Hz. Ali, Allah'tan bir buyruktur
İmam Zeynelabidin (a.s) buyurdu ki: "Allah'ın Kitabı'nda Ali'nin (a.s.) bir adı vardır ki onu bilmezler. Duymadın mı Allah'ın buyruğunu; 'Hacc?ı Ekber günü Allah'tan ve Peygamberinden insanlara bir ilandır bu' buyuruyor. O, (yani Hz. Ali) Allah hakkı için bir ilandır, bir buyruktur"
17.02.2016 00:00:00
Mâide suresinin, "Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki Allah öyle bir kavim getirecektir ki Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı vakarlıdırlar; Allah yolunda cihad ederler ve hiç kimsenin kınamasından korkmazlar. İşte bu Allah'ın dilediğine verdiği bir lutfudur. Allah'ın lutfu geniştir; O, her şeyi bilir. Sizin velîniz ancak Allah'tır, peygamberidir, bir de Allah'ın emrine boyun eğerek namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren müminlerdir. Kim Allah'ı, peygamberini ve iman edenleri velî edinirse bilsin ki Allah'tan yana olanlar mutlaka galip geleceklerdir" mealindeki 54?56. âyet?i kerimeleri, Hz. Emirü'l?Mü'minin Ali (a.s) ve O'na uyanlar hakkında nazil olmuştur.
Fahr?i Razi, 54?56. âyet?i kerimeleri, Hz. Emirü'l?Mü'minin Ali'nin (a.s) rükûdayken, mescide gelip Allah için bir şey isteyen yoksula, parmaklarındaki yüzüğü alması için ellerini uzatmaları, yoksulun da yüzüğü alması dolaysıyla, Hayber günü, sancağı Ali'ye vermeden önce Hz. Resul?i Ekrenm'in (s.a.a), "Yarın sancağı öyle bir kişiye vereceğim ki Allah ve Resûlü O'nu sever, O da Allah'ı ve Resûlünü sever" buyurduklarını, 54. âyet?i kerimede de aynı mealin bildirilmesi münasebetiyle ve her iki vecihle de bu âyetlerin Hz. Ali hakkında nazil olduğunu "Tefsir"inde bildirir. Sahabeden Ammar, Huzeyfe ve İbn?i Abbas, Ehl?i Beyt'ten beşinci ve altıncı imam, Muhammed Bâkır ve Ca'fer es?Sâdık (a.s) da âyet?i kerimeyi bu suretle tefsir buyururlar.
A'raf suresinin, "İki taraf arasında bir perde ve A'râf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki bunlar, henüz cennete girmedikleri halde (girmeyi) uman cennet ehline, 'Selâm size!' diye seslenirler. Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de, 'Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma!' derler. A'râf ehli, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: 'Ne topladığınız güç ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size bir yarar sağladı. Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?' (Bakın onlara ne deniyor:) Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz" mealindeki 46?49 ayet?i kerimelerindeki "A'raf erleri", Sa'lebi'nin, "Tefsir"inde, İbn?i Abbas'tan rivayetine göre Sırat'ın yüce bir yeri olan A'raf'ta duracak Ali, Abbas ve Hamza'dır (a.s); "Savaik" de bunu böyle kabul eder. (s.101).
Hasan Basri, elini dizine vurup, "Allah, onları Cennet ve Cehennem ehlini tanıtmak için oraya koymuştur. Onlar, bunları birbirinden ayırt edeler. And olsun ki şimdi şu evde de onlardan olanlar, belki de bizimle" demiştir.
Ehl?i Beyt imamlarına göre A'raf Erleri, Âl?i Muhammed'dir (a.s).
Tevbe suresinin, "Hacc?i Ekber günü, Allah'tan ve Peygamber'inden insanlara bir ilandır bu: Şüphe yok ki Allah ve Peygamberi, müşriklerden berîdir. Artık tevbe ederseniz bu daha hayırlıdır size..." mealindeki 3. ayet?i kerimesi, Hz. Ali (a.s) hakkında nazil olmuştur.
Suyûtî, ed?Dürrü'l? Mensur'unda, İmam Zeynelabdidin (a.s), "Allah'ın Kitabı'nda Ali'nin bir adı vardır ki onu bilmezler" buyurduğunu, "Nedir?" sorusuna da, "Duymadın mı Allah'ın buyruğunu; 'Hacc?ı Ekber günü Allah'tan ve Peygamberinden insanlara bir ilandır bu' buyuruyor. O, (yani Hz. Ali) Allah hakkı için bir ilandır, bir buyruktur" cevabını verdiğini Hakim b. Hamid'den tahric etmektedir.
Hz. Resûl?i Ekrem (s.a.a), hicretin dokuzuncu yılının sonlarında vahyedilen bu suredeki emre imtisalen, müşriklerin haccetmemelerini, Kâbe haremine mü'minlerden başkalarının girmemelerini, çıplak tavaf edilmemesini, muahedesi olanlara, müddetleri bitinceye dek dokunulmayacağını, böyle bir muahedelere, şartlara bağlanmamış olanların dört ay sonra koşulacak şartlara riayet etmelerinin gerekli olduğunu bildirmek üzere önce Ebu Bekir'i Mekke'ye göndermişlerdir, ardından, "Bunu, benim yahut bana mensup birinin iblağı gerek" buyurup Hz. Ali'yi (a.s) yollamışlar, Emirü'l?Mü'minin, Hz. Peygamber'in (s.a.a) devesine binmiş olarak halka, surenin başından on, bir rivayete göre de on üç ayet?i kerimeyi okuyup emri yerine getirmişlerdir.
Fahr?i Razi, 54?56. âyet?i kerimeleri, Hz. Emirü'l?Mü'minin Ali'nin (a.s) rükûdayken, mescide gelip Allah için bir şey isteyen yoksula, parmaklarındaki yüzüğü alması için ellerini uzatmaları, yoksulun da yüzüğü alması dolaysıyla, Hayber günü, sancağı Ali'ye vermeden önce Hz. Resul?i Ekrenm'in (s.a.a), "Yarın sancağı öyle bir kişiye vereceğim ki Allah ve Resûlü O'nu sever, O da Allah'ı ve Resûlünü sever" buyurduklarını, 54. âyet?i kerimede de aynı mealin bildirilmesi münasebetiyle ve her iki vecihle de bu âyetlerin Hz. Ali hakkında nazil olduğunu "Tefsir"inde bildirir. Sahabeden Ammar, Huzeyfe ve İbn?i Abbas, Ehl?i Beyt'ten beşinci ve altıncı imam, Muhammed Bâkır ve Ca'fer es?Sâdık (a.s) da âyet?i kerimeyi bu suretle tefsir buyururlar.
A'raf suresinin, "İki taraf arasında bir perde ve A'râf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki bunlar, henüz cennete girmedikleri halde (girmeyi) uman cennet ehline, 'Selâm size!' diye seslenirler. Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de, 'Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma!' derler. A'râf ehli, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: 'Ne topladığınız güç ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size bir yarar sağladı. Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?' (Bakın onlara ne deniyor:) Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz" mealindeki 46?49 ayet?i kerimelerindeki "A'raf erleri", Sa'lebi'nin, "Tefsir"inde, İbn?i Abbas'tan rivayetine göre Sırat'ın yüce bir yeri olan A'raf'ta duracak Ali, Abbas ve Hamza'dır (a.s); "Savaik" de bunu böyle kabul eder. (s.101).
Hasan Basri, elini dizine vurup, "Allah, onları Cennet ve Cehennem ehlini tanıtmak için oraya koymuştur. Onlar, bunları birbirinden ayırt edeler. And olsun ki şimdi şu evde de onlardan olanlar, belki de bizimle" demiştir.
Ehl?i Beyt imamlarına göre A'raf Erleri, Âl?i Muhammed'dir (a.s).
Tevbe suresinin, "Hacc?i Ekber günü, Allah'tan ve Peygamber'inden insanlara bir ilandır bu: Şüphe yok ki Allah ve Peygamberi, müşriklerden berîdir. Artık tevbe ederseniz bu daha hayırlıdır size..." mealindeki 3. ayet?i kerimesi, Hz. Ali (a.s) hakkında nazil olmuştur.
Suyûtî, ed?Dürrü'l? Mensur'unda, İmam Zeynelabdidin (a.s), "Allah'ın Kitabı'nda Ali'nin bir adı vardır ki onu bilmezler" buyurduğunu, "Nedir?" sorusuna da, "Duymadın mı Allah'ın buyruğunu; 'Hacc?ı Ekber günü Allah'tan ve Peygamberinden insanlara bir ilandır bu' buyuruyor. O, (yani Hz. Ali) Allah hakkı için bir ilandır, bir buyruktur" cevabını verdiğini Hakim b. Hamid'den tahric etmektedir.
Hz. Resûl?i Ekrem (s.a.a), hicretin dokuzuncu yılının sonlarında vahyedilen bu suredeki emre imtisalen, müşriklerin haccetmemelerini, Kâbe haremine mü'minlerden başkalarının girmemelerini, çıplak tavaf edilmemesini, muahedesi olanlara, müddetleri bitinceye dek dokunulmayacağını, böyle bir muahedelere, şartlara bağlanmamış olanların dört ay sonra koşulacak şartlara riayet etmelerinin gerekli olduğunu bildirmek üzere önce Ebu Bekir'i Mekke'ye göndermişlerdir, ardından, "Bunu, benim yahut bana mensup birinin iblağı gerek" buyurup Hz. Ali'yi (a.s) yollamışlar, Emirü'l?Mü'minin, Hz. Peygamber'in (s.a.a) devesine binmiş olarak halka, surenin başından on, bir rivayete göre de on üç ayet?i kerimeyi okuyup emri yerine getirmişlerdir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.