Amerikan Başkanı Bush'un, Afganistan ve Irak işgaline gerekçe gösterdiği 11 Eylül saldırıları Amerikan yargısı tarafından sorgulanmaya başlandı.
Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Condolleza Rice'den sonra Başkan Bush da hesap verecek.
Başkan Bush'un hangi şartlarda ve nasıl bir süreç sonunda hakim karşısına çıkıp çıkamayacağı belirsizliğini korurken ülkede üstüste yaşanan gelişmeler Bush'un ipini çekmeye yetiyor.
FBI ve CIA istihbaratınca 11 Eylül saldırılarının önceden tahmin edildiği ve yetkililerin buna duyarsız kaldığı iddiaları Amerikan kamuoyunun öncelikli gündemini oluşturuyor.
Son ortaya atılan haberlere göre ise; Başkan Bush, İkiz Kulelere ve Pentagon'a düzenlenen saldırıları kendi bakanlarından bile gizlemiş.
Şimdi halk Bush'a karşı daha yargılayıcı bir gözle bakacak.
Bush'un ne amaçla ve neden böyle bir yola başvurduğu merakla beklenirken, sorgulanma konusu da eskisinden daha çok dillendirilmeye başlandı.
Başkanlık seçimlerinin yaklaştığı ve Irak'ta şiddetin artığı bir zamanda Bush'un uğradığı siyasal erozyon ayağını kaydıracak.
Demokrat kanat temsilcileri, yönetimin biran evvel hesap vermesi gerektiğini düşünüyor. Bu yönde atılacak adımların gerek Amerikan yargısı gerekse kamuoyu vicdanını rahatlatacağını söyleyen Demokrat kanat, Bush yönetimine tanınan ayrıcalığın toplumu uçurumun eşiğine getirdiğinin altını çiziyor.
Ellerine büyük bir fırsat geçiren Demokratlar, Irak'la eş zamanlı olarak Afganistan'da yeniden patlak veren yerel direnişin de biran evvel bitirilmesi görüşündeler.
Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında elbette Irak ve Afganistan gibi stratejik çıkar hesaplarının yoğunlaştığı ülkeler konusunda hassasiyet var. Bush'un icraatları Demokratlarca eleştiriliyor ama bu eleştiri yöntem konusunda düğümleniyor.
Onlar da Afganistan ve Irak işgallerini dolaylı yollardan tasdik etmekteler. Muhalif tutumları uygulama sürecinden kaynaklanıyor.
Görüşler değişse de devlet politikası ortak bir çizgide buluşuyor aslında.
Kamuoyunun tepkisi ise Demokratlar'dan daha yoğun hissediliyor. Evlatlarını kaybeden ve kaybetmeye devam eden ailelerin tepkisi ile sivil toplum örgütlerinin tepkileri artmış durumda.
Irak çöllerinde kan akmaya devam ederken Bush yönetiminden bakanların sorguya çekilmeye başlaması doğal bir süreçken, Bush'ta bir değişim görülmemesi dikkatlerden kaçmıyor.
Rice'nin sorgulanmasına ilk başta karşı çıkan Bush, bir taraftan adalete şirin görünürken bir taraftan da hava saldırılarını artırıyor.
Büyük ihtimalle Demokratlar seçimi kazanacak ama Bush'un yargılanması zor bir süreç alacak belki de bu süreç yaşanmayacak.
Yasal süreç vuku bulmasa da Powell'in, Rumsfeld'in, Rice ve Bush'un vicdanlarda sorfusu sürüyor.
Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Condolleza Rice'den sonra Başkan Bush da hesap verecek.
Başkan Bush'un hangi şartlarda ve nasıl bir süreç sonunda hakim karşısına çıkıp çıkamayacağı belirsizliğini korurken ülkede üstüste yaşanan gelişmeler Bush'un ipini çekmeye yetiyor.
FBI ve CIA istihbaratınca 11 Eylül saldırılarının önceden tahmin edildiği ve yetkililerin buna duyarsız kaldığı iddiaları Amerikan kamuoyunun öncelikli gündemini oluşturuyor.
Son ortaya atılan haberlere göre ise; Başkan Bush, İkiz Kulelere ve Pentagon'a düzenlenen saldırıları kendi bakanlarından bile gizlemiş.
Şimdi halk Bush'a karşı daha yargılayıcı bir gözle bakacak.
Bush'un ne amaçla ve neden böyle bir yola başvurduğu merakla beklenirken, sorgulanma konusu da eskisinden daha çok dillendirilmeye başlandı.
Başkanlık seçimlerinin yaklaştığı ve Irak'ta şiddetin artığı bir zamanda Bush'un uğradığı siyasal erozyon ayağını kaydıracak.
Demokrat kanat temsilcileri, yönetimin biran evvel hesap vermesi gerektiğini düşünüyor. Bu yönde atılacak adımların gerek Amerikan yargısı gerekse kamuoyu vicdanını rahatlatacağını söyleyen Demokrat kanat, Bush yönetimine tanınan ayrıcalığın toplumu uçurumun eşiğine getirdiğinin altını çiziyor.
Ellerine büyük bir fırsat geçiren Demokratlar, Irak'la eş zamanlı olarak Afganistan'da yeniden patlak veren yerel direnişin de biran evvel bitirilmesi görüşündeler.
Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında elbette Irak ve Afganistan gibi stratejik çıkar hesaplarının yoğunlaştığı ülkeler konusunda hassasiyet var. Bush'un icraatları Demokratlarca eleştiriliyor ama bu eleştiri yöntem konusunda düğümleniyor.
Onlar da Afganistan ve Irak işgallerini dolaylı yollardan tasdik etmekteler. Muhalif tutumları uygulama sürecinden kaynaklanıyor.
Görüşler değişse de devlet politikası ortak bir çizgide buluşuyor aslında.
Kamuoyunun tepkisi ise Demokratlar'dan daha yoğun hissediliyor. Evlatlarını kaybeden ve kaybetmeye devam eden ailelerin tepkisi ile sivil toplum örgütlerinin tepkileri artmış durumda.
Irak çöllerinde kan akmaya devam ederken Bush yönetiminden bakanların sorguya çekilmeye başlaması doğal bir süreçken, Bush'ta bir değişim görülmemesi dikkatlerden kaçmıyor.
Rice'nin sorgulanmasına ilk başta karşı çıkan Bush, bir taraftan adalete şirin görünürken bir taraftan da hava saldırılarını artırıyor.
Büyük ihtimalle Demokratlar seçimi kazanacak ama Bush'un yargılanması zor bir süreç alacak belki de bu süreç yaşanmayacak.
Yasal süreç vuku bulmasa da Powell'in, Rumsfeld'in, Rice ve Bush'un vicdanlarda sorfusu sürüyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005