Ulus devlet yapısı bugün dünyada yeniden yükselen değer haline gelmiştir. Öyle ya bir milleti meydana getiren unsurların kendi aralarında kaynaşması ve bir ülkü etrafında birleşmesi zorun da zoru bir olgudur. Türk milleti işte bu zoru başarmış olan bir millettir. Türk milletinin devletiyle ayakta kalabilmesinin olmazsa olmaz şartı da bu süreci devam ettirmekle mümkündür. Ancak günümüzde bazı kendini bilmezler, Anadolu topraklarının Türk milletine ait olduğunu bile ifade etmekten aciz bir duruş ortaya koymaktadır.
Bazılarınca 'Milliyetçilik' kuru bir kafa taşçılık gibi algılanmakta bu yüce kurum anlaşılamamaktadır. Buna paralel olarak Türk milleti kavramının yanında devletimizin ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'te son yıllarda zihinlerden ve gönüllerden silinmeye çalışılmaktadır.
Çocukluk yıllarımızdan itibaren adeta bütünleştiğimiz 'And'ımız elimizden alınmaya çalışılmaktadır. Üstelik bu çalışmalar sistematik olarak sürdürülüyor. Atatürk'ü unutturmak isteyenlerin asıl maksadı sadece onun adını değil; onun düşüncelerini, onun misyonunu, onun eserlerini unutturmaktır.
• • •
Milletimiz ve devletimiz üzerinde oynanan oyunları anlamanın yolu, Atatürk'ün amacı ne idi, neyi gerçekleştirdi bunu bilmekten geçer. Ulu Önder, sınırlarımız içinde toprak bütünlüğümüzü ve tam bağımsızlığımızı sağlamak için mücadele vermiştir. Buna engel olmak üzere karşımıza çıkacak olan kim ve ne olursa olsun hiç duraksamadan çarpışmış ve başarı kazanmıştır. Mustafa Kemal Atatürk'ün 'tam bağımsızlık'tan neyi kastettiğini bilmek de çok önemlidir. Tam bağımsızlık demek siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel sahada kısacası her alanda tam bağımsız ve özgür olmak demektir.
Bu sayılanların herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulusun ve ülkenin gerçek anlamı ile tam bağımsızlığını kaybetmesi demektir.
Son dönemde bağımsızlık, milliyetçilik, ulus devlet kavramlarıyla, Atatürk ile uğraşanların yaptıkları, bu kavramların içini boşaltmak ve tarihi gerçekleri ters yüz etmek olmuştur. Atatürk sadece ona karşı olanlar tarafından değil, güya onu savunan politikacılar tarafından da hançerlenmiştir.
• • •
Biz Artık gerçek Atatürk'ü tanıyoruz. Prof. Dr. Haydar Baş Bey ilim ve irfan hazinesi olan eserleri ile üzerinde hesap yapılan kavramları asıl hüviyetlerine kavuşturuyor. "Hoş Geldin Atatürk" eseri kuruluş ve kurtuluşumuzu anlatan temel eserlerinden bir tanesidir. Atatürk bir cephenin adı değildir, Atatürk bizzat merkezin kendisidir. Ulu önderdir, kurtarıcıdır ve kurucu liderdir. Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın ifadesi ile 'birleştirici harç'tır. Bu eser okunduğu zaman yeniden millet ve devlet olabilmenin tıkanan yolları açılacak. Türk milletinin bir mensubu olmanın gururunu Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın riyasetinde 29 Ekim tarihindeki BTP'nin Ankara'da gerçekleştirdiği Cumhuriyet şöleni ile yeniden yaşadık. Bu vesile ile Ulu Önderi bütün kalbimizle selamlıyoruz. "Hoş Geldin Atatürk."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Kaybolan iğne evde aranır / 23.04.2025
- Dış politikanın kırılma noktası: Kıbrıs / 22.04.2025
- Algı yönetimi gölgesinde Suriye ve bölgesel tehditler / 20.04.2025
- Trump, Netanyahu ve Türkiye: Bölgedeki yeni denge / 15.04.2025
- Hoş Geldin Atatürk penceresinden Haydar Baş / 14.04.2025
- O’nun ışığı her geçen gün daha parlıyor / 13.04.2025
- Ekonomik buhrana karşı çözümümüz var / 09.04.2025
- Adalet mi dediniz hakkaniyet mi? / 05.04.2025
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Dış politikanın kırılma noktası: Kıbrıs / 22.04.2025
- Algı yönetimi gölgesinde Suriye ve bölgesel tehditler / 20.04.2025
- Trump, Netanyahu ve Türkiye: Bölgedeki yeni denge / 15.04.2025
- Hoş Geldin Atatürk penceresinden Haydar Baş / 14.04.2025
- O’nun ışığı her geçen gün daha parlıyor / 13.04.2025
- Ekonomik buhrana karşı çözümümüz var / 09.04.2025
- Adalet mi dediniz hakkaniyet mi? / 05.04.2025
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025