Abdullah b. Mes'ud şöyle demiştir: 'Öfkelendiği zaman, kişinin halîmliğini deneyiniz! Tamahkârlığı anında da emin olup olmadığını tecrübe ediniz, kişi öfkelenmediği zaman, hilmini nereden bileceksin? Tamah sahibi olmadığı zaman emin olduğunu nereden anlayacaksın!'
Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurur; "Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî, Cenâiz, 32) "Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Cenab-ı Hakk sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet hiç bir kimseye verilmemiştir" (Tirmizi, Birr, 76)."Hoşlanmadığın şeye sabretmende büyük fayda vardır" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 307) buyurmuştur.Ayrıca Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:"Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz; sabredenleri müjdele" (el-Bakara, 2/ 155).Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:"Mü'minin işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu özellik yalnız mü'mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır" (Riyâzüs-Sâlihin, 1, 54).Kıyamette "Şükredenler gelsin!" diye seslenilir. Onlar bir bayrak altında Cennete girer. Bunlar, darlık ve genişlikte, her hâlükârda Allahü teâlâya şükredenlerdir" (İ.Gazali).Vehb b. Münebbih şöyle dedi: "Küfrün dört rüknü vardır: Öfk, şehvet, ahmaklık, tamahkârlık (ve cimrilik)"..."Bir kimse, kendine verdiğim nimeti benden bilip kendinden bilmezse, nimetlerin şükrünü eda etmiş olur. Bir kimse de, rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmez ise, nimetin şükrünü eda etmemiş olur" (Hadisi Kudsi, İ.Gazali)Bir kişi Hz. Peygamber'e 'Hangi şey daha şiddetlidir?' diye sorunca cevap olarak şöyle buyurmuştur: 'Allah'ın gazabı!' Kişi 'Beni Allah'ın gazabından uzaklaştıran nedir?' deyince, Hz. Peygamber 'Öfkene hakim ol!' (İmam Ahmed). buyurdu.Resulullah (sav) buyurmuştur ki: "Bir kimse öfkelendiği zaman muhakkak cehenneme yaklaşır" (Bezzar, İbn Adîy).Denildi ki: "Öfkeden sakınınız! Çünkü sabur denilen acı maddenin balı bozduğu gibi, öfke de imanı bozar"... Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: "Kanaat eden, en çok şükredenlerden sayılır". (İbni Mace)
Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurur; "Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî, Cenâiz, 32) "Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Cenab-ı Hakk sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet hiç bir kimseye verilmemiştir" (Tirmizi, Birr, 76)."Hoşlanmadığın şeye sabretmende büyük fayda vardır" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 307) buyurmuştur.Ayrıca Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:"Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz; sabredenleri müjdele" (el-Bakara, 2/ 155).Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:"Mü'minin işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu özellik yalnız mü'mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır" (Riyâzüs-Sâlihin, 1, 54).Kıyamette "Şükredenler gelsin!" diye seslenilir. Onlar bir bayrak altında Cennete girer. Bunlar, darlık ve genişlikte, her hâlükârda Allahü teâlâya şükredenlerdir" (İ.Gazali).Vehb b. Münebbih şöyle dedi: "Küfrün dört rüknü vardır: Öfk, şehvet, ahmaklık, tamahkârlık (ve cimrilik)"..."Bir kimse, kendine verdiğim nimeti benden bilip kendinden bilmezse, nimetlerin şükrünü eda etmiş olur. Bir kimse de, rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmez ise, nimetin şükrünü eda etmemiş olur" (Hadisi Kudsi, İ.Gazali)Bir kişi Hz. Peygamber'e 'Hangi şey daha şiddetlidir?' diye sorunca cevap olarak şöyle buyurmuştur: 'Allah'ın gazabı!' Kişi 'Beni Allah'ın gazabından uzaklaştıran nedir?' deyince, Hz. Peygamber 'Öfkene hakim ol!' (İmam Ahmed). buyurdu.Resulullah (sav) buyurmuştur ki: "Bir kimse öfkelendiği zaman muhakkak cehenneme yaklaşır" (Bezzar, İbn Adîy).Denildi ki: "Öfkeden sakınınız! Çünkü sabur denilen acı maddenin balı bozduğu gibi, öfke de imanı bozar"... Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: "Kanaat eden, en çok şükredenlerden sayılır". (İbni Mace)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.