Muhterem Hocam Prof. Dr. Haydar Baş, 1994'lü yıllarda İslam Dini, Müslümanlar ve ülkemiz üzerinde yüz yıllardır oynanan oyunları kitap haline getirdi ve (Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler) Siyasilerin ve milletimizin önüne koydu.
Oynanan oyunlar hep aynı ve her zaman etkiliydi. İtikadı (inanç) farklılıklar üretip, ortaya atmak. Ameli farklılıkları körüklemek, diğer inançlara da 'rahmet' nazarıyla bakmak? Mezhepleri bir din gibi algılatıp, mezhepsel farklılıklardan çatışma ortamı yaratmak. Özellikle Şii-Sünni ayrımını körüklemek? Dini kalıplaştırmak, insanlar ile din arasında duvarlar örmek, dini simge ve değerleri yok etmek gibi birçok planı devreye koymaya çalıştılar.
Sayın Baş eserinde bunların tamamına yer verdi. Günümüzdeki yansımalarını gösterdi. İşin ilginci bugün "AB'ye Katolik nikahı kıyan, İsrail'e muhtacız," diyen, Ortadoğu'da Haçlı safında duran iktidar mensupları ve bunların ağzına bakan dinci yazar, çizer takımı, yayınevleri, gazeteler ve televizyonlar o günlerde misyonerlerin tehlikelerinden, Hampher'lardan, Lawrence'lerden bahsediyorlardı.
Tabi bu güruhun bugünkü duruş, icraat ve sözlerine bakınca adları Hasan, Abdurrahman, Abdullah, Ahmet vs. olsa da, "içlerine Hampher ve Lawrencelerin ruhu kaçmış" demekten kendimi alamıyorum.
Hempher, İngiliz Sömürge Bakanlığı tarafından özel yetiştirilen casuslardan birisi. Türkçe, Arapça eğitimi almış, İslam Coğrafyasındaki alimlerden İslam diniyle ilgili bilgiler edinmiş bir kişi.
Şii ve Sünni Müslümanların beraberce yaşadığı bölgelerde görevlendirilen Hampher, bu iki anlayışın zayıf noktalarını tespit edip, insanlar arasında ayrılık çıkarmaya çalışmıştır. Vahhabiliğe giden yolun adımları da Hempher tarafından atılmıştır.
Mezhep savaşının körüklendiği şu günlerde Sayın Baş, gerek kitabında ve gerekse gazetemiz ve televizyonlarda defalarca şu gerçekleri dile getirdi;
"Sünniler ile Şiileri birbirine kırdırmak, savaştırmak için kendilerince ilmi temeller attılar. Ama enteresandır Şia mollaları, 'Müslümanların arasında nifak çıkartmak batıldır' diyor. Hemen bir cümle de işi bitiriyorlar. Dolayısıyla İngiliz ajanları Şia dünyasında muvaffak olamıyor.
Bu sefer de geliyorlar Sünni dünyasına. Sünni dünyası da halifenin talimatıyla diyor ki, 'Şiiler Müslüman'dır, Müslümanlara haksız kılıç çekilemez.' Böylece Şiilerden sonra Sünniler de İngilizlerin önüne bir set koydu ve böylece İslam dünyasında istedikleri fitneyi çıkartamadılar.
Bunun üzerine İngiliz Sömürge Bakanlığı yeniden toplantı yapıyor. Humpher denilen adam da bu toplantıya iştirak eden ajanlardan biri. O toplantıda diyorlar ki, 'yapılacak olan iş yeni bir mezhep kurmaktır.' Bunun üzerine Humpher denilen adamı Hicaz bölgesine gönderiyorlar.
Humpher araştırıyor ve Abdulvehhap isminde, hakikaten bilgin, araştırması olan biraz da kara gözlü, mezhep imamlarını tanımayan bir tip buluyor. Başlıyorlar Abdulvahhap ile birlikte faaliyetlere. Vehhabilik böyle çıkıyor ortaya. O Vehhabiliğin bugünkü sonucu IŞİD'dir."
Evet, bugün tekfirci anlayış ile sözde "Sünniyim" diyenler ABD ve İsrail noktasında bir ve beraber olmuşlardır. Bu beraberliklerine taban bulabilmek ve yüz yılların Siyonist-Haçlı tezgahında İslam ve Müslümanları kurban etmek için yeniden Şii-Sünni kavgasını hem de devletler boyutunda ateşlemek istiyorlar.
Tabi her devrin bir Ali'si vardır. Prof. Dr. Haydar Baş'ta herkesin anlayacağı bir dil ve özetle "Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" adlı eseriyle adeta milletimizin önüne konan iman-küfür sınavında "iman" doğru şıkkını nasıl bulacaklarını gösteriyor. Bu kitabı okumadan şunun-bunun dediklerine göre hareket etmeyelim.
Prof. Dr. Haydar Baş şu sözünü unutmayalım;
"Dini bütünlük zaafa uğrarsa, imandan kaynaklanan vatan sevgisi de zaafa uğrar. İşte bu hal milli bütünlüğün o da toprak bütünlüğünün tehlikeye düşmesine neden olur?"
(Din Tahripçilerine K.Kerimin Cevabı sh:198)
Oynanan oyunlar hep aynı ve her zaman etkiliydi. İtikadı (inanç) farklılıklar üretip, ortaya atmak. Ameli farklılıkları körüklemek, diğer inançlara da 'rahmet' nazarıyla bakmak? Mezhepleri bir din gibi algılatıp, mezhepsel farklılıklardan çatışma ortamı yaratmak. Özellikle Şii-Sünni ayrımını körüklemek? Dini kalıplaştırmak, insanlar ile din arasında duvarlar örmek, dini simge ve değerleri yok etmek gibi birçok planı devreye koymaya çalıştılar.
Sayın Baş eserinde bunların tamamına yer verdi. Günümüzdeki yansımalarını gösterdi. İşin ilginci bugün "AB'ye Katolik nikahı kıyan, İsrail'e muhtacız," diyen, Ortadoğu'da Haçlı safında duran iktidar mensupları ve bunların ağzına bakan dinci yazar, çizer takımı, yayınevleri, gazeteler ve televizyonlar o günlerde misyonerlerin tehlikelerinden, Hampher'lardan, Lawrence'lerden bahsediyorlardı.
Tabi bu güruhun bugünkü duruş, icraat ve sözlerine bakınca adları Hasan, Abdurrahman, Abdullah, Ahmet vs. olsa da, "içlerine Hampher ve Lawrencelerin ruhu kaçmış" demekten kendimi alamıyorum.
Hempher, İngiliz Sömürge Bakanlığı tarafından özel yetiştirilen casuslardan birisi. Türkçe, Arapça eğitimi almış, İslam Coğrafyasındaki alimlerden İslam diniyle ilgili bilgiler edinmiş bir kişi.
Şii ve Sünni Müslümanların beraberce yaşadığı bölgelerde görevlendirilen Hampher, bu iki anlayışın zayıf noktalarını tespit edip, insanlar arasında ayrılık çıkarmaya çalışmıştır. Vahhabiliğe giden yolun adımları da Hempher tarafından atılmıştır.
Mezhep savaşının körüklendiği şu günlerde Sayın Baş, gerek kitabında ve gerekse gazetemiz ve televizyonlarda defalarca şu gerçekleri dile getirdi;
"Sünniler ile Şiileri birbirine kırdırmak, savaştırmak için kendilerince ilmi temeller attılar. Ama enteresandır Şia mollaları, 'Müslümanların arasında nifak çıkartmak batıldır' diyor. Hemen bir cümle de işi bitiriyorlar. Dolayısıyla İngiliz ajanları Şia dünyasında muvaffak olamıyor.
Bu sefer de geliyorlar Sünni dünyasına. Sünni dünyası da halifenin talimatıyla diyor ki, 'Şiiler Müslüman'dır, Müslümanlara haksız kılıç çekilemez.' Böylece Şiilerden sonra Sünniler de İngilizlerin önüne bir set koydu ve böylece İslam dünyasında istedikleri fitneyi çıkartamadılar.
Bunun üzerine İngiliz Sömürge Bakanlığı yeniden toplantı yapıyor. Humpher denilen adam da bu toplantıya iştirak eden ajanlardan biri. O toplantıda diyorlar ki, 'yapılacak olan iş yeni bir mezhep kurmaktır.' Bunun üzerine Humpher denilen adamı Hicaz bölgesine gönderiyorlar.
Humpher araştırıyor ve Abdulvehhap isminde, hakikaten bilgin, araştırması olan biraz da kara gözlü, mezhep imamlarını tanımayan bir tip buluyor. Başlıyorlar Abdulvahhap ile birlikte faaliyetlere. Vehhabilik böyle çıkıyor ortaya. O Vehhabiliğin bugünkü sonucu IŞİD'dir."
Evet, bugün tekfirci anlayış ile sözde "Sünniyim" diyenler ABD ve İsrail noktasında bir ve beraber olmuşlardır. Bu beraberliklerine taban bulabilmek ve yüz yılların Siyonist-Haçlı tezgahında İslam ve Müslümanları kurban etmek için yeniden Şii-Sünni kavgasını hem de devletler boyutunda ateşlemek istiyorlar.
Tabi her devrin bir Ali'si vardır. Prof. Dr. Haydar Baş'ta herkesin anlayacağı bir dil ve özetle "Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" adlı eseriyle adeta milletimizin önüne konan iman-küfür sınavında "iman" doğru şıkkını nasıl bulacaklarını gösteriyor. Bu kitabı okumadan şunun-bunun dediklerine göre hareket etmeyelim.
Prof. Dr. Haydar Baş şu sözünü unutmayalım;
"Dini bütünlük zaafa uğrarsa, imandan kaynaklanan vatan sevgisi de zaafa uğrar. İşte bu hal milli bütünlüğün o da toprak bütünlüğünün tehlikeye düşmesine neden olur?"
(Din Tahripçilerine K.Kerimin Cevabı sh:198)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- ‘Erdoğan Amca adım Danya Ebu Muhsin’ / 20.04.2025
- 2 bin değil 2 bin 600 yıldır yapılanamayanı yaptılar? / 19.04.2025
- Gazze’den tehciri, ‘hicret’ olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar / 18.04.2025
- Sahada yaşananlar Erdoğan’ı teyit etmiyor / 17.04.2025
- Erdoğan’ın ‘fakir fukara garip gureba’ çıkışı / 16.04.2025
- O zaman nedir bu Milli Ekonomi Modeli? / 15.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -2- / 14.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -1- / 13.04.2025
- İktidarın kutsal (!) haç ve Konstantinapol sessizliği / 11.04.2025
- İktidara karşı değilse istediğiniz kadar yürüyebilirsiniz / 10.04.2025
- 2 bin değil 2 bin 600 yıldır yapılanamayanı yaptılar? / 19.04.2025
- Gazze’den tehciri, ‘hicret’ olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar / 18.04.2025
- Sahada yaşananlar Erdoğan’ı teyit etmiyor / 17.04.2025
- Erdoğan’ın ‘fakir fukara garip gureba’ çıkışı / 16.04.2025
- O zaman nedir bu Milli Ekonomi Modeli? / 15.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -2- / 14.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -1- / 13.04.2025
- İktidarın kutsal (!) haç ve Konstantinapol sessizliği / 11.04.2025
- İktidara karşı değilse istediğiniz kadar yürüyebilirsiniz / 10.04.2025