İyi, kötü, hayırlı, hayırsız, güzel, çirkin…
Sürekli fiiller işliyoruz.
Sürekli bir hal, oluş içerisindeyiz.
O halde her fiil, muhatabı ile kaimdir!
İyi, iyi insanın amelidir, o halde iyi, iyi insan ile kaimdir.
Helal, kazancına helal ölçüleri getiren insan ile kaimdir.
Hak ise ancak hakka inanan insan ile kaimdir.
İşin merkezinde her zaman kabul sahibi insanın asaleti ve feraseti vardır.
O halde kabullerimizi gözden geçirmemiz lazımdır!
Neye ne için ne zaman ne şekilde inanıyoruz da böyle bir birey ve toplum yapısı meydana getirdik!
Yönelmelerimiz kabullerimizin, kabullerimiz ise inancımızın veya inanışımızın eseridir!
Hiç şüphesiz insan sosyal bir varlıktır.
Sosyal olması hasebiyle insan diyalog, istişare ehlidir.
Takdiri ilahi insanda böyle tecelli etmiştir.
İstişare nedir?
İstişare bazen sormak, bazen cevap vermek bazen da susmaktır!
İstişare bazen tohuma toprak, bazen toprağa tohum olmaktır!
İstişare bazen aramak ya da aramaya vesile olmak, bazen bulmak veya bulmaya vesile olmaktır!
İstişare, ehlinin dilinde ve gönlün mekân bulur!
Kişinin, kişiliğin, toplumun veya bir işin ahengini istişare belirler.
Her meseleyi istişare ile çözmek veya zenginleştirmek Peygamber efendimizin sünneti ise de özüne bakarsak Sünnetullahtır!
Mesela Hz. Allah, insanı yaratacağı hususunda melekleri ile istişare ediyor!
Onlara danışmıyor ya da müsaade istemiyor!
İstişare ediyor, beyan ediyor, ilan ediyor!
Sonra, Peygamberleri ile istişareler yapıyor!
İyiye ve kötüye meyyal olan insanı, hakka, birliğe ve beraberliğe davet görevini verdiği tüm peygamberleri ile bu işin esasını ve usulünü ortaya koyuyor!
İstişareler yapıyor!
Sonra Peygamberler ümmeti ile istişareler yapıyor!
Onlara müjdeliyor, uyarıyor, sakındırıyor…
O halde istişare etmek, sünnet ve Sünnetullahtır!
İstişaresiz alınan her karar, atılan her adım, küçük adımlarla uzun mesafeler kat etmek olur ki, bu insanı çok yorar!
Bu yorgunluklar zamanla yerini bıkkınlığa, hedefinden şaşmaya veya amacından sapmaya sebebiyet verir ki, şu anda karşımızda duran yorgun, bitkin, bıkkın bir toplumun tarifi tam da budur.
O halde deriz ki, her meselemizi ehli beytin anıldığı, ehli kâmillerin ocağında, arifler olarak istişareler yapalım.
Kendimizi, ailemizi ve tüm sevdiklerimizi bu ahlak ile ahlaklandırmaya gayret edelim.
Bu adresler ise asla sır değildir, aşikardır.
Mevlana'ın dediği gibi, "bulanlar ancak arayanlardır."
- Davet / 03.06.2024
- Algı yönetimi / 04.05.2023
- Küçülen insanı yüceltmek! / 09.04.2022
- Empati / 07.04.2022
- ‘Baba’ devlet! / 05.04.2022
- Her doğum bir tecellidir! / 01.04.2022
- Sözüm esnaf kesimine! / 28.01.2022
- İlm-i siyaset’te laiklik! / 18.09.2021
- Özgürlük mü esaret mi? / 11.09.2021