Yukarıda başlık olarak kullandığımız bu ifade, Yeni Mesaj Gazetesi araştırmacı yazarlarından; Meltem TV, Mesaj TV, Kadırga TV, Kanal 34, Kanal 99 televizyonlarında program yapımcısı ve sunucusu Sayın Muharrem Bayraktarın İcmal yayınları tarafından basılan, yeni çıkan kitabının adıdır.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da düzenlenen “İman ve Aşk Ocağı Ehl-i Beyt Gecesi” ne katılmak üzere gittiğim program çıkışında, Sayın Bayraktar’ın yeni kitabını imzaladığını görünce kendisinden bizde bir kitap imzalamasını rica ettik. Sağ olsunlar ayaküstü birkaç kelamla da muhabbet etmek fırsatı bulduk, kitabından dolayı tebrik ettik ve ayrıldık. Geri dönüş için havaalanında beklerken başladığım kitabın büyük bir bölümünü okudum. Kitap hakkında bilgi sahibi olunca, yani kitabı tanımaya başlayınca bu kitabın öyle roman gibi bir çırpıda okunacak bir kitap olmadığına, bu kitabın gayet sakin bir kafayla ve sindire sindire okunması gerektiğine karar verdim. Şimdi günde birkaç sayfalık bölümler ve konular halinde okuyorum.
Başta şunu söyleyeyim, bu kitap tek kelimeyle ya da bir kaç cümleyle izah edilmez, bazı satırlarının altı çizilmez. Çünkü her satırı büyük bir araştırmanın, fikir ve gönül çilesinin, yürekten gelen feryatların ve gözden kaçan gerçeklerin ifadesi konumundadır.
Bu kitap, kitabın önsözünde kendisinin de ifade ettiği gibi borç ödemenin gayretidir:
“Bu toprakların çocukları, bu topraklara olan borcunu ödemek zorundadır. Bu eser, bu topraklara olan borcumuzu ödemek gayretinin bir sembolü olarak kaleme alınmıştır.”
Gerçekten de eserin satıları arasında gerçekleri okudukça, bazı bilgilere ulaştıkça; çileden çıkmamak, “bu kadar da olmaz ki?” dememek elde değil…
Bu kitap, gerçek bir Türkiye fotoğrafı görmek isteyenlere, gaflet uykusundan uyanmak isteyenlere, gerçekleri öğrenmekten korkmayanlara, dinler arası diyalog fitnesiyle Müslüman halkımızın düştüğü acınacak hallere vakıf olmak isteyenlere; kaynak bir eser hükmündedir.
Özellikle Sayın Bayraktar’ın kitabına isim olarak aldığı kitabın 89. sayfasındaki “Çan Kulesindeki Müslümanlar” ibretle okunması gereken bir yazıdır. Bu başlıktaki yazısından birkaç satır aktarmak istiyorum müsaadeleriyle;
“Yer; Unkapanı’ndaki Meryem Ana Kilisesi. Olay gecesi, Hz. Peygamberin doğduğu gece; Mübarek Mevlit Kandili.
Hz. Peygamberin doğduğu o mübarek geceyi evinde Rabbine dua ederek, namaz kılarak, tespih çekerek, Kur’an okuyarak geçirmesi gereken “Müslüman kardeşlerimiz” dinler arası diyalogun Türkiye de estirdiği havanın bir sonucu olarak kiliselere koşuyorlar, papazın önünde dilek tutuyorlar, mum yakıyorlar, İsa’nın üflediği(!) kutsadığı sudan içiyorlar. Hani papaz efendi onlara çan kulesine çıkıp biraz da zangoçluk yaparsanız daha iyi şifa bulursunuz” dese eminim onu da yapacak olan çıkar aralarında.
O zaman ne diyeceğiz bu Müslümanlara: Çan Kulesindeki Müslümanlar!”
Kıymetli dostumuz Muharrem Bayraktar’ı yeni eserinden dolayı kutluyor ve siz değerli okurlarımıza da “Çan Kulesindeki Müslümanlar”ı elde edip okumalarını hararetle tavsiye ediyoruz.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da düzenlenen “İman ve Aşk Ocağı Ehl-i Beyt Gecesi” ne katılmak üzere gittiğim program çıkışında, Sayın Bayraktar’ın yeni kitabını imzaladığını görünce kendisinden bizde bir kitap imzalamasını rica ettik. Sağ olsunlar ayaküstü birkaç kelamla da muhabbet etmek fırsatı bulduk, kitabından dolayı tebrik ettik ve ayrıldık. Geri dönüş için havaalanında beklerken başladığım kitabın büyük bir bölümünü okudum. Kitap hakkında bilgi sahibi olunca, yani kitabı tanımaya başlayınca bu kitabın öyle roman gibi bir çırpıda okunacak bir kitap olmadığına, bu kitabın gayet sakin bir kafayla ve sindire sindire okunması gerektiğine karar verdim. Şimdi günde birkaç sayfalık bölümler ve konular halinde okuyorum.
Başta şunu söyleyeyim, bu kitap tek kelimeyle ya da bir kaç cümleyle izah edilmez, bazı satırlarının altı çizilmez. Çünkü her satırı büyük bir araştırmanın, fikir ve gönül çilesinin, yürekten gelen feryatların ve gözden kaçan gerçeklerin ifadesi konumundadır.
Bu kitap, kitabın önsözünde kendisinin de ifade ettiği gibi borç ödemenin gayretidir:
“Bu toprakların çocukları, bu topraklara olan borcunu ödemek zorundadır. Bu eser, bu topraklara olan borcumuzu ödemek gayretinin bir sembolü olarak kaleme alınmıştır.”
Gerçekten de eserin satıları arasında gerçekleri okudukça, bazı bilgilere ulaştıkça; çileden çıkmamak, “bu kadar da olmaz ki?” dememek elde değil…
Bu kitap, gerçek bir Türkiye fotoğrafı görmek isteyenlere, gaflet uykusundan uyanmak isteyenlere, gerçekleri öğrenmekten korkmayanlara, dinler arası diyalog fitnesiyle Müslüman halkımızın düştüğü acınacak hallere vakıf olmak isteyenlere; kaynak bir eser hükmündedir.
Özellikle Sayın Bayraktar’ın kitabına isim olarak aldığı kitabın 89. sayfasındaki “Çan Kulesindeki Müslümanlar” ibretle okunması gereken bir yazıdır. Bu başlıktaki yazısından birkaç satır aktarmak istiyorum müsaadeleriyle;
“Yer; Unkapanı’ndaki Meryem Ana Kilisesi. Olay gecesi, Hz. Peygamberin doğduğu gece; Mübarek Mevlit Kandili.
Hz. Peygamberin doğduğu o mübarek geceyi evinde Rabbine dua ederek, namaz kılarak, tespih çekerek, Kur’an okuyarak geçirmesi gereken “Müslüman kardeşlerimiz” dinler arası diyalogun Türkiye de estirdiği havanın bir sonucu olarak kiliselere koşuyorlar, papazın önünde dilek tutuyorlar, mum yakıyorlar, İsa’nın üflediği(!) kutsadığı sudan içiyorlar. Hani papaz efendi onlara çan kulesine çıkıp biraz da zangoçluk yaparsanız daha iyi şifa bulursunuz” dese eminim onu da yapacak olan çıkar aralarında.
O zaman ne diyeceğiz bu Müslümanlara: Çan Kulesindeki Müslümanlar!”
Kıymetli dostumuz Muharrem Bayraktar’ı yeni eserinden dolayı kutluyor ve siz değerli okurlarımıza da “Çan Kulesindeki Müslümanlar”ı elde edip okumalarını hararetle tavsiye ediyoruz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Ahlak bulaşıcıdır / 05.04.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025