Pek de hoş bir denklem olmasa da vakıa böyle.
Yüce Allah’ın, “âlemlere rahmet” gönderdiği Hazret-i Muhammed’in (Allah’ın binlerce salat ve selamı üzerine olsun) ümmeti pürperişan haldedir bugün.
Neden?
Cevabı gayet net.
O’na ümmet olmanın gereğinden fersah fersah uzak da ondan.
Ümmet-i Muhammed’in içler acısı hali hiç dikkatinizi çekiyor mu?
Hiç düşündürüyor mu sizleri?
Kanı heder edilen.
Namusu kirletin.
Vatanı işgal edilen.
Onuru paramparça,
İffeti ayaklar altında,
Hanesi ve vatanı işgal edilmiş,
Mukaddesatı çiğnenmiş…
Aşağılanan,
Horlanan,
Harlana,
Hırlanan.
Hep O’nun ümmeti.
Başta “mukaddes kitabı” olmak üzere tüm mukaddesatı en iğrenç hakaretlerle aşağılanan.
Değerleri çağın gerisinde diye horlanan.
Sinesi en modern silahlarla harlanan.
Varlığı çağdaş köpekler tarafından hırlanan,
Hep O’nun ümmeti.
Ne garip bir haldir.
Seçim kazanmak için Müslüman kanı dökmek yeterli olabiliyor.
Alın, yakın tarihe bir bakın.
Kaç ülkede,
Kaç lider,
Kaç seçim,
Müslüman kanı dökülerek kazanıldı?
Kaç ülke,
Kaç lider,
Kaç seçim,
Var sırada bilmiyoruz.
Dramatize de etmiyorum, karikatürize de etmiyorum.
Vakıayı anlatıyorum.
“Muhammed’e hakaret etmek demokratik bir haktır” diyen, NATO Genel sekreteri oldu şu âlemde.
Hatta olmadı, yapıldı.
Kimlerin sayesinde?
Kutlu Doğum Haftası nutukları atanlar sayesinde.
Fazla değil, az biraz düşünün yeter, doğruyu bulmak için.
Kimlerin onayıyla Rasmussen’e teslim edildi dünyanın güvenliği?
2009 yılında hakkı olduğu halde bu hakkını kutlu Nebî’den yana kullanmak yerine Anders Fogh Rasmussen’den yana kullananlar kimlerdi?
Güya özür dileyecekti İslam dünyasından, Sayın Başbakanımıza öyle söylemişmiş.
Öyle inandıydı Hacı Fuşfuş.
Sonu oldu kışkış.
Ondan sonra ver elini “Kutlu Doğum” etkinlikleri.
Sadece bu kadar mı?
Ne gezer.
“Muhammed’e iman şart değil, olsa olsa bir centilmenliktir” diyenler de “Kutlu Doğum” etkiliklerinde.
Bir başkası, “Muhammedü’r resûlüllah” demeyene de rahmet ve merhamet nazarıyla bakmayı tavsiye ediyordu.
Her yaptığında “hikmet” arayanlar için tavsiye değil “emir” idi.
O da “Kutlu Doğum” arenasındaydı.
Oysa rahmet de merhamet de O’nsuz olmazdı.
O (aleyhissalatü vesselam) bu âlem için Rahmet, O (aleyhissalatü vesselam) öte alem için merhametti, yani şefaat-i uzma/en kapsamlı şefaat vesilesiydi.
Ne tuhaf bir haldir ki, O’na ümmet olduğunu iddia edenler, rahmeti ve merhameti O’nu inkâr edenlere pay etme gayreti içine düşürülmüştü.
Dahası da var.
Avrupa’yı İslamlaştırma seferberliğine çıkan mücahitler, çıkara çıkara çıkardıkları takvimden “Muhammedü’r resûlüllah” kısmını çıkarıp, sadece; “eşhedü en lâ ilâhe illallah” yazdılar.
Dünya barışı içindi bu yaptıkları.
“Muhammedü’r resûlüllah” kısmı gitti ama dünya barışı henüz tesis edilemedi.
Bütün bunlar sanki aynı ofisten tek bir “ofis-boy’a” sipariş verilmiş şeylerdi.
O’nu (aleyhissalatü vesselam) rahatsız edip Mekke’den hicrete mecbur bırakanlar için bakın Yüce Allah ne buyuruyor:
“Allah, (ibret için) bir karyeyi/semti örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıklarından ötürü açlık ve korku sıkıntısını tattırdı” (Nahl, 16/112).
O kerye/köy/semt, “ümmü’l kurâ/köylerin/semtlerin anası” olan Mekke’dir.
Muhammed’e zulmedilen her yerdir.
Devamı ayet.
“Ve yemin olsun ki, onlara kendilerinden bir peygamber geldi, onu hemen yalanladılar, artık onlar zalimler oldukları halde kendilerini azap yakaladı” (Nahl, 16/112).
O peygamber de Hazret-i Muhammed’dir.
Belanın sebebi O’na yapılan zulümlerdir.
O gün ve bugün.
İlâ nihaye/sona dek.
Yaa!
“Kutlu Doğum Haftanız” kutlu olsun(!)
Yüce Allah’ın, “âlemlere rahmet” gönderdiği Hazret-i Muhammed’in (Allah’ın binlerce salat ve selamı üzerine olsun) ümmeti pürperişan haldedir bugün.
Neden?
Cevabı gayet net.
O’na ümmet olmanın gereğinden fersah fersah uzak da ondan.
Ümmet-i Muhammed’in içler acısı hali hiç dikkatinizi çekiyor mu?
Hiç düşündürüyor mu sizleri?
Kanı heder edilen.
Namusu kirletin.
Vatanı işgal edilen.
Onuru paramparça,
İffeti ayaklar altında,
Hanesi ve vatanı işgal edilmiş,
Mukaddesatı çiğnenmiş…
Aşağılanan,
Horlanan,
Harlana,
Hırlanan.
Hep O’nun ümmeti.
Başta “mukaddes kitabı” olmak üzere tüm mukaddesatı en iğrenç hakaretlerle aşağılanan.
Değerleri çağın gerisinde diye horlanan.
Sinesi en modern silahlarla harlanan.
Varlığı çağdaş köpekler tarafından hırlanan,
Hep O’nun ümmeti.
Ne garip bir haldir.
Seçim kazanmak için Müslüman kanı dökmek yeterli olabiliyor.
Alın, yakın tarihe bir bakın.
Kaç ülkede,
Kaç lider,
Kaç seçim,
Müslüman kanı dökülerek kazanıldı?
Kaç ülke,
Kaç lider,
Kaç seçim,
Var sırada bilmiyoruz.
Dramatize de etmiyorum, karikatürize de etmiyorum.
Vakıayı anlatıyorum.
“Muhammed’e hakaret etmek demokratik bir haktır” diyen, NATO Genel sekreteri oldu şu âlemde.
Hatta olmadı, yapıldı.
Kimlerin sayesinde?
Kutlu Doğum Haftası nutukları atanlar sayesinde.
Fazla değil, az biraz düşünün yeter, doğruyu bulmak için.
Kimlerin onayıyla Rasmussen’e teslim edildi dünyanın güvenliği?
2009 yılında hakkı olduğu halde bu hakkını kutlu Nebî’den yana kullanmak yerine Anders Fogh Rasmussen’den yana kullananlar kimlerdi?
Güya özür dileyecekti İslam dünyasından, Sayın Başbakanımıza öyle söylemişmiş.
Öyle inandıydı Hacı Fuşfuş.
Sonu oldu kışkış.
Ondan sonra ver elini “Kutlu Doğum” etkinlikleri.
Sadece bu kadar mı?
Ne gezer.
“Muhammed’e iman şart değil, olsa olsa bir centilmenliktir” diyenler de “Kutlu Doğum” etkiliklerinde.
Bir başkası, “Muhammedü’r resûlüllah” demeyene de rahmet ve merhamet nazarıyla bakmayı tavsiye ediyordu.
Her yaptığında “hikmet” arayanlar için tavsiye değil “emir” idi.
O da “Kutlu Doğum” arenasındaydı.
Oysa rahmet de merhamet de O’nsuz olmazdı.
O (aleyhissalatü vesselam) bu âlem için Rahmet, O (aleyhissalatü vesselam) öte alem için merhametti, yani şefaat-i uzma/en kapsamlı şefaat vesilesiydi.
Ne tuhaf bir haldir ki, O’na ümmet olduğunu iddia edenler, rahmeti ve merhameti O’nu inkâr edenlere pay etme gayreti içine düşürülmüştü.
Dahası da var.
Avrupa’yı İslamlaştırma seferberliğine çıkan mücahitler, çıkara çıkara çıkardıkları takvimden “Muhammedü’r resûlüllah” kısmını çıkarıp, sadece; “eşhedü en lâ ilâhe illallah” yazdılar.
Dünya barışı içindi bu yaptıkları.
“Muhammedü’r resûlüllah” kısmı gitti ama dünya barışı henüz tesis edilemedi.
Bütün bunlar sanki aynı ofisten tek bir “ofis-boy’a” sipariş verilmiş şeylerdi.
O’nu (aleyhissalatü vesselam) rahatsız edip Mekke’den hicrete mecbur bırakanlar için bakın Yüce Allah ne buyuruyor:
“Allah, (ibret için) bir karyeyi/semti örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıklarından ötürü açlık ve korku sıkıntısını tattırdı” (Nahl, 16/112).
O kerye/köy/semt, “ümmü’l kurâ/köylerin/semtlerin anası” olan Mekke’dir.
Muhammed’e zulmedilen her yerdir.
Devamı ayet.
“Ve yemin olsun ki, onlara kendilerinden bir peygamber geldi, onu hemen yalanladılar, artık onlar zalimler oldukları halde kendilerini azap yakaladı” (Nahl, 16/112).
O peygamber de Hazret-i Muhammed’dir.
Belanın sebebi O’na yapılan zulümlerdir.
O gün ve bugün.
İlâ nihaye/sona dek.
Yaa!
“Kutlu Doğum Haftanız” kutlu olsun(!)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Müslim Karabacak / diğer yazıları
- Ana-baba hakları-2 / 30.04.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024