İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, "9 tane şehit cesedi verdiler, ancak bizdeki liste daha kabarık. Öldürdükten sonra denize attıkları arkadaşlarımız var" açıklamasında bulundu.
Yardım konvoyunda bulunan ve İsrail askerlerinin saldırıda bulunduğu Mavi Marmara Gemisi'nde yer alan İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, İstanbul'a gelişinin ardından basın açıklaması yaptı. Yıldırım, ilk etapta gemiye inen 10 İsrail askerinin silahlarını aldıklarını, ancak bu silahları kullanmak yerine denize attıklarını söyledi.
Yıldırım, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Değişik ülkelerden 35 milletvekili, birçok siyasetçi, aydın, gazeteci arkadaşlarımızla beraber toplam 9 gemiyle yola çıktık. Gemilerden birkaçına yolda sabotaj yapıldı ve gemiler gelemez oldu. Birkaç gün denizde bekledik. Sonra var olan gemilerle hareket ettik. Aslında hepinizin düşündüğü gibi bizde İsrail'in bize böyle bir silahlı müdahale yapacağını hiç hissedemedik, anlayamadık. Kendimizi sopalarla demirlerle savunduk. Neye karşı; uçağa, silaha ve İsrail'in en yetişmiş komandolarına karşı... Silah kullanmadık diyorlar. Hemen ses ve gaz bombası attılar. Atılan bombalardan parçalar çıktı ve çoğu arkadaşımız yaralandı. Bunlar silah değil mi? Her 3 mermiden 2 tanesi plastik mermi, 1 tanesi de ince çiviye benzeyen mermiler. Cevdet kardeşimiz, İsrailliler ateş ederken sadece fotoğraf çektiği için öldürüldü."
Silahlarını denize attıkGemiye indirme yapan İsrail askerlerinden ilk 10 tanesini etkisiz hale getirdiklerini belirten Yıldırım, şunları kaydetti: "Silahlarını aldık, silahlarını kullansak yine nefsi müdafa yapmış olurduk. Buna rağmen silahları kullanmadık. Onlardan aldığımız silahların hepsini de denize attık. Arkadaşlarımızdan bir tanesi, teslim olduktan sonra vuruldu. Endonezyalı bir doktor arkadaşımız, yaralanan İsraili askerin yaralarına pansuman yaptı ve ona su verdik. Endonezyalı doktor arkadaşımız, askeri teslim etmeye giderken karnına 5 kurşun yiyip hayatını kaybetti. 9 tane şehit cesedi verdiler, ancak bizdeki liste daha kabarık. Öldürdükten sonra denize attıkları arkadaşlarımız var. 39 tane de yaralımız vardı, gelişte bize 21 yaralınız var dediler. Bu konular, ilerleyen günlerde netleşecek. Bazı arkadaşlarımız, teslim olduktan sonra vuruldu. Sorguda da söyledim. Gazze'de bulunanlar Yahudi olsaydı ve onlara zulüm edenler de Müslüman olsaydı, yine bu yardım gemilerini yola çıkartırdık."
Savaş gemileri yardım etmediKendilerini takip eden bazı ülkelerin savaş gemilerinin yardımda bulunmadığını belirten Yıldırım, şunları söyledi: "1 yaşındaki çocuğun annesini esir aldılar. Anne ve babasını esir aldılar, çocuğa bakamayınca geri verdiler. Lazeri tutup, sonra vuruyorlardı. İngiliz vatandaşı bir kızımız bir yazı yazdı, onlara götürdü. Neredeyse vuracaklardı. İnsanlar tuvalet ihtiyacına gidemedi. Hep hakaret ettiler. Ellerinde silah vardı. Geminin ikinci katına aldılar, yerler ıslak, ellerimizi arkadan bağladılar. Bir kısmının önden bağlandı. 5 saate yakın işkence yaptılar. Maksatlı olarak helikopteri üstümüze getirip, döndürdüler. Helikopter denizden aldığı suyu üstümüze attı. Buz işkencesini gördük.
Yardım konvoyunda bulunan ve İsrail askerlerinin saldırıda bulunduğu Mavi Marmara Gemisi'nde yer alan İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, İstanbul'a gelişinin ardından basın açıklaması yaptı. Yıldırım, ilk etapta gemiye inen 10 İsrail askerinin silahlarını aldıklarını, ancak bu silahları kullanmak yerine denize attıklarını söyledi.
Yıldırım, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Değişik ülkelerden 35 milletvekili, birçok siyasetçi, aydın, gazeteci arkadaşlarımızla beraber toplam 9 gemiyle yola çıktık. Gemilerden birkaçına yolda sabotaj yapıldı ve gemiler gelemez oldu. Birkaç gün denizde bekledik. Sonra var olan gemilerle hareket ettik. Aslında hepinizin düşündüğü gibi bizde İsrail'in bize böyle bir silahlı müdahale yapacağını hiç hissedemedik, anlayamadık. Kendimizi sopalarla demirlerle savunduk. Neye karşı; uçağa, silaha ve İsrail'in en yetişmiş komandolarına karşı... Silah kullanmadık diyorlar. Hemen ses ve gaz bombası attılar. Atılan bombalardan parçalar çıktı ve çoğu arkadaşımız yaralandı. Bunlar silah değil mi? Her 3 mermiden 2 tanesi plastik mermi, 1 tanesi de ince çiviye benzeyen mermiler. Cevdet kardeşimiz, İsrailliler ateş ederken sadece fotoğraf çektiği için öldürüldü."
Silahlarını denize attıkGemiye indirme yapan İsrail askerlerinden ilk 10 tanesini etkisiz hale getirdiklerini belirten Yıldırım, şunları kaydetti: "Silahlarını aldık, silahlarını kullansak yine nefsi müdafa yapmış olurduk. Buna rağmen silahları kullanmadık. Onlardan aldığımız silahların hepsini de denize attık. Arkadaşlarımızdan bir tanesi, teslim olduktan sonra vuruldu. Endonezyalı bir doktor arkadaşımız, yaralanan İsraili askerin yaralarına pansuman yaptı ve ona su verdik. Endonezyalı doktor arkadaşımız, askeri teslim etmeye giderken karnına 5 kurşun yiyip hayatını kaybetti. 9 tane şehit cesedi verdiler, ancak bizdeki liste daha kabarık. Öldürdükten sonra denize attıkları arkadaşlarımız var. 39 tane de yaralımız vardı, gelişte bize 21 yaralınız var dediler. Bu konular, ilerleyen günlerde netleşecek. Bazı arkadaşlarımız, teslim olduktan sonra vuruldu. Sorguda da söyledim. Gazze'de bulunanlar Yahudi olsaydı ve onlara zulüm edenler de Müslüman olsaydı, yine bu yardım gemilerini yola çıkartırdık."
Savaş gemileri yardım etmediKendilerini takip eden bazı ülkelerin savaş gemilerinin yardımda bulunmadığını belirten Yıldırım, şunları söyledi: "1 yaşındaki çocuğun annesini esir aldılar. Anne ve babasını esir aldılar, çocuğa bakamayınca geri verdiler. Lazeri tutup, sonra vuruyorlardı. İngiliz vatandaşı bir kızımız bir yazı yazdı, onlara götürdü. Neredeyse vuracaklardı. İnsanlar tuvalet ihtiyacına gidemedi. Hep hakaret ettiler. Ellerinde silah vardı. Geminin ikinci katına aldılar, yerler ıslak, ellerimizi arkadan bağladılar. Bir kısmının önden bağlandı. 5 saate yakın işkence yaptılar. Maksatlı olarak helikopteri üstümüze getirip, döndürdüler. Helikopter denizden aldığı suyu üstümüze attı. Buz işkencesini gördük.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.