Türkiye Sivil Toplum Kuruluşları Birliği Genel Sekreteri olduğunu öğrendiğimiz Ramazan Bakkal'ı tanımam etmem. Fakat önceki gün Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell'i protesto edince yediği yumruğu görünce, o yumruk bana atılmış gibi zoruma gitti. Ramazan Bakkal, Güneydoğu'dan "Kürdistan" diye bahseden, Diyarbakır'ı da "Kürdistan'ın başkenti niyetine" ziyaret edecek olan küstah Borrell'i, Türk milletinin duygularına tercüman olarak protesto etti. Bakkal gibi, kendisini Türk hisseden her vatandaş aynı tavrı sergilerdi, Borrell'i protesto ederdi. Bu yüzden Ramazan Bakkal'ı, bu protestosu yüzünden yumruklayanlar, Bakkal'ın şahsında tüm Türk milletine o yumruğu atmış oldu.
AB'nin maddi olarak finanse ettiği vakıflardan İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından organize edilen konferansa katlan Borrell, konuşmasında, uydurma dini azınlık ve etnik azınlık konularını kaşıdığı sırada lafı Leyla Zana ve Diyarbakır ziyaretine getiriyor. Maksadını, Diyarbakır ziyaretini Kürdistan ziyareti olarak deklare etmesiyle aşikar eden Borrell'ın bu konuşmasına Ramazan Bakkal müdahale ediyor ve şöyle diyor: "Sizin Diyarbakır'da ne işiniz var. Siz BASK'a gittiniz mi, BASK'ta konuştunuz mu da Diyarbakır'a gidiyorsunuz? Biz 5 bin yıldır Anadolu'dayız. Vatanseverler bu ülkeyi size böldürmeyecek. Avrupa Parlamentosu bahanesiyle Türkleri aptal yerine koyamazsınız. Ne işiniz var Diyarbakır'da? Denizli'de fakirler var, Bilecik'te fakirler var. Gitmeyin oraya sizi bırakmıyoruz."
Bakkal'ın bu cümlelerinin altına imza atmayacak Türk var mı? Yok!
Peki bu anlamlı protesto sonrasında Bakkal'a atılan yumruğa isyan etmeyecek, o yumruğu kendisine atılmış hissetmeyecek Türk var mı? Yine yok!
Türkiye'yi öyle bir hale getirdiler ki, yakın bir zamanda "Burası Türkiye" diyenler de yumruklanacak. Türkiye'ye sahip çıkmanın, Türkiye'yi bölenlere karşı çıkmanın, Türk olmanın karşılığı bu yumruk mu?
Başka toplantılarda, daha ağır protestolarda, Avrupa adına, İnsan Hakları adına, demokratik toplum adına, hoşgörü adına protestocuları kollayanlar, Bakkal'ın protestosunu hazmedemediler. Şiddete başvurmak zorunda kaldılar. Çünkü içlerinde büyüttükleri Türkiye karşıtı kin, başka şekilde tatmin olmayacaktı.
AB'nin yolunu Diyarbakır'dan geçirenlere Budapeşte'de atılan yumruğun hesabı, Borrell'i "Kürdistan'ın başkenti" olarak gördüğü Diyarbakır ziyaretinden alıkoymak isteyen Ramazan Bakkal'a atılan yumrukla mı kesilmek isteniyor.
Biri Diyarbakır'ı AB'lilere yol yaptı, onlar da o yoldan yürüyor. Bakkal gibi o yolun önünde duranlar ise yumruklanıyor.
O yumruk, Bakkal'a değil Türk milletine atıldı. O yumruğu unutmayacağız!
AB'nin maddi olarak finanse ettiği vakıflardan İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından organize edilen konferansa katlan Borrell, konuşmasında, uydurma dini azınlık ve etnik azınlık konularını kaşıdığı sırada lafı Leyla Zana ve Diyarbakır ziyaretine getiriyor. Maksadını, Diyarbakır ziyaretini Kürdistan ziyareti olarak deklare etmesiyle aşikar eden Borrell'ın bu konuşmasına Ramazan Bakkal müdahale ediyor ve şöyle diyor: "Sizin Diyarbakır'da ne işiniz var. Siz BASK'a gittiniz mi, BASK'ta konuştunuz mu da Diyarbakır'a gidiyorsunuz? Biz 5 bin yıldır Anadolu'dayız. Vatanseverler bu ülkeyi size böldürmeyecek. Avrupa Parlamentosu bahanesiyle Türkleri aptal yerine koyamazsınız. Ne işiniz var Diyarbakır'da? Denizli'de fakirler var, Bilecik'te fakirler var. Gitmeyin oraya sizi bırakmıyoruz."
Bakkal'ın bu cümlelerinin altına imza atmayacak Türk var mı? Yok!
Peki bu anlamlı protesto sonrasında Bakkal'a atılan yumruğa isyan etmeyecek, o yumruğu kendisine atılmış hissetmeyecek Türk var mı? Yine yok!
Türkiye'yi öyle bir hale getirdiler ki, yakın bir zamanda "Burası Türkiye" diyenler de yumruklanacak. Türkiye'ye sahip çıkmanın, Türkiye'yi bölenlere karşı çıkmanın, Türk olmanın karşılığı bu yumruk mu?
Başka toplantılarda, daha ağır protestolarda, Avrupa adına, İnsan Hakları adına, demokratik toplum adına, hoşgörü adına protestocuları kollayanlar, Bakkal'ın protestosunu hazmedemediler. Şiddete başvurmak zorunda kaldılar. Çünkü içlerinde büyüttükleri Türkiye karşıtı kin, başka şekilde tatmin olmayacaktı.
AB'nin yolunu Diyarbakır'dan geçirenlere Budapeşte'de atılan yumruğun hesabı, Borrell'i "Kürdistan'ın başkenti" olarak gördüğü Diyarbakır ziyaretinden alıkoymak isteyen Ramazan Bakkal'a atılan yumrukla mı kesilmek isteniyor.
Biri Diyarbakır'ı AB'lilere yol yaptı, onlar da o yoldan yürüyor. Bakkal gibi o yolun önünde duranlar ise yumruklanıyor.
O yumruk, Bakkal'a değil Türk milletine atıldı. O yumruğu unutmayacağız!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012