İmam Kazım’ın gaybı bilmesi ve kerametleri
Gaybı bilmesi ve diğer kerametleri, İmam Kâzım’ın etrafındaki yârenlerinin gönlünü tam kazanmak için kullandığı yöntemlerdendir
Hasan Parlak





Bu kerametler, hak olan İmam'ı işaret etmekteydi. İddiada bulunanlarda ise böyle üstünlükler görmek asla mümkün olamazdı. Halk, bu hâlleri birbiri ile karşılaştırarak, hak İmam'ın etrafında kenetleniyordu.
Hâlid b. Necid anlatıyor: "İmam Mûsâ'ya dedim ki: 'Bazı arkadaşlarımız Kûfe'den geldiler ve Mufaddal'ın çok şiddetli ağrılar çektiğini haber verdiler. İmam'a, onun için Allah'a dua et, diye buyuruyorlardı.'
İmam Kâzım (a.s.), 'Artık ağrıları dinmiş ve rahata ermiştir (ölmüştür)' buyurdu.
Bu konuşma, Mufaddal'ın ölümünden üç gün sonraya denk gelen bir zamanda gerçekleşmişti."
Tıpkı İmam Ca'fer Efendimizde görüldüğü gibi, İmam Kâzım'da da farklı dilleri konuşma kerameti zuhûr etmiştir.
"İshak b. Ammar, Mûsâ b. Ca'fer'in evinde idi. O sırada bir adam yanına girmek için izin istedi. Hiç kimsenin duymadığı bir dilden konuşuyordu. Kuş diline benzer bir şeyler söylüyordu.
İmam Kâzım, onunla aynı dilden konuştu. Adamın bütün soruları tamamlanıncaya kadar böyle devam etti. Sonra oradan çıkıp gitti. Dedim ki: 'Bu dili daha önce hiç duymamıştım.'
Buyurdu ki: 'Bu Çinlilerin diliydi ama bütün Çinliler bu dili konuşmazlar.'
Sonra şöyle dedi: 'Onun diliyle konuşmama şaşırdın mı?'
'Evet' dedim.
'Sana, ondan daha şaşırtıcı olanını haber vereyim. İmam kuş dilini, bütün canlıların dillerini bilir. İmam'a hiçbir şey gizli olmaz' buyurdu."
İmam Kâzım'ın farklı dilleri konuşabildiği ile ilgili başka bir rivâyet de şöyledir: Ebû Hamza'dan şöyle rivâyet edilir:
"Bir gün Ebû'l-Hasan Mûsâ'nın yanındaydım. Birden içeri onun için Habeşistan'dan satın alınmış otuz köle girdi. İçlerinden bir delikanlı -ki güzel biriydi- anlamadığım bir dilde bir şeyler söyledi.
İmam Mûsâ Kâzım onun dili ile ona karşılık verdi. Delikanlı ve oradaki herkes şaşırdı. Onun, dillerini anlamadığını sanıyorlardı. İmam Mûsâ, ona dedi ki: 'Ben sana bir miktar para vereceğim. Sen, onlardan her birine otuz dirhem ver.'
Dışarı çıkarlarken birbirlerine şöyle diyorlardı. 'Bu adam bizim dilimizi bizden daha iyi konuşuyor. Bu, Allah'ın bize bahşettiği bir nimettir.'
Onlar çıktıktan sonra dedim ki: 'Ey Resûlullah'ın oğlu! Şu Habeşlilerle onların dilleri ile konuştuğunu gördüm.'
'Evet' dedi.
'Diğerlerine değil de sadece o delikanlıya bir şeyler emrettin, öyle mi?'
'Evet, arkadaşlarına iyi davranmasını emrettim, her birine ayda otuz dirhem vermesini istedim. Çünkü o çocuk konuştuğu zaman, onların en bilgilisi olduğu anlaşıldı. Onların krallarının oğluydu. Ben de onu lider yaptım. İhtiyaç duydukları şeyleri karşılama görevini ona verdim. Bunun yanında o doğru sözlü bir çocuktur.'
Sonra, 'Belki de onlarla Habeşçe konuşmama şaşırmışsındır, şaşırma, benim sana gizli olan özelliklerim bundan çok daha şaşırtıcıdır' buyurdu.
ALLAH'TAN ÇOK AF DİLEMESİ
İbrahim bin Ebi'l-Bilad diyor ki: "İmam Mûsâ bin Ca'fer (a.s.) bana buyurdu ki: 'Ben her gün Allah-u Teâlâ'dan beş bin kez mağfiret diliyorum.'
İmam benim şaşırdığımı görünce, Beş bin kez mağfiret dilemek çok mudur?' diye buyurdular."
Seyyid bin Tavus rivâyet etmektedir: "İmam Mûsâ bin Ca'fer (a.s.) geceyi sehere kadar sürekli mağfiret dilemekle geçirirdi."
HAPŞIRILDIĞINDA OKUNACAK DUANIN MÂNÂSI
Sâlih b. Ebû Hammad, rivâyet eder: "Âlim'e (Mûsâ b. Ca'fer aleyhisselâm) hapşırmayı ve hapşırdıktan sonra, 'Elhamdülillah' demenin sebebini sordum.
'Bedenin sıhhati ve organlarının selâmeti ile ilgili olarak Allah Azze ve Celle'nin kula bahşettiği birçok nimet vardır.
Kul, bu nimetleri bahşeden Allah'ı unutur. Bunu unuttuğu zaman Allah rüzgâra bedenine girmesini ve burnundan çıkmasını emreder. Bu yüzden kul Allah'a hamd eder. Hamd etmesi unuttuğuna karşılık şükretmesi anlamına gelir' buyurdu."
İMAM MÛSÂ KÂZIM'IN İLMİNİ, BABASI İMAM CA'FER ÖVMÜŞTÜR
İmam Ca'fer Sâdık (a.s.) yerine geçecek oğlu Mûsâ için şunları buyurmuştu:
"Şu benim oğluma Mushaf'ın iki kapağı arasında olan neyi sorarsan sor, sana büyük bir ilim vâkıflığı ile cevap verecektir.
Onun yanında hikmet ilmi, derin bir anlayış ve cömertlik konusunda, insanların dinleri ile ilgili olarak ihtilafa düştüklerinde ihtiyaç duydukları hususlara dâir bilgi vardır." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Musa Kazım eserinden)










































































