Akşam'dan İsmail küçükkaya, 2007 yılındaki seçimlerin Türkiye açısından çok önemli olduğunu dile getiriyor. Küçükkaya, dış güçlerin seçimlere bir şekilde müdahale edeceğini belirtiyor Gelecek yılın sonunda nasıl bir Türkiye'de yaşayacağız acaba? Daha 2008 yılına girmeden, 'Türk devlet ve siyaset hayatının temel aktörleri' büyük ölçüde değişmiş, ya da 'en azından her biri yeni pozisyon almış' olacaklar. Dün, pek çok gazeteci gerek Mayıs 2007'deki cumhurbaşkanlığı, gerekse kasımdaki genel seçimler üzerine düşüncelerini yazmıştı. Yaklaşan 'iki seçim yılı' içeride ve dışarıda herkesi 'acaba neler olacak?' sorusunu düşünmeye zorluyor. Özellikle büyük finans kuruluşlarının ve büyük devletlerin bu yöndeki çalışmaları dikkat çekiyor. Aynı yıl içinde hem yeni Cumhurbaşkanının, hem de yeni başbakan ve yeni hükümetin seçilmesi, 'dengeleri gözeten çevrelerin' gözlerini kulaklarını buraya dikmesine neden oluyor. Bu önemli, zira 2012'ye kadarki hükümet ve 2014'e kadarki cumhurbaşkanından bahsediyoruz. Hem ABD ve Ortadoğu, hem de AB açısından kritik bir takvimi konuşuyoruz.Her kimin tahmini gerçekleşirse gerçekleşsin '2008'in Türkiyesi' bugünden çok farklı olacak. İyi de nasıl? İşte bu sorunun etrafında dönüyor, bütün tahmin, beklenti veya yönlendirmeler. Geçmiş tecrübelerden şunu biliyoruz: "Türkiye'de yapılacak seçimler asla sadece Türkiye'nin seçimi olmaz."Türkiye gibi bir ülkenin kaderini böylesine etkileyecek seçimler, Ortadoğu'yu yakından ilgilendirdiği gibi, buradan 'global politikalara uzanan bir etki sahası' yarattığından dünya devlerini de yakından ilgilendiriyor. Tersinden bakarsak, 'ulusal sorunları birer uluslararası konu olan' Türkiye'de iş başına kimin gelip gelmeyeceği, dengelerin nasıl sağlanacağı, bütün bu süreçte ülkenin nasıl bir seyir izleyeceği gerçekten çok önemli birer konu başlığıdır. Hani o çok kullanılan 'kader yılı' işte tam da yaklaşan 2007 için geçerlidir. İç ve dış kamuoyu nasıl oluşacak?Dış güçler devredeEnis Berberoğlu Londra'dan gelen, 'cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri merak eden' finans uzmanı ziyaretçilerinden bahsediyordu. Aynı grubun muhalefetteki bir siyasi parti liderini de ziyarete gittiğini öğrendim. Aktörler, 'bir yandan öngörüler yapmaya çalışırken', bir yandan da 'pozisyon almaya' uğraşıyorlar. Mahir Kaynak ise uluslararası güç odaklarının, hedefleri temelinde çok güzel bir seçim analizi yapıyordu. Başka pek çok yazar, seçimler konusunu farklı farklı taraflarından ele alıyorlar. Kaçış yok, mayısa kadar bunları tartışacağız. İç ve dış kamuoyunun, yerel ve evrensel konjonktürün nasıl oluştuğunu hep beraber göreceğiz. O süreç işliyor şu anda. Ben en çok Mehmet Barlas'ın, YAŞ öncesinde Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanlığı'na uzlaşmayla atanmasını örnek göstermesini sevdim. Barlas, "Neden Cumhurbaşkanlığı'nda aynı uzlaşma sağlanmasın?" diye soruyordu.Haklı, neden olmasın? Ben Ankara'da böyle bir uzlaşma havası kokluyorum.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.