Haticetü'l-Kübra misali yaşamayı arzulayan ve O'nun ahlak pınarından bir yudum da olsa içmeye niyetlenen çağımızın hanımefendilerine selamla başlamak istiyorum. Toplumumuzun kadın-erkek fark etmeksizin ahlaki bir çöküşe uğradığı acı bir gerçek. Dışı şatafatlı içi kof bir yaşantı süren batı dünyasının yıkıcı etkisi altında kalan bir gençlik söz konusu. Yeni neslin İslam adına verilen mücadele ve zorluklardan habersiz oluşu, gelecekte hiç de iyi neticeler verecek gibi gözükmüyor. Bu tablo karşısında yılmadan, devamlı surette, en güzel bir dille ve sağlam kaynaklar ışığında İslam'ın örnek şahsiyetlerini gençlerimize anlatmak durumundayız. İşte tam da bu noktada genç kızlarımız için mükemmel bir örnek olan Hz. Hatice'yi biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz?Hüveylid kızı Hz. Hatice henüz dokuz ayını doldurmadan dünyaya gelmiştir. Bu sebeple olacak ki O'na "erken doğan" anlamına gelen Hatice ismi verilmiştir. O devirde erkek çocuk doğurmak bir şeref ve gurur kaynağıyken, kız çocuk ise utanç kaynağı sayılırdı. Bu kadarıyla yetinilmeyip kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü. Fakat O'nu koruyan yüce bir el vardı. Böyle bir zamanda kılına dahi zarar gelmemişti. Bu köhne ve karanlık devrin felaketlerinden Allah'ın lütfuyla sıyrılan Hz. Hatice, tertemizdi. Yıllar O'na, Son Peygambere eş olma şerefini tattıracak, Peygamberin gözbebeği olacaktı. Zengin ve iffetli bir kadındı, Hz. Hatice. Bu derece zengin olmasına rağmen kalbine dünyalığı koymamıştı. Belki de gönlünü Habibullah'a sevgi ve muhabbete açan bir kapı da O'ndaki bu hasletti. Hz. Yusuf'u nefsi için seven Züleyha başka, Hz. Muhammed'i Allah için seven Hatice bambaşka dünyalardı. Habibullah'ta Varaka'nın son peygamberi tarifinden izler bulan Hz. Hatice'nin evlenme teklifi, bizzat kendisi tarafından olmuştu. İnsana değer veren ve ince ruhlu Habibullah bu teklifi kabul etmişti. Bu vesileyle çağlar boyu dilden dile, gönülden gönüle anlatılacak bir aşk evliliği gerçekleşmişti. "Ballar balını buldum. Kovanım yağma olsun" diyen Yunus Emre misali bir deyişle Habibullah'a gönül veren Hz. Hatice, adeta aşkın hanımefendisi olmuştu.Resulullah' a peygamberliğin gelmesiyle, ilk iman eden kadın Hz. Hatice olmuştur. Bu çileli yolda Habibullah'ın en büyük destekçisi ve sırdaşı olmak da yine O'na nasip olmuştu. "Altın ne oluyor? Can ne oluyor? İnci, mercan da nedir? Bir sevgiliye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra!" diyen Mevlana misali bir deyişle, tüm varlığını eşi Resûlullah'ın ayaklarının altına seriyor Hz. Hatice. Çünü O, çileye talip. O, İslam davası için, Rabbinin rızası için derin bir mücadele ruhuyla Habibullah'ın arkasında dimdik duran cesur bir kadın! Resûlullah'ın zerresine zarar gelmesine gönlü razı olmuyor. Sıkıntı ve zorlukları O'nunla paylaşmaktan zevk alan mert bir kadın! Tepeden tırnağa Resûl'ün aşkıyla dolu, Hz. Hatice. Sadık bir eş, huzur veren bir liman?Hz. Aişe bir gün Habibullah'a soruyor: "Ya Resûlallah! Hatice'ye niçin bu kadar sevdalısın? Neden onu bu kadar çok anıyorsun?" Resulullah buyurdu ki: "Hatice gibisi var mıydı? Onun gönlünde kimsede olmayan bir özellik vardı. O insanın gönlündeki hüznü bir vakum gibi çeker alırdı."Aşkın hanımefendisi olan Hz. Hatice, Resûlullah tarafından çok sevilmiş, baş tacı edilmişti. Bu evlilik süresince nice zorluklardan geçmişti, Hz. Hatice. Çevresinde fitne çıkarmaya meraklı insanların sözleri O'nu ne kadar çok üzse de, bu üzüntüsünü Habibullah'a hissettirmiyordu. Ola ki O da incinir yahut üzülür diye. Söylenenlere kulak tıkayarak sabırlı ve dirayetli bir duruş sergiliyordu, Peygamberin Gül'ü. Çünkü O, Habibullah' a tam bir teslimiyetle inanıyor ve güveniyordu. Bunların hepsiyle beraber anlayışlı bir eş olması, Habibullah' a karşı ilgi ve desteğini ikiye katlıyordu. İşte böylesi eşsiz bir eşti, Hz. Hatice.Sevgili Peygamberimizin gönlünü her daim hoş tutan bu aşk ehli mübarek kadın, "Kübra" ismini fazlasıyla hak etmiştir. Hayatının her karesi Resûlullah' a ve Cenab-ı Hakk'a itaat ile dolu, büyük bir kadın, şefkatli bir eş, sadık bir yar, Haticetü'l-Kübra? O'nun ahlak pınarından bir yudum içebildiysek ne mutlu bize!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Merve Aydın / diğer yazıları
- Ağlanacak olana ağlayalım / 25.10.2015
- Bir kutlu doğum günü / 08.07.2015
- Tek mutlu son / 02.07.2015
- Tek mutlu son / 01.07.2015
- Ramazan ayında kulun Hakka yönelişi / 20.06.2015
- Beşinci mevsim: Haydar Baş / 14.06.2015
- Kurtuluşun yolu belli / 06.06.2015
- Tüm engellemelere rağmen kazanılan gönüller / 31.05.2015
- Bütün ümidim gençliktedir / 21.05.2015
- Duma Duma dum! / 18.05.2015
- Bir kutlu doğum günü / 08.07.2015
- Tek mutlu son / 02.07.2015
- Tek mutlu son / 01.07.2015
- Ramazan ayında kulun Hakka yönelişi / 20.06.2015
- Beşinci mevsim: Haydar Baş / 14.06.2015
- Kurtuluşun yolu belli / 06.06.2015
- Tüm engellemelere rağmen kazanılan gönüller / 31.05.2015
- Bütün ümidim gençliktedir / 21.05.2015
- Duma Duma dum! / 18.05.2015