Sayın Başbakan sonunda bunu da yaptı.
Evet, Başbakan tuttu Suriye’deki ayaklanmayı Kerbelâ hadisesine benzetti. Kendince, ABD’nin “Arap Baharı”nı, yani, “Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi”ni yani Haçlı Ordusunu, yani çektikleri her tetiğin, düşürdükleri her Müslüman’ın İsrail’in Arz’ı Mevud duvarına konan bir tuğla olduğunu bile bile…
CIA ve MOSSAD ajanlarının eğittiği, silahlandırdığı, akıl verdiği isyancıları, Peygamber torunu Hz. Hüseyin (r.a.) ve evlatları ile aynı kefeye koydu.
Çok ayıp etti!
Allah-u âlem çok büyük günaha girdi.
Hiç Hz. Hüseyin (r.a.) hiç Haçlılarla birlikte olur mu? Hz. Hüseyin (r.a.) hiç tarih sahnesine çıktığı dakikadan itibaren Müslüman kanı döken, gencecik çocukların kollarını taşlarla kıran, liderlerini zehirleyen, evlerine, tarlalarına, ağaçlarına el koyan, ekinlerini yakan, sularını zehirleyen, üzerlerine hemen her gün misket bombaları yağdıran Siyonist Yahudilerle aynı safta durur mu? Hz. Hüseyin’e hangi güç Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanlığı’nı kabul ettirebilir? Çok talihsiz, çok uygunsuz bir benzetme oldu bu.
Düşünüyorum…
Bildiklerimi alt alta koyuyor, imanımın süzgecinden geçirmeye çalışıyorum. Elbette bir sonuca varıyorum amma o sonucu sizlerle paylaşmadan önce ortaya bir soru atıyorum.
Diyorum ki:
“- Hz. Hüseyin (r.a.) bugün sağ olsaydı Suriye’deki yaşanan olaylar karşısında hangi tarafta yer alırdı? CIA ve MOSSAD ajanlarının eğittiği silahlandırdığı, Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesini hayata geçirmek isteyen Diyalog’çuların safında mı yer tutardı?”
Her Türk evladı…
Her Müslüman bu sorunun cevabını doğru bir şekilde vermek zorundadır, çünkü bu imânı ile ilgili bir durumdur.
Denebilir ki:
“- Esad’ın tarafını da tutmazdı!”
Tamam, kabul…
Şimdi bir soru daha soralım:
“- Peki, Hz. Hüseyin (r.a.) bu akan kanlar karşısında hiçbir şey yapmadan bekler, Müslümanlar Haçlıların ve Siyonistlerin tuzağına düşmüş oldukları için birbirlerini katletmeye devam etsinler mi isterdi?”
Şüphesiz ki, hayır…
Haçlı ve Siyonistlerin yanında olmayacağı kesin… Onların Eş Başkanlarının çizgisinde davranmayacağı kesin…
Esad’la birlikte hareket edip etmeyeceği, şimdilik bilemeyeceğimiz bir hadise olmakla beraber, bu kanın akışına seyirci kalamayacağı da kesin…
Çünkü akan kan, Müslüman kanı…
O kanla karılan çamurdan üretilen tuğlalar Arzı Mevud’un yoluna döşenecek taşlar olacak çünkü…
O zaman…
Hz. Hüseyin’in iki tarafın arasına girerek, “Sizin aklınız başınızda mı, ne yaptığınızın farkında mısınız? Beni şehit etmeden, tanklarınız üzerimden geçmeden birbirinizin üzerine saldıramayacaksınız!” diyeceği de, kesin…
İşte Peygamber (s.a.v.) metodu bu.
Dert, “Vahdet”, başka bir şey değil..
Prof. Dr. Haydar Baş’ın Ehl-i Beyt adresi de bu değil mi?
Bırakın şucu buculuğu, ey Kıblesi, Kabesi, Kitabı, Peygamberi bir olan ve Allah(c.c.)’ın bizzat tertemiz ettiği Resulün Ehli Beyt’inin sevdalıları; kardeş olun daveti de, bu değil mi?
Evet, Başbakan tuttu Suriye’deki ayaklanmayı Kerbelâ hadisesine benzetti. Kendince, ABD’nin “Arap Baharı”nı, yani, “Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi”ni yani Haçlı Ordusunu, yani çektikleri her tetiğin, düşürdükleri her Müslüman’ın İsrail’in Arz’ı Mevud duvarına konan bir tuğla olduğunu bile bile…
CIA ve MOSSAD ajanlarının eğittiği, silahlandırdığı, akıl verdiği isyancıları, Peygamber torunu Hz. Hüseyin (r.a.) ve evlatları ile aynı kefeye koydu.
Çok ayıp etti!
Allah-u âlem çok büyük günaha girdi.
Hiç Hz. Hüseyin (r.a.) hiç Haçlılarla birlikte olur mu? Hz. Hüseyin (r.a.) hiç tarih sahnesine çıktığı dakikadan itibaren Müslüman kanı döken, gencecik çocukların kollarını taşlarla kıran, liderlerini zehirleyen, evlerine, tarlalarına, ağaçlarına el koyan, ekinlerini yakan, sularını zehirleyen, üzerlerine hemen her gün misket bombaları yağdıran Siyonist Yahudilerle aynı safta durur mu? Hz. Hüseyin’e hangi güç Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanlığı’nı kabul ettirebilir? Çok talihsiz, çok uygunsuz bir benzetme oldu bu.
Düşünüyorum…
Bildiklerimi alt alta koyuyor, imanımın süzgecinden geçirmeye çalışıyorum. Elbette bir sonuca varıyorum amma o sonucu sizlerle paylaşmadan önce ortaya bir soru atıyorum.
Diyorum ki:
“- Hz. Hüseyin (r.a.) bugün sağ olsaydı Suriye’deki yaşanan olaylar karşısında hangi tarafta yer alırdı? CIA ve MOSSAD ajanlarının eğittiği silahlandırdığı, Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesini hayata geçirmek isteyen Diyalog’çuların safında mı yer tutardı?”
Her Türk evladı…
Her Müslüman bu sorunun cevabını doğru bir şekilde vermek zorundadır, çünkü bu imânı ile ilgili bir durumdur.
Denebilir ki:
“- Esad’ın tarafını da tutmazdı!”
Tamam, kabul…
Şimdi bir soru daha soralım:
“- Peki, Hz. Hüseyin (r.a.) bu akan kanlar karşısında hiçbir şey yapmadan bekler, Müslümanlar Haçlıların ve Siyonistlerin tuzağına düşmüş oldukları için birbirlerini katletmeye devam etsinler mi isterdi?”
Şüphesiz ki, hayır…
Haçlı ve Siyonistlerin yanında olmayacağı kesin… Onların Eş Başkanlarının çizgisinde davranmayacağı kesin…
Esad’la birlikte hareket edip etmeyeceği, şimdilik bilemeyeceğimiz bir hadise olmakla beraber, bu kanın akışına seyirci kalamayacağı da kesin…
Çünkü akan kan, Müslüman kanı…
O kanla karılan çamurdan üretilen tuğlalar Arzı Mevud’un yoluna döşenecek taşlar olacak çünkü…
O zaman…
Hz. Hüseyin’in iki tarafın arasına girerek, “Sizin aklınız başınızda mı, ne yaptığınızın farkında mısınız? Beni şehit etmeden, tanklarınız üzerimden geçmeden birbirinizin üzerine saldıramayacaksınız!” diyeceği de, kesin…
İşte Peygamber (s.a.v.) metodu bu.
Dert, “Vahdet”, başka bir şey değil..
Prof. Dr. Haydar Baş’ın Ehl-i Beyt adresi de bu değil mi?
Bırakın şucu buculuğu, ey Kıblesi, Kabesi, Kitabı, Peygamberi bir olan ve Allah(c.c.)’ın bizzat tertemiz ettiği Resulün Ehli Beyt’inin sevdalıları; kardeş olun daveti de, bu değil mi?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hasan Demir / diğer yazıları
- Artık yeter! / 02.11.2015
- Artık yeter! / 28.09.2015
- Sandıktan ne çıkacak! / 21.09.2015
- Böyle milliyetçilik olur mu? / 12.09.2015
- AKP başımıza neler getirecek! / 11.09.2015
- Şehit ve gaziden korkanlar! / 07.09.2015
- Kripto Ermeniler! / 29.08.2015
- Atatürk sandıktan çıkmadı! / 24.08.2015
- Bu ne biçim üslup böyle! / 22.08.2015
- Asalet nerede? / 16.08.2015
- Artık yeter! / 28.09.2015
- Sandıktan ne çıkacak! / 21.09.2015
- Böyle milliyetçilik olur mu? / 12.09.2015
- AKP başımıza neler getirecek! / 11.09.2015
- Şehit ve gaziden korkanlar! / 07.09.2015
- Kripto Ermeniler! / 29.08.2015
- Atatürk sandıktan çıkmadı! / 24.08.2015
- Bu ne biçim üslup böyle! / 22.08.2015
- Asalet nerede? / 16.08.2015