Putin'den Suriye'ye destek
Putin'in önceki gün İstanbul'a yaptığı ziyarete “Biz, Suriye'de rejimin avukatı değiliz” ifadesi damga vurdu. Rusya, Suriye'de avukatlık rolünü üstlenmediğini dile getirse de, Türkiye gibi Esad yönetimini yargılamıyor.
04.12.2012 00:00:00
RECEP BAHAR - ANALİZ
Üçüncü Türkiye - Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısı için önceki gün İstanbul'da Başbakan Erdoğan ile bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Putin'in verdiği mesajlar Suriye eksenli tartışmaları alevlendirdi. Türk basını dün özellikle Putin'in “Biz, Suriye'de rejimin avukatı değiliz, onu korumuyoruz. Bizi kaygılandıran, Suriye'nin geleceğidir” ifadelerini öne çıkardı. Putin, “Suriye'nin geleceğiyle ilgili pozisyonlarımız aynı ama ‘Suriye'nin geleceği hangi metotlarla oluşturulabilir?' bu konuda farklılıklarımız söz konusu. Erdoğan ile görüşmemizde yeni fikirler söylenmiştir. Bunun üzerinde çalışacağız” dedi.
‘Desteklemiyoruz' demedi
Karakteristik olarak Putin bugüne kadar asla “Rusya, Suriye'yi desteklemiyor” demedi. Nitekim Rusya, Esad'a silah da veriyor, para da gönderiyor, dahası Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde veto hakkını kullanarak Suriye için koruyucu zırh oluyor. Bir avukat bu kadarını yapmaz! Ayrıca avukat bedava hizmet vermez! Rusya, Esad'a karşılıksız destek veriyor. Rusya, Esad'ın avukatı olmadığını söylese de, Türkiye gibi onu yargılamıyor! Bugüne kadar da Suriye'deki mevcut yönetimi eleştirmedi. Putin, özü itibariyle meseleye Esad üzerinden değil Suriye üzerinden bakıyor. Onun için önemli olan Suriye ve Ortadoğu...
Neticede Rusya kendi çıkarlarını savunuyor. Bu nedenle Beşar Esad yönetimini “meşru yönetim” olarak görüyor ve Batı dünyasının takındığı tavrı eleştiriyor. Rus medyası da Suriye ile ilgili haberlerinde Esad yönetiminden ‘meşru yönetim' olarak bahsediyor. Putin İstanbul'da ayrıca kendilerini Suriye'nin geleceğinin kaygılandırdığını söyledi. Suriye'de olayları bu noktaya getiren Suriye halkı değil... Suriye'de rejime karşı savaşanların yüzde 70'inin ülke dışından geldiği ifade ediliyor. Bunların arasında Körfez ülkeleri başta olmak üzere Arap dünyasından gelenlerin yanı sıra Batı ülkelerinden gelen ajanlar da bulunuyor. Neticede Rusya, Suriye'nin Batının yörüngesine girmesine karşı çıkıyor. Patriot füzelerinin Suriye sınırına yerleştirilmesine ve Malatya Kürecik'teki radar üssüne de NATO'nun “Rusya'nın Ortadoğu'daki tek müttefiki olan Şam yönetimini” kuşatması nedeniyle itiraz ediyor.
Türkiye ile ilişkilere önem veriyor
Putin, Suriye için Türkiye'yi bir kenara atmıyor. Batı dünyası ile böylesine zıt kutuplarda olsaydık, çoktan Türkiye'yi bir kenara süpürmüşlerdi. Nitekim 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan sonra Batı, Türkiye ile tüm köprüleri atmış, ABD ise silah ambargosu uygulamıştı. Suriye konusunda derin görüş aykırılıklarına rağmen Putin, “Tarihimizde ortak, bazen de dramatik sayfalar var. Önemli olan bunlara saygılı davranmamız. Bizim tarihimizde her şey var ama biz geleceğe bakmalıyız” ifadelerini kullandı. Putin, devamla “Geçen yıl dünya ticareti azaldı, buna karşılık Türkiye ile Rusya arasındaki ticaret yüzde 20 arttı, Ocak-Eylül döneminde de yüzde 14 artış oldu. Bu, dünya ekonomisinin zorlukları dikkate alındığında çok iyi bir gösterge” şeklinde konuştu. Bu görüşler Moskova'nın Ankara'yı önemsediğini ortaya koyuyor.
Suriye'de çözüme nasıl ulaşılacak?
Suriye'de çözüme Batı kulislerinde değil; Moskova – Ankara – Tahran üçgeninde ulaşılabilir. Her üç başkent akan kanın durdurulması için harekete geçerse, netice alınabilir. Burada anahtar rolü Türkiye üstlenebilir. Türkiye, isyancılara silah ve para akışını kestiğinde, muhalifler siyasi çözüme razı olacaklardır. Batı, Türkiye olmadan muhaliflere mevcut şartlarda destek veremez.
Üçüncü Türkiye - Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısı için önceki gün İstanbul'da Başbakan Erdoğan ile bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Putin'in verdiği mesajlar Suriye eksenli tartışmaları alevlendirdi. Türk basını dün özellikle Putin'in “Biz, Suriye'de rejimin avukatı değiliz, onu korumuyoruz. Bizi kaygılandıran, Suriye'nin geleceğidir” ifadelerini öne çıkardı. Putin, “Suriye'nin geleceğiyle ilgili pozisyonlarımız aynı ama ‘Suriye'nin geleceği hangi metotlarla oluşturulabilir?' bu konuda farklılıklarımız söz konusu. Erdoğan ile görüşmemizde yeni fikirler söylenmiştir. Bunun üzerinde çalışacağız” dedi.
‘Desteklemiyoruz' demedi
Karakteristik olarak Putin bugüne kadar asla “Rusya, Suriye'yi desteklemiyor” demedi. Nitekim Rusya, Esad'a silah da veriyor, para da gönderiyor, dahası Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde veto hakkını kullanarak Suriye için koruyucu zırh oluyor. Bir avukat bu kadarını yapmaz! Ayrıca avukat bedava hizmet vermez! Rusya, Esad'a karşılıksız destek veriyor. Rusya, Esad'ın avukatı olmadığını söylese de, Türkiye gibi onu yargılamıyor! Bugüne kadar da Suriye'deki mevcut yönetimi eleştirmedi. Putin, özü itibariyle meseleye Esad üzerinden değil Suriye üzerinden bakıyor. Onun için önemli olan Suriye ve Ortadoğu...
Neticede Rusya kendi çıkarlarını savunuyor. Bu nedenle Beşar Esad yönetimini “meşru yönetim” olarak görüyor ve Batı dünyasının takındığı tavrı eleştiriyor. Rus medyası da Suriye ile ilgili haberlerinde Esad yönetiminden ‘meşru yönetim' olarak bahsediyor. Putin İstanbul'da ayrıca kendilerini Suriye'nin geleceğinin kaygılandırdığını söyledi. Suriye'de olayları bu noktaya getiren Suriye halkı değil... Suriye'de rejime karşı savaşanların yüzde 70'inin ülke dışından geldiği ifade ediliyor. Bunların arasında Körfez ülkeleri başta olmak üzere Arap dünyasından gelenlerin yanı sıra Batı ülkelerinden gelen ajanlar da bulunuyor. Neticede Rusya, Suriye'nin Batının yörüngesine girmesine karşı çıkıyor. Patriot füzelerinin Suriye sınırına yerleştirilmesine ve Malatya Kürecik'teki radar üssüne de NATO'nun “Rusya'nın Ortadoğu'daki tek müttefiki olan Şam yönetimini” kuşatması nedeniyle itiraz ediyor.
Türkiye ile ilişkilere önem veriyor
Putin, Suriye için Türkiye'yi bir kenara atmıyor. Batı dünyası ile böylesine zıt kutuplarda olsaydık, çoktan Türkiye'yi bir kenara süpürmüşlerdi. Nitekim 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan sonra Batı, Türkiye ile tüm köprüleri atmış, ABD ise silah ambargosu uygulamıştı. Suriye konusunda derin görüş aykırılıklarına rağmen Putin, “Tarihimizde ortak, bazen de dramatik sayfalar var. Önemli olan bunlara saygılı davranmamız. Bizim tarihimizde her şey var ama biz geleceğe bakmalıyız” ifadelerini kullandı. Putin, devamla “Geçen yıl dünya ticareti azaldı, buna karşılık Türkiye ile Rusya arasındaki ticaret yüzde 20 arttı, Ocak-Eylül döneminde de yüzde 14 artış oldu. Bu, dünya ekonomisinin zorlukları dikkate alındığında çok iyi bir gösterge” şeklinde konuştu. Bu görüşler Moskova'nın Ankara'yı önemsediğini ortaya koyuyor.
Suriye'de çözüme nasıl ulaşılacak?
Suriye'de çözüme Batı kulislerinde değil; Moskova – Ankara – Tahran üçgeninde ulaşılabilir. Her üç başkent akan kanın durdurulması için harekete geçerse, netice alınabilir. Burada anahtar rolü Türkiye üstlenebilir. Türkiye, isyancılara silah ve para akışını kestiğinde, muhalifler siyasi çözüme razı olacaklardır. Batı, Türkiye olmadan muhaliflere mevcut şartlarda destek veremez.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.