"Bugün dininizi kemale erdirdim. Size olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçtim" Bu yönüyle İslam ve kitabı Kur'an-ı Kerim kendinden önceki dinler gibi yöresel, millî veya ırkî bir karaktere değil, evrensel bir niteliğe sahiptir, Kur'an-ı Kerim için, "O alemler için bir öğüttür" buyurulmaktadır. Hz. Muhammed'e hitaben ise: "Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik" denilmektedir...
Bu yönüyle Kur'an bütün insanlığa gönderilmiş ilahî bir kitaptır. Hükümlerinin tamamı bütün devirlerde geçerlidir ve bu yönleriyle evrenseldir. Tarihsellik iddiasında bulunanlar Kur'an'ın 1400 yıl önce yaşamış Bedevi Araplar için inmiş hükümler içerdiğini söyleye dursunlar, Kur'an'ın bütün insanlığa gönderilmiş olduğuna dâir pek çok ayet vardır.
Tarihselcilerin bir başka iddiası da Kur'an'ın ibadet ve ahlakla ilgili hükümlerinin evrensel, sosyal hayata dair hükümlerinin ise tarihsel olduğudur. Ancak onların bu iddialarını destekleyen tek bir ayet veya tek bir hadis dahi mevcut değildir. Bu fikrin ateşli savunucusu Fazlurrahman iddialarını geniş bir şekilde sıralamakta ancak bu iddiaları destekleyen tek bir delil dahi getirememektedir. Bu noktada nefsî arzu ve isteklerin, hevâ ve hevesin ön plana çıktığı âşikârdır. Zira hangi ölçüye dayanarak böyle bir ayırıma gidilmektedir. Kur'an, ahlakî hükümlerle sosyal hayata, hukuka, ekonomiye vs. dair hükümleri kesin bir çizgiyle birbirinden ayırmamıştır.
Hindistanlı Seyyid Ahmet Han bir yandan Kur'an'ın bilhassa sosyal hayata dair hükümlerinin tarihsel olduğunu ısrarla vurgularken, diğer yandan Hindistan halkını o devrin Victoria İngiltere'sinin hayat tarzını, kültürünü ve sosyal yaşantısını tatbik etmeye çağırıyordu. Bu misal bize şunu gösteriyor ki, tarihselliğin İslam'a uyarlanmasının başta gelen amacı, Müslümanları İslamî yaşayıştan uzaklaştırıp, Batı kültürünün değerlerine adapte etmek ve bu sayede daha rahat sömürebilmektir.
Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler / Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden
Bu yönüyle Kur'an bütün insanlığa gönderilmiş ilahî bir kitaptır. Hükümlerinin tamamı bütün devirlerde geçerlidir ve bu yönleriyle evrenseldir. Tarihsellik iddiasında bulunanlar Kur'an'ın 1400 yıl önce yaşamış Bedevi Araplar için inmiş hükümler içerdiğini söyleye dursunlar, Kur'an'ın bütün insanlığa gönderilmiş olduğuna dâir pek çok ayet vardır.
Tarihselcilerin bir başka iddiası da Kur'an'ın ibadet ve ahlakla ilgili hükümlerinin evrensel, sosyal hayata dair hükümlerinin ise tarihsel olduğudur. Ancak onların bu iddialarını destekleyen tek bir ayet veya tek bir hadis dahi mevcut değildir. Bu fikrin ateşli savunucusu Fazlurrahman iddialarını geniş bir şekilde sıralamakta ancak bu iddiaları destekleyen tek bir delil dahi getirememektedir. Bu noktada nefsî arzu ve isteklerin, hevâ ve hevesin ön plana çıktığı âşikârdır. Zira hangi ölçüye dayanarak böyle bir ayırıma gidilmektedir. Kur'an, ahlakî hükümlerle sosyal hayata, hukuka, ekonomiye vs. dair hükümleri kesin bir çizgiyle birbirinden ayırmamıştır.
Hindistanlı Seyyid Ahmet Han bir yandan Kur'an'ın bilhassa sosyal hayata dair hükümlerinin tarihsel olduğunu ısrarla vurgularken, diğer yandan Hindistan halkını o devrin Victoria İngiltere'sinin hayat tarzını, kültürünü ve sosyal yaşantısını tatbik etmeye çağırıyordu. Bu misal bize şunu gösteriyor ki, tarihselliğin İslam'a uyarlanmasının başta gelen amacı, Müslümanları İslamî yaşayıştan uzaklaştırıp, Batı kültürünün değerlerine adapte etmek ve bu sayede daha rahat sömürebilmektir.
Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler / Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.