Ali GEDİK
Dünya hayatımızda önümüze çıkan sayısız imkânlar vardır. Bunlardan bazıları Allah'ın sevip seçtiği zaman dilimleridir. İşte üç aylar olarak şöhret bulan Recep, Şaban ve Ramazan ayları bunların en önemlileridir. Bu aylar bütünüyle kendilerine has faziletleri olmakla beraber, içlerinde bulunan bazı geceler münasebetiyle de ayrıca faziletli ve diğer aylardan üstündürler. Hatta Peygamber Efendimiz (sav) bu aylar hakkında: "Recep Allah'ın, Şaban Benim, Ramazan ümmetimindir" buyurmuşlardır. Başka bir hadis-i şeriflerinde de: "Recep ayının diğer aylara üstünlüğü, Kur'an'ın öteki kitaplara üstünlüğü gibidir. Şaban'ın diğer aylara üstünlüğü benim diğer peygamberlere üstünlüğüm gibidir. Ramazan'ın diğer aylara üstünlüğü, Allahu Teala'nın, yarattığı şeyleri üzerine üstünlüğü gibidir". Nitekim peygamberimiz bir duasında da Cenab-ı Hakk'a şöyle yalvardılar: "Allah'ım, bize Recep ve Şabanı mübarek eyle ve bereketli kıl; ve bizi Ramazan'a eriştir".
Regaib, Berat, Mirac ve Kadir gecesi gibi her biri ayrı bir fazilet, feyz, muhabbet, ve vuslat gecelerinin bu aylarda olmasının da çok hususi manası vardır.
Esasen bu aylar ve geceler hakkında, Rabb'imizin, Peygamber Efendimizin ve Ashabın iltifatları başlı başına bir kitap hacmindedir. Fakat yukarıya aldıklarımız, meselenin özünü aktardığından diğerlerini nakletmeye gerek görmüyoruz. Ancak Kadir Gecesi hakkında Cenab-ı Hakk'ın, "İçinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır" buyurduğunu belirtmeden geçmek de eksiklik olur.
Peki; gerek bütünüyle üç aylar olarak; ve gerekse içindeki son derce manalı, faziletli Kadir Gecesi'ni taşıması bakımından dinimiz ve insanımız için fevkalade bir "fırsat-ı ilahi" olarak idrak ettiğimiz Ramazan nasıl değerlendirilir? Şahsımız, ailemiz, cemiyetimiz, İslam alemi ve bütün insanlık için neler yapılır, neler yapılmaz bu ayda, kısaca değerlendirelim:
Şu anda bir Müslüman olarak imanımla, ibadetimle, ahlakımla hangi seviyedeyim; İhlas, samimiyet, hizmet, fedakârlık, gayret, feragat ve çile noktasında ne derece bir Müslüman'ım; şu anda ölüm vaki olsa akıbetim ne olabilir? vb soruların doğru cevabını mutlaka bulmalıyız. Hemen ardından Cenab-ı Hakk'a yönelerek her türlü günahımızdan, kusurumuzdan, hatamızdan; varsa isyanımızdan, nifakımızdan bizi kurtarıp bağışlaması için: "Ey Allah'ım, Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet" diye dua etmeliyiz, yalvarmalıyız, gözyaşı dökmeliyiz. Ayrıca yapmamız gerektiği halde yapmadıklarımızdan dolayı da günahkâr olduğumuzu asla unutmadan yine Rabb'imizin merhamet ve mağfiretine sığınmalıyız.
Bugün insanımız cidden mazlumdur. Bugün insanımız sadece maddi bakımından değil manen de mazlumdur. Fikren de, ahlaken de, itikaden de mazlumdur. Bugün Müslümanlar dünyanın dört bucağında mazlumdurlar. Bize en yakın mazlum olarak kendimizi kabul etmeli ve işe o en yakın mazlumdan yola çıkarak diğer bütün mazlumlara kanat gerelim. İnanmalıyız ki, inandırabilelim. Yaşamalıyız ki, yaşatabilelim. Kazanmalıyız ki, kazandırabilelim. Bizde olmalı ki, verebilelim. Aksi takdirde mazlumun elinden tutamayız. Aksi takdirde mazlumun âhından sakınamayız. Bugün çeşitli sebep ve bahanelerle inançları, ibadetleri, ahlakları, temel hak ve hürriyetleri ellerinden alınarak en büyük zulme maruz kalan milyonlarca mazlumun çilesinden, ıstırabından, sessiz feryadından haberdar olmamak da ayrı bir zulümdür. Böyle bir zulme iştirak etmek esasen bir insan için ciddi bir nasipsizliktir. Böyle bir akıbetten Allah'a sığınmak ve mazlumun âhını almamak bizim için şarttır.
Netice olarak; İslam'dan uzaklaştırılmak istenen insanımız, cemiyet halinde bütün olarak bir çöküntüye doğru gitmektedir. Gidiş, çöküş, fert planından tek tek de olsa cemiyet planından toplucadır. Dolayısıyla hizmetlerin de ferdiyetçilikten toplumculuğa dönüştürülmesi zaruridir. Bu bakımdan bir araya gelebilenler, üç aylarda özellikle idrak ettiğimiz Ramazan ayında daha çok bir ve beraber olmalıdırlar. Mazlumun âhı nasıl yakarsa, duası ve sevinci de öylece kurtarır, yüceltir. O halde geliniz, hep beraber bir seferberlik ilan edelim. Allah'a yönelme seferberliği yapalım. Bir gönül seferberliğine çıkalım. İnancımızı, ibadetimizi, ahlakımızı takviye edelim. Daha iyi bir Müslüman olalım.
Günahlarımızı, kusurlarımızı, yanlışlarımız terk edip yok edelim. Kötü alışkanlıklarımızdan kurtulalım. Her zaman için yeni, her zaman için doğru olanı yapalım. İslam'ı yaşayalım. Onu öğrenelim. Hayatımız ibadet olsun.
Dünya hayatımızda önümüze çıkan sayısız imkânlar vardır. Bunlardan bazıları Allah'ın sevip seçtiği zaman dilimleridir. İşte üç aylar olarak şöhret bulan Recep, Şaban ve Ramazan ayları bunların en önemlileridir. Bu aylar bütünüyle kendilerine has faziletleri olmakla beraber, içlerinde bulunan bazı geceler münasebetiyle de ayrıca faziletli ve diğer aylardan üstündürler. Hatta Peygamber Efendimiz (sav) bu aylar hakkında: "Recep Allah'ın, Şaban Benim, Ramazan ümmetimindir" buyurmuşlardır. Başka bir hadis-i şeriflerinde de: "Recep ayının diğer aylara üstünlüğü, Kur'an'ın öteki kitaplara üstünlüğü gibidir. Şaban'ın diğer aylara üstünlüğü benim diğer peygamberlere üstünlüğüm gibidir. Ramazan'ın diğer aylara üstünlüğü, Allahu Teala'nın, yarattığı şeyleri üzerine üstünlüğü gibidir". Nitekim peygamberimiz bir duasında da Cenab-ı Hakk'a şöyle yalvardılar: "Allah'ım, bize Recep ve Şabanı mübarek eyle ve bereketli kıl; ve bizi Ramazan'a eriştir".
Regaib, Berat, Mirac ve Kadir gecesi gibi her biri ayrı bir fazilet, feyz, muhabbet, ve vuslat gecelerinin bu aylarda olmasının da çok hususi manası vardır.
Esasen bu aylar ve geceler hakkında, Rabb'imizin, Peygamber Efendimizin ve Ashabın iltifatları başlı başına bir kitap hacmindedir. Fakat yukarıya aldıklarımız, meselenin özünü aktardığından diğerlerini nakletmeye gerek görmüyoruz. Ancak Kadir Gecesi hakkında Cenab-ı Hakk'ın, "İçinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır" buyurduğunu belirtmeden geçmek de eksiklik olur.
Peki; gerek bütünüyle üç aylar olarak; ve gerekse içindeki son derce manalı, faziletli Kadir Gecesi'ni taşıması bakımından dinimiz ve insanımız için fevkalade bir "fırsat-ı ilahi" olarak idrak ettiğimiz Ramazan nasıl değerlendirilir? Şahsımız, ailemiz, cemiyetimiz, İslam alemi ve bütün insanlık için neler yapılır, neler yapılmaz bu ayda, kısaca değerlendirelim:
Şu anda bir Müslüman olarak imanımla, ibadetimle, ahlakımla hangi seviyedeyim; İhlas, samimiyet, hizmet, fedakârlık, gayret, feragat ve çile noktasında ne derece bir Müslüman'ım; şu anda ölüm vaki olsa akıbetim ne olabilir? vb soruların doğru cevabını mutlaka bulmalıyız. Hemen ardından Cenab-ı Hakk'a yönelerek her türlü günahımızdan, kusurumuzdan, hatamızdan; varsa isyanımızdan, nifakımızdan bizi kurtarıp bağışlaması için: "Ey Allah'ım, Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet" diye dua etmeliyiz, yalvarmalıyız, gözyaşı dökmeliyiz. Ayrıca yapmamız gerektiği halde yapmadıklarımızdan dolayı da günahkâr olduğumuzu asla unutmadan yine Rabb'imizin merhamet ve mağfiretine sığınmalıyız.
Bugün insanımız cidden mazlumdur. Bugün insanımız sadece maddi bakımından değil manen de mazlumdur. Fikren de, ahlaken de, itikaden de mazlumdur. Bugün Müslümanlar dünyanın dört bucağında mazlumdurlar. Bize en yakın mazlum olarak kendimizi kabul etmeli ve işe o en yakın mazlumdan yola çıkarak diğer bütün mazlumlara kanat gerelim. İnanmalıyız ki, inandırabilelim. Yaşamalıyız ki, yaşatabilelim. Kazanmalıyız ki, kazandırabilelim. Bizde olmalı ki, verebilelim. Aksi takdirde mazlumun elinden tutamayız. Aksi takdirde mazlumun âhından sakınamayız. Bugün çeşitli sebep ve bahanelerle inançları, ibadetleri, ahlakları, temel hak ve hürriyetleri ellerinden alınarak en büyük zulme maruz kalan milyonlarca mazlumun çilesinden, ıstırabından, sessiz feryadından haberdar olmamak da ayrı bir zulümdür. Böyle bir zulme iştirak etmek esasen bir insan için ciddi bir nasipsizliktir. Böyle bir akıbetten Allah'a sığınmak ve mazlumun âhını almamak bizim için şarttır.
Netice olarak; İslam'dan uzaklaştırılmak istenen insanımız, cemiyet halinde bütün olarak bir çöküntüye doğru gitmektedir. Gidiş, çöküş, fert planından tek tek de olsa cemiyet planından toplucadır. Dolayısıyla hizmetlerin de ferdiyetçilikten toplumculuğa dönüştürülmesi zaruridir. Bu bakımdan bir araya gelebilenler, üç aylarda özellikle idrak ettiğimiz Ramazan ayında daha çok bir ve beraber olmalıdırlar. Mazlumun âhı nasıl yakarsa, duası ve sevinci de öylece kurtarır, yüceltir. O halde geliniz, hep beraber bir seferberlik ilan edelim. Allah'a yönelme seferberliği yapalım. Bir gönül seferberliğine çıkalım. İnancımızı, ibadetimizi, ahlakımızı takviye edelim. Daha iyi bir Müslüman olalım.
Günahlarımızı, kusurlarımızı, yanlışlarımız terk edip yok edelim. Kötü alışkanlıklarımızdan kurtulalım. Her zaman için yeni, her zaman için doğru olanı yapalım. İslam'ı yaşayalım. Onu öğrenelim. Hayatımız ibadet olsun.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.