen iki taraflı, iki ayrı devlet fikrini savunan Sayın Denktaş'ı seçimde tarafsız kalacağız diyerek fakat el altından Mehmet Ali Talat'a destek vererekten saf dışı etmiştir. Mehmet Ali Talat ulusal egemenliğe inanmayan, bağımsızlığı savunmayan AKP, ABD, AB tezgahına uygun bir liderdir.Onun şu sözü ne kadar vefasızlığını anlatmaktadır. "Türkiye bazı gericilerin anavatanı olabilir ve benim anavatanım değil. ( 19 Aralık 1997 Kıbrıs Gazetesi)Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül ise Cumhurbaşkanı Talat'ı överken onu dünya tanıyor dünya davet ediyor. Diyordu.Tabi ki bir takım devletlerin uşaklığını kabul edersen ABD de Barzani başkan olarak kabul edilirken sen cemaat lideri olarak kabul edilmeyi içine sindirirsen seni herkes tanır, herkes davet eder. Mehmet Ali Talat kendisine biçilen misyon gereği Türk Askerini Kıbrıs ta istememektedir. Bunu geçmişteki söylediği şu sözlerden anlıyoruz "Türklerin Kıbrıs'ta varlığı uluslar arası hukuka aykırıdır. (19 Eylül 2003 Vatan Gazetesi)" yine Türkiye'nin bizi kurtardığını söyleyebilirsiniz ama burada yeterinden fazla kalmıştır.(25 Eylül 2001 İngiliz The Guardin) Bu beyanlarda yapılan hakaret kibarca sizi istemiyoruz demektir bunun bir sonraki adımı ise mecliste karar çıkarıp bizi istemediklerini ilan etmek olacaktır.Kendi desteği ile kurulan KKTC ile ilişkileri bu düzeyde olan bir devlet hangi büyük devletlikten bahsedebilir. Maalesef Kıbrıs AB sevdasına çok iyi pazarlanmıştır. Bayramda bu olaylar olurken, Sayın Başbakanımız bir başka pazarlamayla meşguldü. Almanya'da yaşayan Türk'lere yönelik konuşmasında, "Alman Hükümetine entegre olunuz" derken bir milletin örfü, adeti, geleneği pazarlanıyor. Kısaca bir millet pazarlanıyordu.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (A) / diğer yazıları
- RESUL BALCI: Karlar düşerken / 22.02.2025
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012