‘Sevginin baş şartı uymak, uysal olmaktır’
Tevhid ehli, Hak tarafından sevilmiştir, müşrik sevilmez. Allah Teâlâ, emirlerine teslim olanı sever. Başkalarına kulluk edeni sevmez
18.01.2023 08:42:00





Tevhid ehli, Hak tarafından sevilmiştir, müşrik sevilmez. Allah Teâlâ, emirlerine teslim olanı sever. Başkalarına kulluk edeni sevmez.
Sevginin baş şartı uymak, uysal olmaktır. Dik kafa sevilmez. Düşmanlığı doğuran baş âmil, uymaz olmaktır.
Yaratan'ınıza teslim olunuz. O'nun tedbirlerine boyun eğiniz, dünya ve âhiret işlerinde O'na baş kaldırmayınız.
İlk devrelerimde, bazı sıkıntılara uğradım. Dua ettim, açılmasını istedim, daha arttı. Şaştım; bu arada kalbime bir ses geldi: "Sen ilk zamanda bize, hâlinin teslimden ibaret olduğunu söylemedin mi?"
Bunun üzerine edebimi takındım, sesimi çıkarmadım.
Yazık sana, Allah'ın sevgisini iddia ediyorsun; hâlbuki kalbinde bir sürü yaratılmış sevgisi var.
Temizlik, O'nun sevgisi. Keder ise O'ndan başkasına bağlı olmakta. Hak sevgisini başkaları ile kirletirsen bütün zararı sana olur.
Böyle bir iş yaptığın takdirde, İbrahim (a.s) Peygamber'in başına gelen senin başına da gelir. Yakup Peygamber'in çektiği darlığı benliğinde duyarsın. Onlar yavrularını sevdiler; Hak sevgisine halel geldi. Her ikisi de o sevgi yüzünden nelere uğradılar, bilirsin.
Peygamber (s.a.v) Efendimiz, torunları Hasan ile Hüseyin'i severdi. Cibril yetişti, Peygamber'e (s.a.v) sordu:
"Onları seviyor musun?"
"Evet!"
"Onların biri zehirlenecek, öbürü kıtal yolu ile şehit edilecek."
Onların sevgisini az da olsa bu hadise üzerine kalbinden attı. Hakk'a ibadete koyuldu; fakat onların hüznünü unutamadı.
Hak Teâlâ, peygamberlerin, sevdiği velîlerin ve sâlih kulların kalbine sahiptir. Oraya başka sevginin girmesini istemez.
Ey dünyayı isteyen, elini aç, hele bir bak. İçinde bir şey var mı? Bu nifakçı hâlinde ne elde etmeyi bekliyorsun?
Yazık sana, çalışmakta bir yeterlik duyuyorsun. Beri yanda halkın malında gözün var. Dinini satarak, onlardan bir şeyler bekliyorsun.
Çalış! Çalışmak bütün nebilerin yaptığı şeydir. Sanatı olmayan hiçbir nebi bulunmaz. Halktan bir şey alan varsa o da, Allah'ın izni ile alır.
Ey dünya şarabını içerek şehvet batağına girenler, sarhoş olarak kötü heveslere kapılıp kalmanın felâketini mezar çukurunda anlarsınız." (Abdülkadir Geylani Hazretleri Fethur'r Rabbani eserinden)
Sevginin baş şartı uymak, uysal olmaktır. Dik kafa sevilmez. Düşmanlığı doğuran baş âmil, uymaz olmaktır.
Yaratan'ınıza teslim olunuz. O'nun tedbirlerine boyun eğiniz, dünya ve âhiret işlerinde O'na baş kaldırmayınız.
İlk devrelerimde, bazı sıkıntılara uğradım. Dua ettim, açılmasını istedim, daha arttı. Şaştım; bu arada kalbime bir ses geldi: "Sen ilk zamanda bize, hâlinin teslimden ibaret olduğunu söylemedin mi?"
Bunun üzerine edebimi takındım, sesimi çıkarmadım.
Yazık sana, Allah'ın sevgisini iddia ediyorsun; hâlbuki kalbinde bir sürü yaratılmış sevgisi var.
Temizlik, O'nun sevgisi. Keder ise O'ndan başkasına bağlı olmakta. Hak sevgisini başkaları ile kirletirsen bütün zararı sana olur.
Böyle bir iş yaptığın takdirde, İbrahim (a.s) Peygamber'in başına gelen senin başına da gelir. Yakup Peygamber'in çektiği darlığı benliğinde duyarsın. Onlar yavrularını sevdiler; Hak sevgisine halel geldi. Her ikisi de o sevgi yüzünden nelere uğradılar, bilirsin.
Peygamber (s.a.v) Efendimiz, torunları Hasan ile Hüseyin'i severdi. Cibril yetişti, Peygamber'e (s.a.v) sordu:
"Onları seviyor musun?"
"Evet!"
"Onların biri zehirlenecek, öbürü kıtal yolu ile şehit edilecek."
Onların sevgisini az da olsa bu hadise üzerine kalbinden attı. Hakk'a ibadete koyuldu; fakat onların hüznünü unutamadı.
Hak Teâlâ, peygamberlerin, sevdiği velîlerin ve sâlih kulların kalbine sahiptir. Oraya başka sevginin girmesini istemez.
Ey dünyayı isteyen, elini aç, hele bir bak. İçinde bir şey var mı? Bu nifakçı hâlinde ne elde etmeyi bekliyorsun?
Yazık sana, çalışmakta bir yeterlik duyuyorsun. Beri yanda halkın malında gözün var. Dinini satarak, onlardan bir şeyler bekliyorsun.
Çalış! Çalışmak bütün nebilerin yaptığı şeydir. Sanatı olmayan hiçbir nebi bulunmaz. Halktan bir şey alan varsa o da, Allah'ın izni ile alır.
Ey dünya şarabını içerek şehvet batağına girenler, sarhoş olarak kötü heveslere kapılıp kalmanın felâketini mezar çukurunda anlarsınız." (Abdülkadir Geylani Hazretleri Fethur'r Rabbani eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.