Anadolu'ya ne zaman gitsem, şehrin debdebesinden, güncellerin sıkıntısından uzaklaşıyorum.
Küçük ilçeler, uzak köyler ruhumu dinlendirici ilaç gibidir.
Kastamonu ilimizi çok duymuş fakat görmemiştim. Umduğumdan çok daha güzel buldum.
Anadolu'nun manevi mimarlarının varlığı, kokusu, izlerini gördüm.
1300 yıllarında gelen Abdülkadir Geylani'in torunu Abdulfettah-ı Veli, tasavvuf büyüklerinden Şeyh Şaban-ı Veli başta olmak üzere, türbelerde varlığımızın manevi terbiyesini, irşadını, ezkarını yayanları gördüm.
Köşe başlarında Türk'ün köşe taşlarını gördüm.
Vatan kutsalı için toprağa canları düşen şehit, gazinin, ecdadın her çizgisi tarih dolu simasını gördüm.
Yıkılmaz kaleler gördüm. Kurtuluş destanında, Nasrullah Camii kürsüsünden vaaz veren Mehmet Akif'in gayretini, fikirleri uyandıran nasihat ve ikazlarını yaşadım.
Çatalzeytin ilçesi şirin ve güzel. Şimdilik betona gömülmemiş.
Köyleri, yeşilin her çeşit tonunu içinde barındırıyor. Meyve ağaçları, bahçe kültürü Karadeniz zenginliğidir.
Köyde dinlediğim birkaç yaşanmış olayı not aldım.
Biri emekli şoför, yıllar önce öküz ve saban dönemlerinde köyleri dolaşan dürüst tüccarı anlatıyor:
O günlerde elinizde yumurta varsa veriyor yerine başka şeyler alıyorduk. Bir gün yumurta verip başka bir şey alacaktım. Öyle hürmetle karşılıyor, azizim diye söze başlıyor aman hak geçmesin hesap çetin diyordu. Ticaret yapar doğruluğu merhameti ile örnek olurdu.
Bir başkası anlattı:
O günlerde herkeste araba yok. Bir hanım doğum sancıları çekmeye başlamış komşudan araba istemişler. Komşu arabasını vermiş. Hastaneden dönmüş ve komşuya arabayı teslim etmişler. Koltuk üzerine bir miktar para bırakmışlar. Ertesi gün komşu parayı bırakanın çocuğunu görür. Çağırır ve ona o parayı harçlık verir. Babası, komşu niye öyle yaptın deyince, ne demek böyle durumda iyilik yapmayacağım da ne zaman yapacağım, cevabını verir.
Bir diğeri "bu topraklarda fakirlik olmazdı" dedi. Hep büyük şehir diyorlar.
Öyle deyince aklıma üstadımız Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in yıllardır söylediği kalkınma projeleri geldi. İnşaallah insanımız görür. Türk'ün otağına, diyarına, vatanına yakışan budur.
Kastamonu kendisine has şivesiyle, köklü tarihi, doğal kaynakları, yemekleriyle gezilip görülmesi gereken şehirlerimizden.
Atatürk'ün şapka inkılâbını duyurduğu yer. Atatürk şapka altında evliya. Asıl derdi medeni kıyafet, zerafet, şahsiyeti gösteren büyüklük. Derdi kıymet aşkıdır. Dünya önünde en iyi markalar ile giyinen vatan evlatlarını gören Atatürk, sevinmektir.
Atatürk aydınlığına çok ihtiyacımız var.
Maşallah barekellah. Köylünün ikramı, misafirperverliği, içtenliğini görünce umutlarım yeşerdi.
Yine Anadolu'dan mı geliş olacak?
Evet. Hoş gelişler olsun. Köylerimiz şehirlerimiz huzur dolsun.
Yüksek rakımlı bir köy mescidinde Ehl-i Beyt levhalarına baktım. Bizim cami ve mescidlerimizde hep vardır.
Türk'ün şeref ve kıymetinin tacı bu sevdadır. Horasan erenleri, demir çarıklılar, gönül dostlarının himmetleri, manevi yardımları bu topraklardadır. Hızır yardımı buralardadır. Ahlak yüceliği, adamlığı buralardadır. Bir yudum süt ikram beklentisi buralardadır. Acaba kaçıp gidenler neleri geride bıraktı. Kaçıp gitmesine sebep olan siyasiler neleri yıktı.
Yaşlı bir ailenin ısrarla bahçesine misafir olduk. Bir tabak İncir ikramı bütün yazılanlara, temenni ve dualara bedel...
- Kulluğun gerçek tarifi / 06.05.2021
- Asli ihtiyaçlar / 30.04.2021
- Mecnun’un Leylası / 29.04.2021
- Rahman Suresi-II / 21.04.2021
- Rahman Suresi / 19.04.2021
- 14 Nisan / 15.04.2021
- İmam Muhammed Et-Takî’nin (a.s) Öğütleri / 14.04.2021
- Sağlam kale Ehl-i Beyt / 12.04.2021
- Bizi deryaya salan / 08.04.2021



























































































