Öğretim üyeleri profilinin beklenilenin gerisinde olması berberinde çözüm önerilerin de düşündürmeye başladı. Sorun çok boyutlu olup, çözümü ise temelde verimliliği ve üretkenliği bünyesinde bulunduracak yeni bir Yükseköğretim Yasasının hazırlanması ile sağlanacaktır.
Üniversite Çalışanlarının Maaş Durumu
Günümüzde en zorlanacağımız alanların başında eğitim ve öğretim standartları ve kalitesinin yetersizliği gelmektedir. Şunu biliyoruz ki, başta üniversitelerimiz olmak üzere her yönü ile gelişmiş ülkelerin çok gerisindeyiz ve dünyadaki sayılı ilk 500 üniversite arasında hiçbir Türk üniversitesi bulunmamaktadır. Bir ülkenin en değerli hazinesi olan yetişmiş insan gücü doğrudan iyi bir üniversite eğitimine bağlıdır. Üniversitelerimizin niteliğini yukarı taşımak için üniversite öğretim üyelerinin profilinin artık ciddi olarak iyileştirilmesi gerekir.
Sorunun bilimsel kalite ölçütlerinin gelişilmesine ilişkin görüşlerimi ileride işleyeceğim. Ancak bir diğer konuda üniversite çalışanlarının başta Ar-Gör ve Yard. Doçentlerin aldıkları maaş ile çalışamayacak durumda olmalarıdır. Keza Doç ve Prof. maaşları günümüz koşularında özel sektörde çalışanların karşısında komik düzeydedir. Uzun zamandır üniversiteler kendi fidanlıkları olan Araştırma Görevlilerinin mevcut maaşı ile iyi elemanlara üniversitede kalmayı ve bilim yapmayı beğendiremediklerini ve fidanlıkların gün geçtikçe zayıfladığını belirtiyorlar. Ancak iktidarlar her nedense ülkenin önceliğini; eğitim, öğretim, araştırma ve teknoloji geliştirme yerine başka alanlara kaydırmaktadırlar.
Unutmayalım ki, bilimsel araştırmalar yetişmiş insan gücü ile yapılır. Onun için öncelikle araştırma yapacak araştırıcıların kedilerini insan gibi geçindirecek bir yaşam standardına kavuşması gerekir. Araştırıcının aklı fikri geçim derdine olmamalıdır.
2.2.2005 tarihinde 1990 tarihinden sonra işe alınan devlet memurlarına bir derece verilmesini öngören yasa TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Ülkemizin gelir düzeyi yönünden en alt tabakasını oluşturan memurlarımız için buruk bir sevinç. Gönül ister ki hükümet, devletin koruyucusu olan her düzeydeki çalışanına insanca yaşayacak maddi imkânlar yaratsın. Bazen ülkenin içinde geçtiği ağır ekonomik bunalım dönemlerinde acıyı birlikte paylaşmayı anlayışla karşılar. Kendimi bildim bileli hep anlayış beklenen ve bu anlayışı en çok gösteren de yine devlet adına çalışanlar göstermişlerdir. Ne yazık ki, açlık sınırında yaşayan milyonlarca maaşlı arasında çok daha mağdur olan bir kesim var ki, onlar da üniversitelerin Araştırma Görevlileri, Yardımcı Doçent ve diğer çalışanlarıdırlar. Daha önce doçent ve profesör maaşlarında yapılan kısmı iyileştirme Ar-Gör ve Yard. Doçentlere yapılmamıştı. Ancak bugün bütün üniversite çalışanları yukarıda belirtildiği gibi toprak yoksulluk sınırlarının altında yaşamaktadır.
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
Üniversite Çalışanlarının Maaş Durumu
Günümüzde en zorlanacağımız alanların başında eğitim ve öğretim standartları ve kalitesinin yetersizliği gelmektedir. Şunu biliyoruz ki, başta üniversitelerimiz olmak üzere her yönü ile gelişmiş ülkelerin çok gerisindeyiz ve dünyadaki sayılı ilk 500 üniversite arasında hiçbir Türk üniversitesi bulunmamaktadır. Bir ülkenin en değerli hazinesi olan yetişmiş insan gücü doğrudan iyi bir üniversite eğitimine bağlıdır. Üniversitelerimizin niteliğini yukarı taşımak için üniversite öğretim üyelerinin profilinin artık ciddi olarak iyileştirilmesi gerekir.
Sorunun bilimsel kalite ölçütlerinin gelişilmesine ilişkin görüşlerimi ileride işleyeceğim. Ancak bir diğer konuda üniversite çalışanlarının başta Ar-Gör ve Yard. Doçentlerin aldıkları maaş ile çalışamayacak durumda olmalarıdır. Keza Doç ve Prof. maaşları günümüz koşularında özel sektörde çalışanların karşısında komik düzeydedir. Uzun zamandır üniversiteler kendi fidanlıkları olan Araştırma Görevlilerinin mevcut maaşı ile iyi elemanlara üniversitede kalmayı ve bilim yapmayı beğendiremediklerini ve fidanlıkların gün geçtikçe zayıfladığını belirtiyorlar. Ancak iktidarlar her nedense ülkenin önceliğini; eğitim, öğretim, araştırma ve teknoloji geliştirme yerine başka alanlara kaydırmaktadırlar.
Unutmayalım ki, bilimsel araştırmalar yetişmiş insan gücü ile yapılır. Onun için öncelikle araştırma yapacak araştırıcıların kedilerini insan gibi geçindirecek bir yaşam standardına kavuşması gerekir. Araştırıcının aklı fikri geçim derdine olmamalıdır.
2.2.2005 tarihinde 1990 tarihinden sonra işe alınan devlet memurlarına bir derece verilmesini öngören yasa TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Ülkemizin gelir düzeyi yönünden en alt tabakasını oluşturan memurlarımız için buruk bir sevinç. Gönül ister ki hükümet, devletin koruyucusu olan her düzeydeki çalışanına insanca yaşayacak maddi imkânlar yaratsın. Bazen ülkenin içinde geçtiği ağır ekonomik bunalım dönemlerinde acıyı birlikte paylaşmayı anlayışla karşılar. Kendimi bildim bileli hep anlayış beklenen ve bu anlayışı en çok gösteren de yine devlet adına çalışanlar göstermişlerdir. Ne yazık ki, açlık sınırında yaşayan milyonlarca maaşlı arasında çok daha mağdur olan bir kesim var ki, onlar da üniversitelerin Araştırma Görevlileri, Yardımcı Doçent ve diğer çalışanlarıdırlar. Daha önce doçent ve profesör maaşlarında yapılan kısmı iyileştirme Ar-Gör ve Yard. Doçentlere yapılmamıştı. Ancak bugün bütün üniversite çalışanları yukarıda belirtildiği gibi toprak yoksulluk sınırlarının altında yaşamaktadır.
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (A) / diğer yazıları
- RESUL BALCI: Karlar düşerken / 22.02.2025
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012
























































































