Merhaba dostum,
Mektubunu aldım teşekkür ederim. Memlekette vaziyetin gittikçe kötüye gittiğinden, ekonomik krizi ta içinize kadar hissettiğinizden bahsediyorsun. İnsanların geçim derdinin sosyal bunalımlara yol açtığını, en önemlisi de aile kurumunun çok tahribe uğradığını söylüyorsun/yazıyorsun.
Bunun böyle olacağı belli değil miydi? Stockholm sendromu gibi vallahi.
Hani şu bize 800 km uzaklıkta olan şehirde Stockholm'de, bundan 45 yıl evvel yaşanılan banka soygunu. Jann Erik Olsson isimli şahıs yanına üç kişiyi daha toplayıp banka soymaya kalkıyor. İşler istediği gibi gitmeyince dört banka görevlisini günlerce rehin tutuyor. Adam psikopat, tehlikeli. Rehin aldığı banka çalışanlarına günlerce işkence ediyor. Dayak atıyor, iplere bağlıyor, iğneler filan...
Ne oluyor sonra?
Jann Erik onlara, "Bu fakir burada olduğu müddetçe.." diye hitap etti mi bilmiyorum! Ama nasıl konuşuyorsa hepsini ikna ediyor. Altıncı günde rehineleri salıyor ve teslim oluyorlar. Günlerce olmadık işkencelere maruz kalan banka çalışanları mahkemede soyguncular aleyhine tek kelime etmiyor. Hatta aralarında para toplayıp soygunculara avukat tutuyorlar.
Banka görevlisi kadın nişanlısını terk edip cezaevinde yatan soyguncu Jann Erik'i yıllarca bekliyor ve sonra onunla evleniyor.
Psikiyatr Nils Bejerat bu durumu "Stockholm Sendromu" olarak bilim literatürüne kazandırıyor. Hatta bu konu üzerine biraz araştırma yapmıştım, nasıl olur bu diye?
1914 yılında Charlie Chaplin'in başrolünde oynadığı "The New Janitor" (Yeni Temizlikçi), 2006 yılında Denzel Washington'un filmi "Inside Man" (İçerideki Adam) gibi filmlerin bu sendroma uygun olduğu söylendi.
Bizde de 1980 yılında Aziz Nesin'in aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanmış eseri olan "Zübük" (Kemal Sunal/İbrahim Zübükzade) ve başrollerinde Kenan Işık, Haluk Bilginer ve Haldun Dormen'in oynadığı "Sayın Bakanım" dizisi vardı. İnsanların nasıl kandırıldıkları halde, tekrar tekrar aynı hataya sürüklenmelerini anlatırlardı. Kasabın bıçağını yalayan kuzu misali...
Umarım 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri bir milat olur. Vatandaş, Milli Ekonomi Modeli olan, uluslararası platformlarda ülkemizi ve biz gurbetçileri gururlandıran Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in liderliğini yaptığı Bağımsız Türkiye Partisi'ni ve güçlü kadrosunu getirirler belediye başkanlıklarına...
Can dostum, satırlarıma son verirken büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim. Yenge hanıma hürmetlerimi ve hanımın selamını bildirirsin. Kal sağlıcakla...
Kestane kebap, acele cevap...
Yorumlar
Dilara
2019 bu milletin senesi olsun, Haydar hocanın senesi olsun inşallah
2019 bu milletin senesi olsun, Haydar hocanın senesi olsun inşallah
Bülent Yıldırım / diğer yazıları
- 2018’e elveda 2019’a merhaba / 30.12.2018
- NSU cinayetleri / 27.12.2018
- Almanlar / 22.12.2018
- Stockholm sendromu / 18.12.2018
- Almanya mektubu / 05.12.2018
- Güle güle gadanalım / 26.11.2018
- NSU cinayetleri / 27.12.2018
- Almanlar / 22.12.2018
- Stockholm sendromu / 18.12.2018
- Almanya mektubu / 05.12.2018
- Güle güle gadanalım / 26.11.2018