Bir önceki makalemizde adalet anlayışı üzerinde durmuştuk. Bu konuda bir değil binlerce makale yazılsa yeridir. Çünkü yaşadığımız sosyal hayatta en fazla muhtaç olunan ve fakat en çok bozulan adalet kavramıdır. Adalet anlayışında ve uygulamasında bozulma; gerek fert planında, gerek toplum planında meydana gelmekte ve sosyal hayatın her sahasını etkisi altına almaktadır.
Sizler de takdir edersiniz ki adaletin sağlanamadığı hiçbir ailede, hiçbir kurumda ve hiçbir toplumda barış ve huzurdan bahsedilemez. Adalet anlayışı ve sosyal hayattaki yansımaları hakkında çok söze gerek olmadığı kanaatindeyim. Görünen köye kılavuz gerekmez…
Toplumun dindar ve muhafazakâr kesiminin, daha dindar ve daha muhafazakâr oldukları kanaatiyle iktidar ettiklerinin davranışlarını da İslam nazarında değerlendirmenin daha doğru olacağı kanaatindeyim.
İktidar olduklarından bu yana haktan hukuktan söz ederek kanunlarda yaptıkları değişiklikler ve uygulamalar göstermektedir ki istenilen adaleti ve huzuru getirmemiştir.
Oluşan iktidar gücü bazı kesimlerin iştahını daha da kabartmış, yandaş tabir edilen iktidara yakın kimselerin nemalanması gittikçe artmış, iktidara yakın olanların suçları hafifletilme yoluna gidilmiş, bazı kimselere de dokunulmasına engel olunmaya çalışılmış, suçlulara gereken ceza uygulanmadığı için de adaletin terazisi şaşmış, dolayısıyla da suç işleme oranları gittikçe artmaktadır.
Hâlbuki inandıkları ve tabi oldukları İslam dininde suçun mukabili ceza, her kim olursa olsun uygulama sahasına konurdu. Bu konuda İslam tarihinden bir örnek aktaralım:
Kureyş kabilesinden hırsızlık suçu işleyen bir kadına uygulanması gereken yüce Allah'ın koymuş olduğu cezayı, sırf şerefli diye uygulatmamak isteyenlere, Rasulullah Hz. Muhammed (sav) şiddetle karşı çıkmış şöyle haykırmıştır:
"Sizden önceki milletleri, aralarında şerefli, ileri gelen birisi hırsızlık ettiği zaman yakasını bırakmış olmaları, zayıf ve sade birisi çaldığı zaman da cezayı uygulamış, olmaları yok etmiştir. Yüce Allah'a yemin ederim ki, eğer kızım Fatıma hırsızlık yapmış olsaydı onun da elini keserdim." ( Buharı; Fazail-i Ashabin-Nebiyy 18. Enbiya 54. Hudud, 12. Müslim; Hudud 8,9. Ebu Davud; Hudud 4. Tirmizi; Hudud 6. Nesai; Sarık 56. İbn Mace; Hudud 6. Darimi; Hudud 5. Ahmed b. Hanbel III/386.)
İnsanlar farklı yollarla bu dünyada adaletin tecellisinden kaçabilirler. Ancak bu dünyada yaptıklarının hesabını mutlaka ahiret yurdunda vereceklerdir. Özellikle de hak ve adalet konusunda verilecek hesap daha şiddetli olacaktır. Çünkü hak ve adalet konusunda hesap iki yönden olacaktır. Biri Allah'ın hukukunu çiğnemekten, diğeri de kul hakkına tecavüz etmekten… Oyun ve oyuncaktan ibaret ve geçici olan bu yalan dünya için yapılan yanlışlıklar değer mi acaba? Herkes kendini muhasebe etsin…
Sizler de takdir edersiniz ki adaletin sağlanamadığı hiçbir ailede, hiçbir kurumda ve hiçbir toplumda barış ve huzurdan bahsedilemez. Adalet anlayışı ve sosyal hayattaki yansımaları hakkında çok söze gerek olmadığı kanaatindeyim. Görünen köye kılavuz gerekmez…
Toplumun dindar ve muhafazakâr kesiminin, daha dindar ve daha muhafazakâr oldukları kanaatiyle iktidar ettiklerinin davranışlarını da İslam nazarında değerlendirmenin daha doğru olacağı kanaatindeyim.
İktidar olduklarından bu yana haktan hukuktan söz ederek kanunlarda yaptıkları değişiklikler ve uygulamalar göstermektedir ki istenilen adaleti ve huzuru getirmemiştir.
Oluşan iktidar gücü bazı kesimlerin iştahını daha da kabartmış, yandaş tabir edilen iktidara yakın kimselerin nemalanması gittikçe artmış, iktidara yakın olanların suçları hafifletilme yoluna gidilmiş, bazı kimselere de dokunulmasına engel olunmaya çalışılmış, suçlulara gereken ceza uygulanmadığı için de adaletin terazisi şaşmış, dolayısıyla da suç işleme oranları gittikçe artmaktadır.
Hâlbuki inandıkları ve tabi oldukları İslam dininde suçun mukabili ceza, her kim olursa olsun uygulama sahasına konurdu. Bu konuda İslam tarihinden bir örnek aktaralım:
Kureyş kabilesinden hırsızlık suçu işleyen bir kadına uygulanması gereken yüce Allah'ın koymuş olduğu cezayı, sırf şerefli diye uygulatmamak isteyenlere, Rasulullah Hz. Muhammed (sav) şiddetle karşı çıkmış şöyle haykırmıştır:
"Sizden önceki milletleri, aralarında şerefli, ileri gelen birisi hırsızlık ettiği zaman yakasını bırakmış olmaları, zayıf ve sade birisi çaldığı zaman da cezayı uygulamış, olmaları yok etmiştir. Yüce Allah'a yemin ederim ki, eğer kızım Fatıma hırsızlık yapmış olsaydı onun da elini keserdim." ( Buharı; Fazail-i Ashabin-Nebiyy 18. Enbiya 54. Hudud, 12. Müslim; Hudud 8,9. Ebu Davud; Hudud 4. Tirmizi; Hudud 6. Nesai; Sarık 56. İbn Mace; Hudud 6. Darimi; Hudud 5. Ahmed b. Hanbel III/386.)
İnsanlar farklı yollarla bu dünyada adaletin tecellisinden kaçabilirler. Ancak bu dünyada yaptıklarının hesabını mutlaka ahiret yurdunda vereceklerdir. Özellikle de hak ve adalet konusunda verilecek hesap daha şiddetli olacaktır. Çünkü hak ve adalet konusunda hesap iki yönden olacaktır. Biri Allah'ın hukukunu çiğnemekten, diğeri de kul hakkına tecavüz etmekten… Oyun ve oyuncaktan ibaret ve geçici olan bu yalan dünya için yapılan yanlışlıklar değer mi acaba? Herkes kendini muhasebe etsin…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Ahlak bulaşıcıdır / 05.04.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025