Terör örgütü PKK-KADEK'in Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki kamplarına karadan havaya 5-8 kilometre menzilli 81 adet füze yerleştirdiği haberi ajanslara düşünce, aklıma bazı ABD filmleri geldi. Hem bu aralar ABD filmleriyle normal zamanlarda yaşadığımız olayları örtüştürmek moda oldu. ABD'nin Irak işgali sırasında yaşadığı birçok olay, ABD filmleriyle özdeşleştirildi. Mesela Jessica adlı bir ABD askerinin Irak hastanesinden kaçırılması olayı, "Ryan'ı kurtarmak" filmiyle birebir örtüşüyordu. 11 Eylül saldırılarında izlenen yöntem de "Kod adı: Kılıçbalığı" adlı filmde neredeyse aynen anlatılıyordu. Hatta bu filme 11 Eylül'den sonra sansür bile uygulanmıştı.
Şimdi, PKK kamplarına füze yerleştirilmesinin bana anımsattığı film sahnesine gelelim. Hollywood yapımı birçok aksiyon filmde şu sahneler vardır: Ya bir terörist grup, ya da eski ABD askerlerinden oluşan ve Vietnam'da psikolojisi bozulmuş bir grup asker, ya uçak kaçırarak ya da ABD'nin en kalabalık ve önemli şehirlerini hedef alabilecek bir noktaya yerleştirdikleri nükleer başlıklı füzelerle, hapiste olan liderlerinin serbest bırakılması karşılığında ABD yönetimiyle pazarlığa girerler. Çoğumuzun izlemeye doyamadığı bu "made in USA" filmlerinde çoğunlukla ABD'nin iyi yetişmiş özel komandoları bu terörist grubu, New York veya Washington yerle bir olmadan etkisiz hale getirir. Film bu ya, insanın aklını karıştırır mı karıştırır. Suriye ve Irak dağlarında oturmaktan canı sıkılan PKK'lı teröristler de bu filmleri izleyip etkilenirse neler olur? Tam bu sırada aklıma şöyle bir senaryo geliyor: PKK'lı teröristler, ABD'den temin ettikleri uzun menzilli füzelere nükleer başlık takarak koordinatlarını İstanbul ve Başkent Ankara'ya göre ayarlamışlardır. "Eğer 24 saat içerisinde liderimiz Abdullah Öcalan, 2 milyar dolar para ile beraber Habur Sınır Kapısı'nda bize teslim edilmezse, İstanbul ve Ankara yerle bir olur" mesajı Ankara'ya uydu telefonuyla iletilir. Ankara'da hemen askeri ve siyasi yetkililer olağanüstü toplanır ve ne yapılacağına karar verilir. Karar şudur: Teröristlere olumlu cevap verilerek zaman kazanılacak. Bu sırada iyi yetişmiş özel hareket timlerinden oluşan özel bir ekip, terörist gurubu etkisiz hale getirecek...
PKK'ya uyarladığım bu senaryonun sonu ne olur bilemiyorum ama düşünmesi bile kötü. Bugün terör örgütünün yerleştirdiği füzelerin menzili çok kısa olsa da, yarın bunların menzilinin uzamayacağını kim garanti edebilir. Bugün füzeye sahip olan PKK yarın nükleer başlığı da temin eder. PKK'nın bu aralar derin bir sessizliğe gömülmesini hayra yormamak gerekiyor. ABD ve Talabani- Barzani'nin PKK'yı dışlayan açıklamaları kimseyi aldatmasın. ABD, PKK'yı, bir gün gelir kullanırım ümidiyle stepnede tutmaya devam edecektir.
Ya bölücübaşı Öcalan? Sahi biz bu teröristbaşını neden hâlâ asmadık? Kabul edelim ki, toplumsal belleğimiz çok zayıf. 1999'dan bu yana 4 sene geçti. Artık Apo'nun asılmasını hiç kimse gündeme getirmiyor. Unutulup gitti İmralı'daki bölücübaşı. Hiç kimse İmralı'da lüks içinde yaşayan ve zamanı geldiğinde patlaması için ayarlanmış bombadan söz etmiyor.
Biz sadece hatırlatalım.
Şimdi, PKK kamplarına füze yerleştirilmesinin bana anımsattığı film sahnesine gelelim. Hollywood yapımı birçok aksiyon filmde şu sahneler vardır: Ya bir terörist grup, ya da eski ABD askerlerinden oluşan ve Vietnam'da psikolojisi bozulmuş bir grup asker, ya uçak kaçırarak ya da ABD'nin en kalabalık ve önemli şehirlerini hedef alabilecek bir noktaya yerleştirdikleri nükleer başlıklı füzelerle, hapiste olan liderlerinin serbest bırakılması karşılığında ABD yönetimiyle pazarlığa girerler. Çoğumuzun izlemeye doyamadığı bu "made in USA" filmlerinde çoğunlukla ABD'nin iyi yetişmiş özel komandoları bu terörist grubu, New York veya Washington yerle bir olmadan etkisiz hale getirir. Film bu ya, insanın aklını karıştırır mı karıştırır. Suriye ve Irak dağlarında oturmaktan canı sıkılan PKK'lı teröristler de bu filmleri izleyip etkilenirse neler olur? Tam bu sırada aklıma şöyle bir senaryo geliyor: PKK'lı teröristler, ABD'den temin ettikleri uzun menzilli füzelere nükleer başlık takarak koordinatlarını İstanbul ve Başkent Ankara'ya göre ayarlamışlardır. "Eğer 24 saat içerisinde liderimiz Abdullah Öcalan, 2 milyar dolar para ile beraber Habur Sınır Kapısı'nda bize teslim edilmezse, İstanbul ve Ankara yerle bir olur" mesajı Ankara'ya uydu telefonuyla iletilir. Ankara'da hemen askeri ve siyasi yetkililer olağanüstü toplanır ve ne yapılacağına karar verilir. Karar şudur: Teröristlere olumlu cevap verilerek zaman kazanılacak. Bu sırada iyi yetişmiş özel hareket timlerinden oluşan özel bir ekip, terörist gurubu etkisiz hale getirecek...
PKK'ya uyarladığım bu senaryonun sonu ne olur bilemiyorum ama düşünmesi bile kötü. Bugün terör örgütünün yerleştirdiği füzelerin menzili çok kısa olsa da, yarın bunların menzilinin uzamayacağını kim garanti edebilir. Bugün füzeye sahip olan PKK yarın nükleer başlığı da temin eder. PKK'nın bu aralar derin bir sessizliğe gömülmesini hayra yormamak gerekiyor. ABD ve Talabani- Barzani'nin PKK'yı dışlayan açıklamaları kimseyi aldatmasın. ABD, PKK'yı, bir gün gelir kullanırım ümidiyle stepnede tutmaya devam edecektir.
Ya bölücübaşı Öcalan? Sahi biz bu teröristbaşını neden hâlâ asmadık? Kabul edelim ki, toplumsal belleğimiz çok zayıf. 1999'dan bu yana 4 sene geçti. Artık Apo'nun asılmasını hiç kimse gündeme getirmiyor. Unutulup gitti İmralı'daki bölücübaşı. Hiç kimse İmralı'da lüks içinde yaşayan ve zamanı geldiğinde patlaması için ayarlanmış bombadan söz etmiyor.
Biz sadece hatırlatalım.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012