ANAP Lideri Mesut Yılmaz'ın Genelkurmay'ı hedef alan açıklamaları, toplumsal desteğini yitiren Yılmaz'ın AB lobisini arkasına alarak siyasi gündemi lehine çevirme çabası olarak değerlendiriliyor
Mesut Yılmaz'ın geniş cümlelerle ancak odağına askeri oturttuğu yüksek dozlu açıklamaları, yeni değil. Hatta Yılmaz'ın bunu biraz da siyaset etme biçimine dönüştürdüğü söylenebilir.
ANAP kongresinin galibi Yılmaz'ın dediklerini anlayabilmemiz için daha önce "aynı bağlamda" yaptığı açıklamalara ve özellikle zamanlamasına dikkat etmemiz gerek. Çünkü şifreler özellikle bu "tayming"de gizli. Mesut Yılmaz Asker odaklı tahrikkâr açıklamalarını, hep en zor zamanlarında yapıyor.
Beyaz Enerji'nin Mavi Akım'a dönüştüğü günlerde Yılmaz, Jandarma komutanlığını suçlayan açıklamalar yapmış, makul karşı cevaba rağmen gerilimi tırmandırmaya devam etmişti. Son açıklamaya gelince...
Ankara'da, Yılmazla ilişkilendirilen yolsuzluk iddialarının yeni bir zemine oturduğu, hukuksal bir sürece dönüştüğü bir dönemde "konuştuğu" ifade ediliyor. Bu noktanın altı çiziliyor.
Dosyalar aktüelleştiriliyor
İki gün önce bir yüksek yargı mensubunun Yılmaz aleyhine yargısal yeni bir döneme girildiğini açıklaması, ardından Yılmaz'ın can dostu Hüsamettin ÖZKAN dosyasının Adalet Bakanlığına teslimi ve nihayet en az 100 müfettişle ANAP imzalı ihale ve bankacılık dosyalarında yapılan teftişte sona gelinmesi, ANAP Genel Başkanı'nı fazlasıyla rahatsız etmeye yetiyor.
Özkan için basılan düğme, bir başka açıdan Mesut Yılmaz'ın üzerinede bir çarpı atıldığı anlamını taşıyor. Üstelik sadece hukuki değil aynı zamanda siyasi senaryolar açısından da bu tespit, doğruluğunu muhafaza ediyor.
DSP'de Ecevitsiz bir sürece hemen geçilebileceği konuşuluyor. Erdal İnönü'yle birlikte olacaklar ve gönlü Baykal'dan yana olanların dışında önemli bir grup milletvekili, Hüsamettin ÖZKAN Başkanlığında ANAP'a geçmeyi planlıyor...
HADEP'le işbirliği
Oyları %5'in altında gözüken Mesut Yılmaz'ın tek siyasal atraksiyonu da bu değil. Yılmaz'ın hedeflerinden birisi de muhtemel ilk seçimde HADEP'le işbirliği.
Genelkurmay bildirisi'nde yer alan "PKK siyasal zemine çekiliyor" açıklamasının hedefi de böylece "ANAP" olarak netleşiyor.
Güvenlik tartışmalarıyla, HADEP'le işbirliğinin önünü açmak isteyen Yılmaz, somut ifadelerle Genelkurmay'dan cevabını alıyor.
Tabanda oy kaybeden Yılmaz tavanda ve ayak oyunlarıyla milletvekili sayısını artırmayı, Başbakanlığı ele geçirerek dışarıya vereceği siyasal tavizler karşılığında oluşturacağı bir rüzgarla seçime gitmeyi planlıyor.
Bunun zor bir denklem olduğuna şüphe yok.
Projenin önündeki en büyük engel, Yılmaz-Özkan ikilisinin yolsuzluk dosyaları.
Genelkurmay'dan yapılan karşı açıklamadaki bir cümleye dikkatlerinizi çekelim:
"Ekonomiyi iflas noktasına getirenler hakkında en ufak bir işlem yapılmıyor".
Genelkurmay bu cümlelerle, başlayacak hukuksal süreçteki yaşanabilecek muhtemel tıkanıklığa da dikkat çekmiş oluyor. Beyaz Enerji ve Mavi Akım'ın yargı aşamasında kopartılan gümbürtüyü hatırlayalım. Soruşturmayı yürüten Talat Şalk hakkında Adalet Bakanı anlaşılmaz gerekçelerle karşı bir soruşturma başlatmış, Mavi Akım'da iki savcıya işten el çektirmişti. Genelkurmay'ın değerlendirmesine bu açıdan bakmakta da fayda var.
Sen benden çok çaldın!
Şimdi şapkayı birileri önüne koyup doğru düşünmeli ve gündemi saptırmamalı.
Yılmaz'lı, Tayyip'li, Özkan'lı vede Koç'lu tartışmaların odağında elden ele dolaşan yolsuzluk dosyalarının ve iddialarının olduğunu bilenler biliyor. Bize yansımaları; AB'ye girmemize engel oluyolar, ülkenin bu hale gelmesinin nedeni, "dilimin ucunda, siz anlayın" yollu açıklamalar, ya da suskunluk olarak kendini gösteren tavır, 1 Milyar zaaftan, toplamda ise ülke siyasetinin üzerindeki yolsuzluk kara bulutlarından kaynaklanmakta. Siyasetin sivil kısmında, partiler arasında yaşanan savaşın adı da aslında bu.
"Sende benim kadar çaldın". Oyunun adı bu.
Kanuni, yanı kılıfına uydurulmuş ancak hukuki olmayan yöntemlerle aşırılan, yurtdışına gizlenen, kardeşe, hanıma pay edilen ya da mutemet işadamı dostlarda güvence altına alınan paralar, siyasetin de başarı garantisini oluşturuyor.
Sistem böyle işliyor
"Sistem böyle işliyor" mantıklı hırsızlık, Türkiye'yi Dünya yolsuzluk liginde 4'cü yaptı. Çin, Rusya ve Endonezya'nın ardından "Dördüncü" olan Türkiye'de, yolsuzluklar nedeniyle ödenen fazladan vergi oranı tam %36. Bir başka ifadeyle 2000 yılında toplanan 26.5 katrilyonluk vergi gelirinin, 9.5 katrilyon liralık bölümü fazladan ödenen ve yolsuzluğa akan vergi miktarına işaret ediyor.
Ekonomik forum'un son sayısında yolsuzluk mekanizmasının Türkiye'de nasıl işlediğine yönelik anlamlı bir analiz yayınlandı:
"Yolsuzluk biçimleri ülkeden ülkeye farklı. Örneğin Türkiye'de devletin ekonomik kararlarının doğurduğu rantların paylaştırılmasında düzenleyici rol oynayan bürokrasinin yetkilerinin, ANAP iktidarlar döneminden itibaren giderek siyasal kadrolara kaydırırılması, siyasi karar mekanizmalarını yönetenlerin kişisel yönetem üslubunu benimsemesi ve firma bazında kayırmaya olanak tanıyacak ekonomik karar birimleri (kamu özel fonları) yaratmaları, bürakratların bağlı oldukları bakanları bile atlayarak doğrudan Başbakan/Cumhurbaşkanı aracılığıyla kamu kesimini bağlayıcı ilişkiler kurabilmeleri, üst düzey bürokratların siyasete sıçramalarının yaygınlaşırılması vb. nedenlerle istisadi/mali kararlar artan boyutlarda bireyselleşmeye başlamıştır.
İşte yozlaşma- yolsuzluk kozası böylece daha sıkı örülmeye başlamıştır".
Temizlik... Ne kadar?
Türkiye'nin getirildiği karanlık tablo bu. Ülkenin çıkarları, demokratikleşme, AB süreci, ya da ABD desteği bize yani millete oynanan bir tiyatro. Sahnenin arkasında ise gerçek oyun oynanıyor. Kirli paranın ve kirletilmiş iktidarın üleştirilmesi oyunu...
Perde ve sahne kaldırıldı. Şimdi en arkada oynanan oyun milletin gözleri önünde... Bakalım ne kadar temizleneceğiz. Tabii yağmurdan kaçarken doluya yakalanmadan...
Ahmet ERİMHAN
Mesut Yılmaz'ın geniş cümlelerle ancak odağına askeri oturttuğu yüksek dozlu açıklamaları, yeni değil. Hatta Yılmaz'ın bunu biraz da siyaset etme biçimine dönüştürdüğü söylenebilir.
ANAP kongresinin galibi Yılmaz'ın dediklerini anlayabilmemiz için daha önce "aynı bağlamda" yaptığı açıklamalara ve özellikle zamanlamasına dikkat etmemiz gerek. Çünkü şifreler özellikle bu "tayming"de gizli. Mesut Yılmaz Asker odaklı tahrikkâr açıklamalarını, hep en zor zamanlarında yapıyor.
Beyaz Enerji'nin Mavi Akım'a dönüştüğü günlerde Yılmaz, Jandarma komutanlığını suçlayan açıklamalar yapmış, makul karşı cevaba rağmen gerilimi tırmandırmaya devam etmişti. Son açıklamaya gelince...
Ankara'da, Yılmazla ilişkilendirilen yolsuzluk iddialarının yeni bir zemine oturduğu, hukuksal bir sürece dönüştüğü bir dönemde "konuştuğu" ifade ediliyor. Bu noktanın altı çiziliyor.
Dosyalar aktüelleştiriliyor
İki gün önce bir yüksek yargı mensubunun Yılmaz aleyhine yargısal yeni bir döneme girildiğini açıklaması, ardından Yılmaz'ın can dostu Hüsamettin ÖZKAN dosyasının Adalet Bakanlığına teslimi ve nihayet en az 100 müfettişle ANAP imzalı ihale ve bankacılık dosyalarında yapılan teftişte sona gelinmesi, ANAP Genel Başkanı'nı fazlasıyla rahatsız etmeye yetiyor.
Özkan için basılan düğme, bir başka açıdan Mesut Yılmaz'ın üzerinede bir çarpı atıldığı anlamını taşıyor. Üstelik sadece hukuki değil aynı zamanda siyasi senaryolar açısından da bu tespit, doğruluğunu muhafaza ediyor.
DSP'de Ecevitsiz bir sürece hemen geçilebileceği konuşuluyor. Erdal İnönü'yle birlikte olacaklar ve gönlü Baykal'dan yana olanların dışında önemli bir grup milletvekili, Hüsamettin ÖZKAN Başkanlığında ANAP'a geçmeyi planlıyor...
HADEP'le işbirliği
Oyları %5'in altında gözüken Mesut Yılmaz'ın tek siyasal atraksiyonu da bu değil. Yılmaz'ın hedeflerinden birisi de muhtemel ilk seçimde HADEP'le işbirliği.
Genelkurmay bildirisi'nde yer alan "PKK siyasal zemine çekiliyor" açıklamasının hedefi de böylece "ANAP" olarak netleşiyor.
Güvenlik tartışmalarıyla, HADEP'le işbirliğinin önünü açmak isteyen Yılmaz, somut ifadelerle Genelkurmay'dan cevabını alıyor.
Tabanda oy kaybeden Yılmaz tavanda ve ayak oyunlarıyla milletvekili sayısını artırmayı, Başbakanlığı ele geçirerek dışarıya vereceği siyasal tavizler karşılığında oluşturacağı bir rüzgarla seçime gitmeyi planlıyor.
Bunun zor bir denklem olduğuna şüphe yok.
Projenin önündeki en büyük engel, Yılmaz-Özkan ikilisinin yolsuzluk dosyaları.
Genelkurmay'dan yapılan karşı açıklamadaki bir cümleye dikkatlerinizi çekelim:
"Ekonomiyi iflas noktasına getirenler hakkında en ufak bir işlem yapılmıyor".
Genelkurmay bu cümlelerle, başlayacak hukuksal süreçteki yaşanabilecek muhtemel tıkanıklığa da dikkat çekmiş oluyor. Beyaz Enerji ve Mavi Akım'ın yargı aşamasında kopartılan gümbürtüyü hatırlayalım. Soruşturmayı yürüten Talat Şalk hakkında Adalet Bakanı anlaşılmaz gerekçelerle karşı bir soruşturma başlatmış, Mavi Akım'da iki savcıya işten el çektirmişti. Genelkurmay'ın değerlendirmesine bu açıdan bakmakta da fayda var.
Sen benden çok çaldın!
Şimdi şapkayı birileri önüne koyup doğru düşünmeli ve gündemi saptırmamalı.
Yılmaz'lı, Tayyip'li, Özkan'lı vede Koç'lu tartışmaların odağında elden ele dolaşan yolsuzluk dosyalarının ve iddialarının olduğunu bilenler biliyor. Bize yansımaları; AB'ye girmemize engel oluyolar, ülkenin bu hale gelmesinin nedeni, "dilimin ucunda, siz anlayın" yollu açıklamalar, ya da suskunluk olarak kendini gösteren tavır, 1 Milyar zaaftan, toplamda ise ülke siyasetinin üzerindeki yolsuzluk kara bulutlarından kaynaklanmakta. Siyasetin sivil kısmında, partiler arasında yaşanan savaşın adı da aslında bu.
"Sende benim kadar çaldın". Oyunun adı bu.
Kanuni, yanı kılıfına uydurulmuş ancak hukuki olmayan yöntemlerle aşırılan, yurtdışına gizlenen, kardeşe, hanıma pay edilen ya da mutemet işadamı dostlarda güvence altına alınan paralar, siyasetin de başarı garantisini oluşturuyor.
Sistem böyle işliyor
"Sistem böyle işliyor" mantıklı hırsızlık, Türkiye'yi Dünya yolsuzluk liginde 4'cü yaptı. Çin, Rusya ve Endonezya'nın ardından "Dördüncü" olan Türkiye'de, yolsuzluklar nedeniyle ödenen fazladan vergi oranı tam %36. Bir başka ifadeyle 2000 yılında toplanan 26.5 katrilyonluk vergi gelirinin, 9.5 katrilyon liralık bölümü fazladan ödenen ve yolsuzluğa akan vergi miktarına işaret ediyor.
Ekonomik forum'un son sayısında yolsuzluk mekanizmasının Türkiye'de nasıl işlediğine yönelik anlamlı bir analiz yayınlandı:
"Yolsuzluk biçimleri ülkeden ülkeye farklı. Örneğin Türkiye'de devletin ekonomik kararlarının doğurduğu rantların paylaştırılmasında düzenleyici rol oynayan bürokrasinin yetkilerinin, ANAP iktidarlar döneminden itibaren giderek siyasal kadrolara kaydırırılması, siyasi karar mekanizmalarını yönetenlerin kişisel yönetem üslubunu benimsemesi ve firma bazında kayırmaya olanak tanıyacak ekonomik karar birimleri (kamu özel fonları) yaratmaları, bürakratların bağlı oldukları bakanları bile atlayarak doğrudan Başbakan/Cumhurbaşkanı aracılığıyla kamu kesimini bağlayıcı ilişkiler kurabilmeleri, üst düzey bürokratların siyasete sıçramalarının yaygınlaşırılması vb. nedenlerle istisadi/mali kararlar artan boyutlarda bireyselleşmeye başlamıştır.
İşte yozlaşma- yolsuzluk kozası böylece daha sıkı örülmeye başlamıştır".
Temizlik... Ne kadar?
Türkiye'nin getirildiği karanlık tablo bu. Ülkenin çıkarları, demokratikleşme, AB süreci, ya da ABD desteği bize yani millete oynanan bir tiyatro. Sahnenin arkasında ise gerçek oyun oynanıyor. Kirli paranın ve kirletilmiş iktidarın üleştirilmesi oyunu...
Perde ve sahne kaldırıldı. Şimdi en arkada oynanan oyun milletin gözleri önünde... Bakalım ne kadar temizleneceğiz. Tabii yağmurdan kaçarken doluya yakalanmadan...
Ahmet ERİMHAN
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.