Hindistan ile Pakistan arasında bu aralar bölgesel barış adına sıcak diyalog yaşanıyor.
Hindistan Başbakanı Wajpaye ve Pakistan Lideri Pervez Müşerref 17 aylık bir dönemden sonra tekrar biraraya gelmenin planlarını yapıyorlar. Telefon Diplomasisiyle gelişen sürecin yerini Zirve Diplomasinin alması bekleniyor.
Temeli, iki ülkenin dışişleri bakanları attılar, liderler de bu temeli ileriye taşıma kararı aldılar. En azından durum şuan için böyle görünüyor.
Bölge ülkeleri başta olmak üzere ABD, bu gelişmelerden çok memnun.
ABD'liler sıcak havayı ve yakınlaşmayı sezer sezmez bölgeye diplomatik çıkarma yapmayı düşündüler. Güney Asya'da nabız ölçmek için Dışişleri Bakan Yardımcısı Armitage'a görev verildi. Sözde arabulmak için bölgeye gelecek Armitage'ın ne sonuç olacağı merak konusu.
Irak'ın işgal sürecinin tamamlanması sonrasında yakın coğrafyalarda patlak veren olayları bastırmanın ve uluslararası imajını revize etmenin hesabını yapan ABD, sözde (!) bölgesel barış adına puan toplayacak.
Vaadedilen İsrail-Filistin sorununun çözüm çabaları gibi, Hindistan-Pakistan geriliminin de rayına oturtulması plan kapsamında.
Asıl amaç: Bölgesel müzakerelerde yeralarak, kontrolde tutulabilen bir yönetime koltuk çıkmak ve tehdit olarak değerlendirilen mahalif islami örgütlenmelerin filizlenmesini engellemek.
1947 yılından günümüze Keşmir Sorunu yüzünden Hindistan ve Pakistan üç kez savaşa tutuştular. İki ülke arasında büyük savaşlar bitti ama yerel çatışmalar sönmedi.
İki ülke hemen her yıl barış adına sıcak hava estiriyorlar, biraraya geliyorlar. Bilinen bir gerçek var o da : Hint yetkililer bu zamana kadar Keşmir Sorununda net adım atmaktan kaçınmaları.
Hindistan'ın Keşmir'deki Müslümanlar'a yönelik başlattığı kıyımı eleştiren Pakistan yönetimi , biran evvel Keşmir'e bağımsızlık verilmesini istiyor.
Hindular buna soğuk.
Müslüman Keşmir'deki askeri varlığından taviz vermeyen Hindistan, BM kararlarına rağmen şiddet politikasını sürdürüyor.
Pakistan'a bölgedeki Müslümanları silahlandırmak ve ayaklandırmakla suçlayan Hindistan'dan bu kez daha rasyonel adımlar bekleniyor.
Pakistan tarafının attığı adımlara gelince, Başkan Pervez Müşerref, kendilerinin bölgede tahrik eylemlerinde bulunmadıklarını, bulunmayacaklarını söylüyor ve silahsızlanmaya hazır olduklarını belirtiyor.
Sınır bölgelernirden asker indirimi yapmaya devam edeceklerini de belirten Müşerref, ilişkileri ekonomik boyuta da taşıyabileceklerine vurgu yapıyor.
Müşerref, doğal olarak, Hindistan'dan da buna paralel adımlar bekliyor.
Sırk sık biraraya gelen ülke liderlerinin bu açılımları umarız bu kez sonuç verir. Yıllardan beri kan gölüne döndürülen Keşmir'de Müslüman kıyımının bitmesinin vakti çoktan geldi.
Uluslararası kurum ve kuruluşların Keşmir'e olan ilgisizlikleri bu görüşmelerle daha rasyonel kararlarla masaya yatırılmalı.
Nükleer silahlara sahip Hindistan ve Pakistan'ın attığı adımlar İsrail-Filistin sorununa da örnek olabilir. Önce Hindistan, Sonra İsrail..
Hindistan Başbakanı Wajpaye ve Pakistan Lideri Pervez Müşerref 17 aylık bir dönemden sonra tekrar biraraya gelmenin planlarını yapıyorlar. Telefon Diplomasisiyle gelişen sürecin yerini Zirve Diplomasinin alması bekleniyor.
Temeli, iki ülkenin dışişleri bakanları attılar, liderler de bu temeli ileriye taşıma kararı aldılar. En azından durum şuan için böyle görünüyor.
Bölge ülkeleri başta olmak üzere ABD, bu gelişmelerden çok memnun.
ABD'liler sıcak havayı ve yakınlaşmayı sezer sezmez bölgeye diplomatik çıkarma yapmayı düşündüler. Güney Asya'da nabız ölçmek için Dışişleri Bakan Yardımcısı Armitage'a görev verildi. Sözde arabulmak için bölgeye gelecek Armitage'ın ne sonuç olacağı merak konusu.
Irak'ın işgal sürecinin tamamlanması sonrasında yakın coğrafyalarda patlak veren olayları bastırmanın ve uluslararası imajını revize etmenin hesabını yapan ABD, sözde (!) bölgesel barış adına puan toplayacak.
Vaadedilen İsrail-Filistin sorununun çözüm çabaları gibi, Hindistan-Pakistan geriliminin de rayına oturtulması plan kapsamında.
Asıl amaç: Bölgesel müzakerelerde yeralarak, kontrolde tutulabilen bir yönetime koltuk çıkmak ve tehdit olarak değerlendirilen mahalif islami örgütlenmelerin filizlenmesini engellemek.
1947 yılından günümüze Keşmir Sorunu yüzünden Hindistan ve Pakistan üç kez savaşa tutuştular. İki ülke arasında büyük savaşlar bitti ama yerel çatışmalar sönmedi.
İki ülke hemen her yıl barış adına sıcak hava estiriyorlar, biraraya geliyorlar. Bilinen bir gerçek var o da : Hint yetkililer bu zamana kadar Keşmir Sorununda net adım atmaktan kaçınmaları.
Hindistan'ın Keşmir'deki Müslümanlar'a yönelik başlattığı kıyımı eleştiren Pakistan yönetimi , biran evvel Keşmir'e bağımsızlık verilmesini istiyor.
Hindular buna soğuk.
Müslüman Keşmir'deki askeri varlığından taviz vermeyen Hindistan, BM kararlarına rağmen şiddet politikasını sürdürüyor.
Pakistan'a bölgedeki Müslümanları silahlandırmak ve ayaklandırmakla suçlayan Hindistan'dan bu kez daha rasyonel adımlar bekleniyor.
Pakistan tarafının attığı adımlara gelince, Başkan Pervez Müşerref, kendilerinin bölgede tahrik eylemlerinde bulunmadıklarını, bulunmayacaklarını söylüyor ve silahsızlanmaya hazır olduklarını belirtiyor.
Sınır bölgelernirden asker indirimi yapmaya devam edeceklerini de belirten Müşerref, ilişkileri ekonomik boyuta da taşıyabileceklerine vurgu yapıyor.
Müşerref, doğal olarak, Hindistan'dan da buna paralel adımlar bekliyor.
Sırk sık biraraya gelen ülke liderlerinin bu açılımları umarız bu kez sonuç verir. Yıllardan beri kan gölüne döndürülen Keşmir'de Müslüman kıyımının bitmesinin vakti çoktan geldi.
Uluslararası kurum ve kuruluşların Keşmir'e olan ilgisizlikleri bu görüşmelerle daha rasyonel kararlarla masaya yatırılmalı.
Nükleer silahlara sahip Hindistan ve Pakistan'ın attığı adımlar İsrail-Filistin sorununa da örnek olabilir. Önce Hindistan, Sonra İsrail..
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005