Şu kılık kıyafet meselesinden başlayalım. 11 yıllık AKP hükümetinin belki de en doğru söylemi; "Biz kimsenin kılık kıyafetine karışmadık" söylemidir.Hemen şaşırmayın! AKP gerçekten kimsenin kılık kıyafetine karışmadı. Hatta inandırıcı olmak için geçmişini bir anda silip attı. Malum zihniyet, senelerce başörtüsü söylemleri ile kalabalıkları gaz vermiş ve devlet ile insanımızı karşı karşıya getirmişti. İktidar olunca ise tam aksi söylemlere girişmişlerdi. Erdoğan, başörtülü insanlarımızı ormandaki üç, beş ağaca benzeterek, toplumun genelini kucaklamak zorunda oldukların, ifade etmişti. Yine Erdoğan, başörtüsü konusunda kendisini, verdiği sözleri tutmaya çağıran vatandaşlarımıza; "Başörtüsü konusunda hiçbir yerde, kimseye söz vermedim. Vaat etmediklerimizi, vaat edilmiş gibi gösteren, provoke edenler var." Diye cevap vermişti. (23 Nisan 2004 ? Vakit)Evet, dediğim gibi hükümet kimsenin kılık kıyafetine karışmadı amma bunun dışında aklınıza ne gelirse, yeme, içme, düşünme, oynama, okuma vs. ne varsa karıştı, dayatmalarda bulundu, kınamalara, aşağılamalara girişti.Mesela! Medyayı böldüler. Hükümeti övenler çağdaş ve özgür medya taltifi alırken, hükümetin icraatlarına karşı çıkanlar, eleştirenler bölücü, fitne odakları, Türkiye'nin önündeki engeller, olarak tanımlandı. Siyasette ise sadece kendilerinin hak, diğer parti ve görüşler batıl yaklaşımı sergilediler. Hukukun içine daldılar. Mahkemeye intikal etmiş davalara savcılık yapmaya kalktılar. Mahkemeler devam ederken görüş belirttiler. İslam çatısı altındaki yapılanmalara "bu doğru, bu değil" yaklaşımı sergilediler. Çiftlerin kaç çocuk yapmaları gerektiğini belirtip, Uludere'den kürtaja çıktılar. Nasıl geçindirecekleri konusunda ise 800 TL iyi para, bal gibi geçinirsiniz, dediler. AKP'ye oy verenler hariç, içki içenleri yerdiler. Hele öğrenciyse bu yerilmelerden daha fazla pay verdiler. Kampüslerde, parklarda el ele oturan, gezen gençler ahlaksız oldu. Bir başbakan heykele karıştı, Hürrem'e gönderme yaptı. Kısaca hayatın bütün alanlarına kendilerince bir ayar çektiler. Sonuç sadece laftan ibaret oldu. Nasıl mı?Zina % 220 arttı. Fuhuş sektör haline geldi ve 100 bin insanın bu sektörde olduğu ifade ediliyor. Çocuklara cinsel taciz % 120 arttı. Daha önce duymadığımız sapıklıkları duyuyor ve görüyoruz. Cinayetler, intiharlar, tecavüzler kat kat arttı. Cezaevleri ful. Devlet ve vatandaş faiz altında eziliyor. En fazla faiz ödeyen iktidar oldular.Dini ve milli değerlerimiz tam bir talana uğradı. Artık sokaklarda "Allah'a inanan herkes (dininin adı mühim değil) cennete gidecek" inancı yayıldı. Bu tam bir manevi kıyımdır. Artı yine sokaklarda, artık kan dursun da ne olursa olsun. Özerklikmiş, federasyonmuş vs. önemli değil, mantığı güdülmeye başlandı. Milli birlik şuuru siyasi çıkarlara kurban edildi. Bugünlerde ise batılı bazı Oscar'lı yönetmen ve oyuncular bir gazeteye, tam sayfa ilan vererek, AKP hükümetini eleştiriyorlar ve mitinglerini Hitler'in toplantılarına benzetiyorlar. Eminim ki, bu sanatçıların benzetmesinden insanımızın % 90'nın haberi bile yoktur. Artı olsa bile kimse kale almaz. Şahsen bu açıklama ve benzetmeler benim için bir değer taşımıyor. Ama gel gör ki! AKP'de bir telaş? Peş peşe açıklamalar. Temel vurgu; Biz sandıkla geldik, bizi millet seçti, arkamızda milletin gücü var vs.O zaman bu telaş ne? Oscar'dan mı korkuyorsunuz? Hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik, demokrasi ve fikir özgürlüğü bağlamında diyor ki; "? Bu ithamları onlara aynen iade ediyoruz, reddediyoruz. Bu son derece küstahça ve haddi aşan bir tavırdır. Birileri servis yapmış bunlara, onlar da imza atmışlar."Başbakan Erdoğan'ın siyasi başdanışmanı Yalçın Akdoğan ise Kazlıçeşme meydanına 1,5 milyon (!) insan doldurduktan sonra (nasıl becerdiyse) bu açıklamayı, milli iradeye saygısızlık ve densizlik olarak yorumluyor. Aslında fazla söz gerek yok. Oscar'lı Angelina Jolie geldiğinde, azı dişleri görünen hükümet yetkilileri, bu Oscar'lılara neden böyle sert yaklaşıyor, anlayabildiniz mi? * * *9 ay 10 günHükümetin hızlı şövalyelerinden Ankara Belediyesi, Metro istasyonlarında gayri ahlakı davranılmasın, diye afiş astı. Ertesi gün yüzlerce kişi öpüşmek için Metroya gitti. Birileri de tuz, biber olmak için sopalarla Metroya?Gezi parkında da aynı yaklaşım sergilendi. Bayanın biri kameralar önünde valiye, özgürlük adına (!) parkta kocasıyla öpüşüp, öpüşemeyeceğini sordu. Şimdi birisi de çıkmış, hamile bayanların sokağa çıkmaması gerektiğini vs. ifade ediyor. Sosyal medya çıplak hamile kadın fotoğraflarıyla dolu? Ya hu! Sizler, bu milleti dinden, imandan soğutmak, günahkâr kılmak için mi vazifelisiniz? Tasavvuf ehli tanımlamasına gelince; Birileri Şiilerin katli için verdiği fetvalarla ne kadar Müslüman'sa, bir başkaları haçlılarla beraber İslam coğrafyasındaki işgale ne kadar ortaksa ve bu ortaklığın itikadı tanımlaması neyse, bu zihniyette o kadar tasavvuf ehlidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025





























































































