Ölçüsü Ehl-i Beyt olmayınca şirazesi şaşıyor insanın. Ölçü kaybolunca da ister cübbe giy, ister şalvar? Beline kadar sakalın da olsa Ehl-i Beyt'in gözüyle olaylara bakmadıkça, onların hayat tarzını hayatına yansıtmadıkça zillet üstüne zillet yaşarsın. Fetvasına Müslüman kanı bulaşır da vicdanını rahatsız etmez."Kim bir mü'mini kasden (nahak yere) öldürürse cezası içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır." (Nisa, 93). "Yarım kelime ile dahi olsa bir Müslümanın öldürülmesine yardım edenin alnına, ahirette, 'bunun Allah'ın rahmetinden nasibi yoktur' diye yazılacak." (İbn-i Mace, Diyat, 1).Cübbeli Ahmet son yazısında Yavuz Selim'i öve öve bitirememiş, Şia düşmanlığına devam etmiş. Fakat şu yukarıdaki ayet ve hadisin ışığında şimdi gelin Yavuz Selim döneminin iki meşhur şeyhülislamının şu fetvalarına bakalım:Müftü el-Hamza'nın fetvası: "? adı geçen toplum Kızılbaşlar, kafir ve dinsizdirler ve de her kimse ki onlara uyup o sapık dinlerine razı ve yardımcı olurlarsa onlar da kafir ve dinsizlerdir. Bunları dahi öldürüp toplumlarını darmadağın etmek tüm Müslümanlara vacip ve farzdır. Müslümanlardan ölen said ve şehid olup cennete girer ve onlardan ölen aşağılık cehennemin dibindedir. Bunların hali kafirlerin halinden daha fena ve çirkindir." (Yavuz Sultan Selim'in İran Seferi, İ.Ü.Ed.Fak.Tarih Dergisi sayı 22, s.17, 1968; İslamiyet, Türkler ve Alevilik, Gülağ Öz, s.188, 1999 Ankara).İbn-i Kemal'in fetvası: "? erkeklerinin ve kadınlarının nikahı geçersizdir. Onların çocuklarının her biri zina çocuğudur. Onlardan birinin kestiği hayvan mundar olur, onların kadınları ve çocukları helal olur. Adamlarına gelince, onlar Müslüman olmadıkça öldürülmeleri zorunludur." (Gülağ ÖZ, İslamiyet, Türkler ve Alevilik, s.193).Cübbeli'nin, "Suriye ile savaşmak caizdir. Ölen şehid olur" fetvasına ne kadar da benziyor. Hiç kimse ayetle sabit olan bir konuda içtihad yapamaz. Yaparsa bu bid'atten başka bir şey değildir. Yavuz Selim köprüsünden rahatlıkla geçeceğini söylüyor Cübbeli. O köprüden herkes geçer de Sırat köprüsü Yavuz Selim'e benzemez, çetindir! Bu nasıl bir düşmanlıktır? "Şia kafirden daha tehlikelidir" diyeceksin, "Şia'ya kafir demeyen de kafirdir" diyeceksin. Bu arada Cübbeli Muaviye'nin torunlarını kastederek, "Bizim ecdadımız, atalarımız onlarla Müslüman olmuş" deme gafletinde de bulunmuş. Sen kimin sayesinde Müslüman oldun orası bilinmez ama bu toprakların Müslümanlaşması Ehl-i Beyt nefesiyle olmuştur. "Kerbela'da Hz. Hüseyin'in şehit edilmesinden sonra, Hz. Peygamber'in (s.a.a.) torunları Türkistan'a göçtüler. Horasan ve Maveraünnehir'e yerleştiler. İmam Hasan (a.s.) ve İmam Hüseyin'in (a.s.) soyu 8. yüzyılın başlarından itibaren İran, Horasan, Daylam, Tabaristan, Türkistan bölgesine yayılmışlardır. Bundan sonra başlayan süreçte Ehl-i Beyt imamlarının Türkleri İslam'a daveti büyük bir muhabbetle gerçekleşmiştir. İmam Musa Kazım (a.s.) ve oğlu İmam Rıza (a.s.) Horasan bölgesinde yaşamış olup, kendileri ve çocukları yerli halkla evlenmişlerdir. İmam Zeynelabidin (a.s.) oğlu Zeyd soyu, İmam Ca'fer'in (a.s.) oğlu İsmail ve onun oğlu Muhammed soylu imamların Türklerle yakın ilişkileri olmuştur.Halife Me'mun'un, İmam Rıza'yı (a.s.) veliaht tayin etmesi ile Türkler Abbasi ordusunda ve yönetiminde önemli mevkilere getirilmişlerdir. Abbasiler, İmam Naki'yi (a.s.) Samarra'da yaşamaya mecbur ettiklerinde, İmam Naki (a.s.) de bu bölgede Türklere İslam'ı tebliğ etmiştir.Türklerin Kur'an'ın Türkçe anlamını öğrenmeleri, Hz. Peygamberin sünnetini, İslam'ın temel prensiplerini kavramaları hep Ehl-i Beyt imamları kanalı ile olmuştur. Anadolu'nun İslamlaşmasında ve Türkleşmesinde en önemli isim Ahmed Yesevi'dir. Belh, Buhara ve Horasan taraflarından gelen erenleri bu coğrafyalara yerleştirmiştir. Ahmed Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Sarı Saltuk, Geyikli Baba, Abdal Musa ve Horozlu Dede gibi alperenleri Anadolu'ya göndermiştir. Hacı Bektaş Veli bu hareketin öncülerindendir. Anadolu, Ehl-i Beyt anlayışı ile önce İslamlaşmış ve sonra Türkleşmiştir. Büyük Selçuklular, Anadolu Selçuklular dönemlerinde Yavuz Sultan Selim zamanına kadar geçen süreçte Ehl-i Beyt'in nefesi, himmeti bu coğrafyada idi. Ancak bundan sonra Ehl-i Beyt'e sırtını dönen anlayış zaten Osmanlının da sonunu hazırlamıştır." (Prof. Dr. Haydar Baş, 2 Nisan 2012, Yeni Mesaj)."Peygamber'in yolundan gidiyorum" deyip de Yezid'in safından yürümek büyük bir gaflet ve nasipsizliktir. Ehl-i Beyt çatısı altında toplanmak en büyük çabamız olmalı. Zira dünyamızın da, ahretimizin de kurtuluşu Ehl-i Beyt anlayışı ile mümkündür.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Safa Aktaş / diğer yazıları
- Maneviyat, harbin yarısını kazandırmaya kafi / 22.03.2015
- Dindar Osmanlı(!) / 21.03.2015
- Sırat köprüsü Yavuz Selim'e benzemez / 15.03.2015
- Gaflette ısrar / 24.01.2015
- Bu film hiç bitmeyecek / 20.01.2015
- Kisvenin ardına gizlenenler / 14.12.2013
- Erdoğan'ın edebiyat aşkı! / 01.10.2013
- "Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen" / 02.09.2013
- 'Değerin bildiğindir' / 31.08.2013
- Vefa abidesi Aleviler Gurur kaynağımız Atatürk / 17.08.2013
- Dindar Osmanlı(!) / 21.03.2015
- Sırat köprüsü Yavuz Selim'e benzemez / 15.03.2015
- Gaflette ısrar / 24.01.2015
- Bu film hiç bitmeyecek / 20.01.2015
- Kisvenin ardına gizlenenler / 14.12.2013
- Erdoğan'ın edebiyat aşkı! / 01.10.2013
- "Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen" / 02.09.2013
- 'Değerin bildiğindir' / 31.08.2013
- Vefa abidesi Aleviler Gurur kaynağımız Atatürk / 17.08.2013