İnsan dara düştüğünde, insan yere düştüğünde, insan nara düştüğünde, insan tora düştüğünde ve bütün bu “düşüşlere” çare düşündüğünde ilk aklına gelenler dostları olur.
Şair ne güzel özetlemiş:
“Sakın dağlar gibi yüceyim deme
Zaman gelir etrafın kar olur
Kış geldi yaz gelmez diye gam yeme
Her kışın sonunda bir bahar olur
Dağ odur ki üzerinde kar ola
Bülbül odur ötüşünde zar ola
Dost odur ki dar gününde yar ola
Geniş günde düşman bile yar olur.” (Reyhani)
Dar günlerin dostları az olur ama işte asıl dostlar da onlardır.
İki eli kanda da olsa dost dostun yardımına koşacak, “imdat” çağrısını ilk duyan olacak.
Aşık Şenlik’e ait olan müthiş cinas örneğinde olduğu gibi derman aradığın yara, dost tarafından açılmışsa o zaman ne olacak?
“Kime gidim?
Dermana kime gidim?
Yarayı dosttan aldım
Dermana kime gidim?”
Uzun zamandan beri Anadolu coğrafyası, Ortadoğu coğrafyası lisan-ı hali ile bu mısraları seslendirip duruyor.
Dağlarda yankılanıyor, kayalıklarda yankılanıyor, rüzgar çıkardığı ıslık sesi eşliğinde adeta aşık Şenliğin sesine ses veriyor:
“Kime gidim?
“Dermana kime gidim?
“Yarayı dosttan aldım
“Dermana kime gidim?
Dost görünenler, dost geçinenler, dostluğun sırtından geçinenler ellerinde haçlı kamaları ile bağrımı yedi yerden, yetmiş yerden, yedi yüz yerden, yedi bin yerden yaraladılar.
Soğuk soğuk bulaklarımın başında artık yadlar dolaşıyor, heybetli dağlarımın altlarını artık yadlar eşiyor, modern iş makinaları ile bağrımı delik delik deşiyor.
Dostlar izin verdiler bu yadlara, dost görünenler, dost geçinenler, dostluğun sırtından geçinenler saldılar bu yabancıları dağlarıma, yaylalarıma, ovalarıma, derelerimin ve çaylarımın başına…
“Kime gidim?
Dermana kime gidim?
Yarayı dosttan aldım
“Dermana kime gidim?”
Aşık Sümmani de tam yüz yıl evvel dertlenmemiş mi; “Yadlar gezer yârin vilayetinde” diyerek?
Şair ne güzel özetlemiş:
“Sakın dağlar gibi yüceyim deme
Zaman gelir etrafın kar olur
Kış geldi yaz gelmez diye gam yeme
Her kışın sonunda bir bahar olur
Dağ odur ki üzerinde kar ola
Bülbül odur ötüşünde zar ola
Dost odur ki dar gününde yar ola
Geniş günde düşman bile yar olur.” (Reyhani)
Dar günlerin dostları az olur ama işte asıl dostlar da onlardır.
İki eli kanda da olsa dost dostun yardımına koşacak, “imdat” çağrısını ilk duyan olacak.
Aşık Şenlik’e ait olan müthiş cinas örneğinde olduğu gibi derman aradığın yara, dost tarafından açılmışsa o zaman ne olacak?
“Kime gidim?
Dermana kime gidim?
Yarayı dosttan aldım
Dermana kime gidim?”
Uzun zamandan beri Anadolu coğrafyası, Ortadoğu coğrafyası lisan-ı hali ile bu mısraları seslendirip duruyor.
Dağlarda yankılanıyor, kayalıklarda yankılanıyor, rüzgar çıkardığı ıslık sesi eşliğinde adeta aşık Şenliğin sesine ses veriyor:
“Kime gidim?
“Dermana kime gidim?
“Yarayı dosttan aldım
“Dermana kime gidim?
Dost görünenler, dost geçinenler, dostluğun sırtından geçinenler ellerinde haçlı kamaları ile bağrımı yedi yerden, yetmiş yerden, yedi yüz yerden, yedi bin yerden yaraladılar.
Soğuk soğuk bulaklarımın başında artık yadlar dolaşıyor, heybetli dağlarımın altlarını artık yadlar eşiyor, modern iş makinaları ile bağrımı delik delik deşiyor.
Dostlar izin verdiler bu yadlara, dost görünenler, dost geçinenler, dostluğun sırtından geçinenler saldılar bu yabancıları dağlarıma, yaylalarıma, ovalarıma, derelerimin ve çaylarımın başına…
“Kime gidim?
Dermana kime gidim?
Yarayı dosttan aldım
“Dermana kime gidim?”
Aşık Sümmani de tam yüz yıl evvel dertlenmemiş mi; “Yadlar gezer yârin vilayetinde” diyerek?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025