1974 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tarihi müdahalesiyle Türkiye açısından "mesele olmaktan çıkarılan" ancak Batı dünyasının "Helenseverliği bir başka deyişle Yunan ve Rumseverliği" nedeniyle sürekli olarak Türkiye'yi köşeye sıkıştırma maşası olarak kullanılan Kıbrıs konusunu "hakikaten nazikleşen yeni süreçte" ilk kez bu denli kendimiz de mesele yapmaya başladık. Bir başka ifadeyle, Batı dünyasının bir bütün olarak başımıza ördüğü çoraba, yeni süreçte siyasilerimiz de ilmek atmaktan kaçınmıyor!
Önce fotoğraflardaki görüntüleri ortaya koyalım...
Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'ndeki fotoğraf...
KKTC'de Denktaş aleyhine müthiş bir kampanya başlatılmış. Rakamlar abartılsa da, meydanlara çıkan Kıbrıslı Türk sayısında oldukça artış gözleniyor. Meydanlarda arz-ı endam eden Kıbrıslı Türkler, çözüm istiyorlar. Ama nasıl bir çözüm? Hemen aşağıda irdeleyeceğiz...
Kıbrıslı Türklerin hayat sıtandartlarında düşüş yaşanıyor. Yavruvatanda 5 üniversite bulunmasına rağmen, işsizlik seviyesi yüksek. Batı dünyasının yekpare olarak uyguladığı ambargo, Türk kesimini mağdur mu mağdur ediyor. Saddam'ın Irak'ına uygulanan ambargo bunun yanında hafif kalır! Kıbrıs Türk tarafına neden ambargo uygulanıyor, tam olarak anlayabilmiş değilim. Gerçi ambargo kararı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından hakkaniyete aykırı bir biçimde alınmış ama neden muhatap Kıbrıs Türk'ü? Maksat Kıbrıs Türk'üne hayatı zehir edip, onları Ada'dan göçe zorlamak. İşte batı dünyasının Rumseverliğinin en büyük delili...
Türkiye Cumhuriyeti'ndeki fotoğraf...
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs meselesinin halli için "yoğun kulis" faaliyeti yapıyor. Siyasi tarihimizin Kıbrıs konusundaki en keskin açıklamaları da ondan geliyor. En son Rize TV'de dile getirdiği, "30-40 yıldır takip edilen Kıbrıs politikasının sürdürülmesine taraftar değilim. Kıbrıs meselesi Denktaş'ın meselesi değildir" sözleri hem Türkiye'de, hem de dış dünyada oldukça yankı buldu. Kıbrıs Rum Kesimi Hükümet Sözcüsü Michalis Papapetru, Erdoğan'ın bu çıkışını övdü ve AKP Lideri'nin sözkonusu açıklamasıyla Denktaş'a karşı olan partilere destek verdiği yorumunda bulundu.
Erdoğan'ın izlediği Kıbrıs politikası belirgin bir 'mantalite'ye dayanıyor. AB ülkelerinin liderleri, 12 Aralık'taki Kopenhag Zirvesi öncesinde ziyaretlerinde AKP Lideri'nin önüne "Kıbrıs meselesini" koydular. Türk Silahlı Kuvvetleri'nden gelebilecek baskıyı AB ve ABD ile ile sağlam işbirliği yaparak dengelemek isteyen Erdoğan, bu çerçevede Batı dünyasının kendisinden çözüm talep ettiği Kıbrıs konusunu halletmek istiyor. Halledemese bile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin açıkça destek verdiği Denktaş'ı sıkıştırarak, Türkiye'nin resmi Kıbrıs politikasına aykırı bir çizgi izlediği imajını Batı dünyasına vermek istiyor.
Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki fotoğraf
Yaklaşık bir aydır Rum Kesimi basınını izliyorum. Rumca bilmediğim için okuyabildiğim tek gazete Cyprus Mail. İngilizce bilen okurlarımın (www.cyprus-mail.com) sitesine girerek Rum Kesimi'nin meseleye nasıl yaklaştığını görmelerini istiyorum.
Gazetenin dünkü manşetini aktarayım...
"Erdogan's warning to Denktash: listen"
Türkçesi: Erdoğan'ın Denktaş'a uyarısı: dinle.
Cyprus Mail, KKTC'deki muhalefete aşırı sayılabilecek bir yer veriyor. Gazetede verilen bir anket sonucuna göre, KKTC'de Morfu (Kusuruma bakmayın hangi KKTC kenti olduğunu bilmiyorum. Rumlar Kıbrıs şehirlerine Rumca isim veriyorlar ve medyada da bunları kullanıyorlar) kentinde 509 denek üzerinden yapılan kamuoyu yoklamasına göre, halkın yüzde 91.6'sı Kofi Annan Planı'ndan yanaymış... Buna gülerler herhalde.
Genel fotoğraf
ABD eski Başkanı Johnson'un deyimiyle, "Kıbrıs sorunu dünyanın en çetrefilli" meselesidir. Günümüzde Kıbrıs meselesi çapında üç tane daha önemli sorun vardır dünyada: Filistin meselesi, Çeçenistan sorunu ve Pakistan ile Hindistan arasındaki Keşmir sorunu.
Türkiye Birleşmiş Milletler'in Sovyetler Birliği'nin baskısıyla soruna el koyduğu 1964 yılından bu yana, Birleşmiş Milletler'in önerdiği çok sayıda "barış planı"nı kabul etti. Sayarsak, Birinci Acheson Planı, Cuellar Planı, Gali'nin Fikirler Dizisi vesaire... Oysa Rum tarafı, masaya konulan pekçok planı reddetti. Kofi Annan planına nispeten sıcak bakmaları, planın hazırlanmasına bizzat iştirak etmelerinden kaynaklanmaktadır. Annan Planı'nı kimin hazırladığı merak konusudur. Hemen söyleyelim... Kıbrıs Rum tarafı, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, KKTC'deki muhalefet, ABD ve İngiltere'deki kimi üniversitelerdeki uluslararası ilişkiler profesörleri, Avrupa Birliği Orta Savunma ve Dış Politika Komiserliği... Türk Dışişleri Bakanlığı ile KKTC yönetimi planın hazırlanmasında yer almamıştır.
Tarafların tutumları
Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan, 1964 yılından bu yana tutumunu zerre miktarı değiştirmemiştir. Rum tarafının özellikle 1974 yılından bu yana dile getirdiği talepleri özetle şunlardır:
A) Türk askeri Ada'dan çekilmeli. Sadece asker değil, 1974'den sonra Türkiye'den Ada'ya göçedenler de geri dönmeli.
B) 1974 müdahalesiyle KKTC topraklarından çıkarılan Rumlar, Kuzey'de sahip oldukları yerlere dönmeli. 40 kadar KKTC köyü Rum tarafına verilmeli, yaklaşık 100 bin Rum Kuzeye dönmeli.
C) Ada'da tek devlet kurulmalı. Yönetim 'çoğunluk esasına' göre belirlenmeli. Yani Parlamento'da çoğunluğu Rumlar oluşturmalı, Devlet Başkanı Rum olmalı.
D) Herkes istediği yere yerleşebilmeli.
E) Türklere azınlık hakları verilmeli.
Kıbrıs meselesinde dersine epeyce çalışmış birisiyim. Bu alanda Türkçe ve yabancı dillerde okuduğum kitap sayısı bir kaç düzineyi geçti. KKTC Lideri Sayın Denktaş ile de birkaç kez röportaj yapma imkanı buldum. Rumların soruna yaklaşımı konusunda edindiğim izlenim, yukarıdakinden farklı değildir.
Peki Denktaş neyi savunuyor?
A) Türk tarafı 'egemen bir devlet' kurmalı. Kıbrıs'ı yüz metrekarelik bir ev olarak düşünürsek, bunun 30 metrekaresinde Türkler yaşayacaksa, bu 30 metrekarede Türklerin mahremiyeti olmalı. Rumlar, her istediklerinde kapıyı vurmadan Türklerin tarafına geçememeli! Egemenlik budur. Oysa Rumlar buna şiddetle karşı çıkıyor.
B) Rumlar ile Türkler yeniden birarada yaşayamaz.
C) Rumlar ile Türkler, ortak bir devlet kuracaklarsa, siyasi açıdan eşit olmalı. Ne demek bu? Rumlar çoğunluklarına güvenerek, istedikleri yasayı çıkarmamalı. Oysa Annan Planı, kurulacak ortak devlette yasaların çıkarılması için önce "icma-fikir birliği" arıyor; bu gerçekleşmezse, kararların çoğunlukla alınacağını belirtiyor. Çoğunluk olan ise Rumlar!!!
Sonuçlar...
1) Rum tarafı katı tutumundan ve duruşundan bugüne kadar vazgeçmemiştir. Vazgeçseydi, Kıbrıs meselesi 'dünya açısından da' mesele olmaktan çıkardı. Dolayısıyla soruna çözüm isteyen siyasiler ve KKTC'li Türkler, Rumların isteklerini hangi oranda karşılayacakları konusunda kamuoyuna açık beyanlarda bulunmalı. Rumlar, çok şeyleri talep ederek, çözüm istiyorlar. Onların isteklerini karşılayabilecek bir babayiğit var mı? Varsa, şöyle bir adım öne çıksın!
2) Birleşmiş Milletler, bugüne kadar sunulan pek çok plana 'hayır' diyen Rum tarafına müsamaha ile yaklaşmıştır, Denktaş'ı ise sıkıştırmıştır.
3) AB tümüyle Rum tezini savunmaktadır. ABD ise Rum tezini savunmakla birlikte, nadir de olsa Türkiye'nin jeopolitik konumu nedeniyle bize toleransla yaklaşmaktadır.
4) Bugüne kadar hiçbir Yunan ve Rum yetkili, AKP Lideri Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın karşı tarafı memnun ettiği gibi, Türkiye ve KKTC yöneticilerini ve halklarını hoşnut edecek bir açıklama yapmamıştır.
5) Kofi Annan Planı müzakere edilebilir mi? Edilebilir. Müzakere etmenin tek sakıncası, planı reddederek masadan kalktığınızda, uluslararası camiada uzlaşma istemeyen taraf olarak damgalanmanızdır.
Başkaca kaybedilecek bir şey yoktur. Rumlar bunu bugüne kadar defaatla yaptı.
Önce fotoğraflardaki görüntüleri ortaya koyalım...
Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'ndeki fotoğraf...
KKTC'de Denktaş aleyhine müthiş bir kampanya başlatılmış. Rakamlar abartılsa da, meydanlara çıkan Kıbrıslı Türk sayısında oldukça artış gözleniyor. Meydanlarda arz-ı endam eden Kıbrıslı Türkler, çözüm istiyorlar. Ama nasıl bir çözüm? Hemen aşağıda irdeleyeceğiz...
Kıbrıslı Türklerin hayat sıtandartlarında düşüş yaşanıyor. Yavruvatanda 5 üniversite bulunmasına rağmen, işsizlik seviyesi yüksek. Batı dünyasının yekpare olarak uyguladığı ambargo, Türk kesimini mağdur mu mağdur ediyor. Saddam'ın Irak'ına uygulanan ambargo bunun yanında hafif kalır! Kıbrıs Türk tarafına neden ambargo uygulanıyor, tam olarak anlayabilmiş değilim. Gerçi ambargo kararı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından hakkaniyete aykırı bir biçimde alınmış ama neden muhatap Kıbrıs Türk'ü? Maksat Kıbrıs Türk'üne hayatı zehir edip, onları Ada'dan göçe zorlamak. İşte batı dünyasının Rumseverliğinin en büyük delili...
Türkiye Cumhuriyeti'ndeki fotoğraf...
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs meselesinin halli için "yoğun kulis" faaliyeti yapıyor. Siyasi tarihimizin Kıbrıs konusundaki en keskin açıklamaları da ondan geliyor. En son Rize TV'de dile getirdiği, "30-40 yıldır takip edilen Kıbrıs politikasının sürdürülmesine taraftar değilim. Kıbrıs meselesi Denktaş'ın meselesi değildir" sözleri hem Türkiye'de, hem de dış dünyada oldukça yankı buldu. Kıbrıs Rum Kesimi Hükümet Sözcüsü Michalis Papapetru, Erdoğan'ın bu çıkışını övdü ve AKP Lideri'nin sözkonusu açıklamasıyla Denktaş'a karşı olan partilere destek verdiği yorumunda bulundu.
Erdoğan'ın izlediği Kıbrıs politikası belirgin bir 'mantalite'ye dayanıyor. AB ülkelerinin liderleri, 12 Aralık'taki Kopenhag Zirvesi öncesinde ziyaretlerinde AKP Lideri'nin önüne "Kıbrıs meselesini" koydular. Türk Silahlı Kuvvetleri'nden gelebilecek baskıyı AB ve ABD ile ile sağlam işbirliği yaparak dengelemek isteyen Erdoğan, bu çerçevede Batı dünyasının kendisinden çözüm talep ettiği Kıbrıs konusunu halletmek istiyor. Halledemese bile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin açıkça destek verdiği Denktaş'ı sıkıştırarak, Türkiye'nin resmi Kıbrıs politikasına aykırı bir çizgi izlediği imajını Batı dünyasına vermek istiyor.
Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki fotoğraf
Yaklaşık bir aydır Rum Kesimi basınını izliyorum. Rumca bilmediğim için okuyabildiğim tek gazete Cyprus Mail. İngilizce bilen okurlarımın (www.cyprus-mail.com) sitesine girerek Rum Kesimi'nin meseleye nasıl yaklaştığını görmelerini istiyorum.
Gazetenin dünkü manşetini aktarayım...
"Erdogan's warning to Denktash: listen"
Türkçesi: Erdoğan'ın Denktaş'a uyarısı: dinle.
Cyprus Mail, KKTC'deki muhalefete aşırı sayılabilecek bir yer veriyor. Gazetede verilen bir anket sonucuna göre, KKTC'de Morfu (Kusuruma bakmayın hangi KKTC kenti olduğunu bilmiyorum. Rumlar Kıbrıs şehirlerine Rumca isim veriyorlar ve medyada da bunları kullanıyorlar) kentinde 509 denek üzerinden yapılan kamuoyu yoklamasına göre, halkın yüzde 91.6'sı Kofi Annan Planı'ndan yanaymış... Buna gülerler herhalde.
Genel fotoğraf
ABD eski Başkanı Johnson'un deyimiyle, "Kıbrıs sorunu dünyanın en çetrefilli" meselesidir. Günümüzde Kıbrıs meselesi çapında üç tane daha önemli sorun vardır dünyada: Filistin meselesi, Çeçenistan sorunu ve Pakistan ile Hindistan arasındaki Keşmir sorunu.
Türkiye Birleşmiş Milletler'in Sovyetler Birliği'nin baskısıyla soruna el koyduğu 1964 yılından bu yana, Birleşmiş Milletler'in önerdiği çok sayıda "barış planı"nı kabul etti. Sayarsak, Birinci Acheson Planı, Cuellar Planı, Gali'nin Fikirler Dizisi vesaire... Oysa Rum tarafı, masaya konulan pekçok planı reddetti. Kofi Annan planına nispeten sıcak bakmaları, planın hazırlanmasına bizzat iştirak etmelerinden kaynaklanmaktadır. Annan Planı'nı kimin hazırladığı merak konusudur. Hemen söyleyelim... Kıbrıs Rum tarafı, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, KKTC'deki muhalefet, ABD ve İngiltere'deki kimi üniversitelerdeki uluslararası ilişkiler profesörleri, Avrupa Birliği Orta Savunma ve Dış Politika Komiserliği... Türk Dışişleri Bakanlığı ile KKTC yönetimi planın hazırlanmasında yer almamıştır.
Tarafların tutumları
Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan, 1964 yılından bu yana tutumunu zerre miktarı değiştirmemiştir. Rum tarafının özellikle 1974 yılından bu yana dile getirdiği talepleri özetle şunlardır:
A) Türk askeri Ada'dan çekilmeli. Sadece asker değil, 1974'den sonra Türkiye'den Ada'ya göçedenler de geri dönmeli.
B) 1974 müdahalesiyle KKTC topraklarından çıkarılan Rumlar, Kuzey'de sahip oldukları yerlere dönmeli. 40 kadar KKTC köyü Rum tarafına verilmeli, yaklaşık 100 bin Rum Kuzeye dönmeli.
C) Ada'da tek devlet kurulmalı. Yönetim 'çoğunluk esasına' göre belirlenmeli. Yani Parlamento'da çoğunluğu Rumlar oluşturmalı, Devlet Başkanı Rum olmalı.
D) Herkes istediği yere yerleşebilmeli.
E) Türklere azınlık hakları verilmeli.
Kıbrıs meselesinde dersine epeyce çalışmış birisiyim. Bu alanda Türkçe ve yabancı dillerde okuduğum kitap sayısı bir kaç düzineyi geçti. KKTC Lideri Sayın Denktaş ile de birkaç kez röportaj yapma imkanı buldum. Rumların soruna yaklaşımı konusunda edindiğim izlenim, yukarıdakinden farklı değildir.
Peki Denktaş neyi savunuyor?
A) Türk tarafı 'egemen bir devlet' kurmalı. Kıbrıs'ı yüz metrekarelik bir ev olarak düşünürsek, bunun 30 metrekaresinde Türkler yaşayacaksa, bu 30 metrekarede Türklerin mahremiyeti olmalı. Rumlar, her istediklerinde kapıyı vurmadan Türklerin tarafına geçememeli! Egemenlik budur. Oysa Rumlar buna şiddetle karşı çıkıyor.
B) Rumlar ile Türkler yeniden birarada yaşayamaz.
C) Rumlar ile Türkler, ortak bir devlet kuracaklarsa, siyasi açıdan eşit olmalı. Ne demek bu? Rumlar çoğunluklarına güvenerek, istedikleri yasayı çıkarmamalı. Oysa Annan Planı, kurulacak ortak devlette yasaların çıkarılması için önce "icma-fikir birliği" arıyor; bu gerçekleşmezse, kararların çoğunlukla alınacağını belirtiyor. Çoğunluk olan ise Rumlar!!!
Sonuçlar...
1) Rum tarafı katı tutumundan ve duruşundan bugüne kadar vazgeçmemiştir. Vazgeçseydi, Kıbrıs meselesi 'dünya açısından da' mesele olmaktan çıkardı. Dolayısıyla soruna çözüm isteyen siyasiler ve KKTC'li Türkler, Rumların isteklerini hangi oranda karşılayacakları konusunda kamuoyuna açık beyanlarda bulunmalı. Rumlar, çok şeyleri talep ederek, çözüm istiyorlar. Onların isteklerini karşılayabilecek bir babayiğit var mı? Varsa, şöyle bir adım öne çıksın!
2) Birleşmiş Milletler, bugüne kadar sunulan pek çok plana 'hayır' diyen Rum tarafına müsamaha ile yaklaşmıştır, Denktaş'ı ise sıkıştırmıştır.
3) AB tümüyle Rum tezini savunmaktadır. ABD ise Rum tezini savunmakla birlikte, nadir de olsa Türkiye'nin jeopolitik konumu nedeniyle bize toleransla yaklaşmaktadır.
4) Bugüne kadar hiçbir Yunan ve Rum yetkili, AKP Lideri Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın karşı tarafı memnun ettiği gibi, Türkiye ve KKTC yöneticilerini ve halklarını hoşnut edecek bir açıklama yapmamıştır.
5) Kofi Annan Planı müzakere edilebilir mi? Edilebilir. Müzakere etmenin tek sakıncası, planı reddederek masadan kalktığınızda, uluslararası camiada uzlaşma istemeyen taraf olarak damgalanmanızdır.
Başkaca kaybedilecek bir şey yoktur. Rumlar bunu bugüne kadar defaatla yaptı.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Recep Bahar / diğer yazıları
- ABD harika bir ekonomiye mi sahip? / 14.08.2018
- Ne yapmalı? / 13.08.2018
- Komşunla kavga et uzaklarda pazar ara! / 02.02.2016
- Diyarbakır'da kilise-ev faktörü! / 01.02.2016
- Çin ekonomisi alarm mı veriyor? / 20.01.2016
- Büyük İsrail yolunda sıra İran'da / 19.01.2016
- Terör Sultanahmet bölgesini sıfırla çarptı / 15.01.2016
- Sultanahmet'in şifreleri / 13.01.2016
- Türkiye ile Suudi Arabistan ne zaman papaz olacak? / 09.01.2016
- Ekonomik çöküşü bir de buradan seyredin / 05.01.2016
- Ne yapmalı? / 13.08.2018
- Komşunla kavga et uzaklarda pazar ara! / 02.02.2016
- Diyarbakır'da kilise-ev faktörü! / 01.02.2016
- Çin ekonomisi alarm mı veriyor? / 20.01.2016
- Büyük İsrail yolunda sıra İran'da / 19.01.2016
- Terör Sultanahmet bölgesini sıfırla çarptı / 15.01.2016
- Sultanahmet'in şifreleri / 13.01.2016
- Türkiye ile Suudi Arabistan ne zaman papaz olacak? / 09.01.2016
- Ekonomik çöküşü bir de buradan seyredin / 05.01.2016