Aslında derdimi anlatmak istiyorum, anlatıyorum da. Ancak rüyada seslenir gibi sesleniyorum. Duyuramıyorum sesimi. Ya ben uyuyorum, ya karşımdakiler. Aynı davanın içinde olan tüm kardeşlerim de yaşadıklarımı fazlası ile yaşıyorlar, eminim bundan. Gecemiz gündüzümüz, vatan, millet, İslam, Ehl-i Beyt, birlik ve beraberlik elhamdülillah...Derdimizi anlattığımız insanlar da bedenen bizler gibi, aynı ortamda yaşıyoruz. Ancak herhalde boyut farklılığımız mı var, anlayamıyorlar. Belki kulaklarına sesimizi duyurabiliyoruz ancak kalpleri kabul etmiyor. Bunu yüz ifadelerinden anlamak için çaba sarf etmeye gerek yok! Öyle bir toplum olmuş ki milletimiz, maalesef ne dini, ne de milli duyarlılık kalmış. Açıkçası pek ümitvar da değilim. İnsanımızın beslendiği katkı dolu sapık bilgilerden olacak, İslam'ın emrettiği hakikatleri kaale alıyorlar. Evet evet, durum aynen bu. Milli değerlere de aldıran çok az. Ülkenin bölünmesi, kaynaklarımızın ecnebilere peşkeş çekilmesi, Kıbrıs'ın elimizden çıkması, ülkemizin ABD ve İsrail'in çıkarları yani BOP için ateşe atılması dertleri ile dertlenen yok gibi. Tabi yapılan tüm bu yanlış işleri kısa kelimelerle anlatmanın imkânı yok. "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" sözü ya da "yapılanlar yapılacakların teminatıdır" anlayışı derdimizi anlatmamıza kâfi olacaktır sanırım. Son günlerde başka ülkelere iltica etmek için denizlerde hayatlarını kaybeden Müslüman insanlardan ve özellikle çocuklardan nemalanan yöneticiler türedi. Sanki sorumlu kendileri değil gibi feveran ediyorlar. Belki halkı kandırıyorlar, belki kendi nefislerini de kandırıyor olabilirler. Ancak ilahi huzuru hesap etmiyorlar anlaşılan.Öyle yöneticiler türedi ki, kıyamet alameti gibi adeta? Ellerine Kur'an'ı alıyorlar ama Kur'an'ın hakikat ve emirlerini hiçe saymaktan geri durmuyorlar."Başörtüsünü serbest bıraktık" deyip ahkâm kesiyorlar ama öte yandan zinayı serbest bıraktıklarını unutturmak istiyorlar. Ve daha niceleri? İşte bu karanlık tablonun zuhur ettiği anda Cenab-ı Hak hakikaten bir umman olan Üstadımız Prof. Dr. Haydar Baş'ı insanlığın kurtuluşu için bizlere lutfediyor. Hem İslam'a sonradan koyulmuş bid'at ve hurafeleri temizliyor, hem de sunmuş olduğu Milli Ekonomi Modeli ile insanlığa çare sunup halledemeyeceği hiçbir problemin olmadığını haykırıyor.Bu hak dostu insanı görmek istemeyen kalabalıklar, uçsuz bucaksız umman varken buraya sırtını dönüp, boş bir kuyuya kova salan bedbaht insanlar değiller midir? Unutulmasın ki, hak dostunu üzmek Resûlullah'ı üzmektir. Resûlullah'ı üzmek Allah'ı (c.c.) üzmektir. Allah'ı (c.c.) üzenler ise dünya ve ahirette perişan olacaklardır. Cenab-ı Hak'tan bu gerçek Hak dostu ile dünyada ve ahirette bizleri beraber eylemesini ve her an O'nun yanında olmamızı nasip etmesini niyaz ediyorum.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
H. İbrahim TALAY / diğer yazıları
- Kısır politika ve milli siyaset / 31.05.2020
- Asıl zavallı kim? / 22.05.2020
- İstikamet / 08.05.2020
- Sahte kahramanlar / 28.04.2020
- Şehr-i emin ve liyakat / 04.02.2019
- Suç, ceza ve adalet / 20.01.2019
- Çözümün adresi belli / 08.05.2018
- Tren gecikmez raydan çıkar / 05.05.2018
- Kul hakkı ve Milli Ekonomi Modeli / 28.04.2018
- Yağmur duası ve Milli Ekonomi Modeli / 27.02.2018
- Asıl zavallı kim? / 22.05.2020
- İstikamet / 08.05.2020
- Sahte kahramanlar / 28.04.2020
- Şehr-i emin ve liyakat / 04.02.2019
- Suç, ceza ve adalet / 20.01.2019
- Çözümün adresi belli / 08.05.2018
- Tren gecikmez raydan çıkar / 05.05.2018
- Kul hakkı ve Milli Ekonomi Modeli / 28.04.2018
- Yağmur duası ve Milli Ekonomi Modeli / 27.02.2018