Avrupa Birliği,beşinci genişlemesini de gerçekleştirdi. Sınırlarını Doğu Avrupa'dan Akdeniz'in içlerine kadar dayatan Birlik, yeni ülkelere yeni umutlar aşılayarak halkın sokaklara dökülmesine neden oldu.
Avrupa ile bütünleşmekten büyük sevinç duyan genç yaşlı insanlar kurtuluşa erdikleri gerekçesiyle hayatlarının kalan kısmında daha huzurlu ve daha müreffeh yaşam süreceklerini düşlüyorlar.
Birliğin üye sayısını 15'ten 25'e çıkaran yeni genişleme; Polonya, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Kıbrıs Rum Kesimi, Malta, Slovakya ve Slovenya'yı kapsıyor.
AB'nin yüzölçümü dörtte bir oranında artarken nüfusu da beşte bir oranında katlanarak 450 milyona dayandı.
Birliğin sandalye sayısı Haziran 2004'e kadar 626 olarak kalacak. Yeni katılım ile bu sayı 732 olacak.
Bu 10 ülkenin AB üyelikleri gerçekleşse de yönetim, yargı ve ekonomi alanında tamamlamaları gereken pek çok reform bulunuyor.
Sorun da bu noktada çıkıyor. Ve sürüyor.
Sorunlarını kendi içerisinde tam çözemeyen ve siyasal dengelerini tam olarak oturtamayan yeni ülkeler bundan sonra da büyük sorun teşkil edecek.
Almanya ve Fransa gibi lokomotif ülkeler katılımı tarihi bir olay olarak görseler de kendi içlerinde huzurun daha da bozulacağı tereddütlerini barındırıyorlar.
Almanya ve İngiltere'nin özellikle göçler konusunda derin endişeleri var. Türkiye'ye meydan okurcasına müdahil edilen Rumlar da karın ağrıtmaya devam edecekler.
Üyelik için ilk başvurusunu 1993'te yapan ve ekonomik kriterleri karşılayan Rum Yönetimi'den, önce Ada'nın bölünmüşlüğünün giderilmesi istenmişti. Kıbrıs Rum Yönetimi'ne en yakın ülkeler Türkiye'nin dışında Suriye, Lübnan, İsrail ve Mısır diğer bir değişle AB'nin sınırları Kıbrıs Rum kesiminin üyeliğiyle sorunlu Ortadoğu'ya dayandı bile.
Sorunlu olarak nitelendirilen ülkelere ve çatışma alanlarına sınırını dayayan Avrupa Birliği'nin asıl problemi bundan sonra içinden çıkılmaz bir hal alacak.
Birlik ülkelerinde yapılan kamuoyu yoklamaları da gösteriyor ki halkın büyük bir oranı yeni katılımın sancılı olacağı öngörüsünde.
Yeni katılan ülkelere umut olan Avrupa birliği hiç de umulduğu gibi değil.
Euro'nun istikrarı tam oturmuş değil, işsizlik sorunu her geçen gün artıyor. Gelir dağılımı bozulmuş durumda. Sosyal ve ekonomik alanlarda yapılan reformlar halkı tatmin etmiyor. Dış açıklar veriliyor,serbest rekabet kuralları çoğu kez işlemiyor.
Uyuşturucu trafiği kesilmiş değil. Aile kavramı dokusu yok. Gençlik kayıp durumda. Yaşlanan nüfus beslenemiyor...
Sorunlar uzayıp gidiyor.
Atlantik ötesi yorumların yüzde yetmişi AB'nin yakın süreçte dağılabileceği tezini işliyor.
1957'lerde ekonomik temelini kuran ve 1990'larda siyasal birliğini oturtarak 5'nci genişlemesini gerçekleştiren AB'nin 25 üye ile sorunları daha da artacak.
Avrupa ile bütünleşmekten büyük sevinç duyan genç yaşlı insanlar kurtuluşa erdikleri gerekçesiyle hayatlarının kalan kısmında daha huzurlu ve daha müreffeh yaşam süreceklerini düşlüyorlar.
Birliğin üye sayısını 15'ten 25'e çıkaran yeni genişleme; Polonya, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Kıbrıs Rum Kesimi, Malta, Slovakya ve Slovenya'yı kapsıyor.
AB'nin yüzölçümü dörtte bir oranında artarken nüfusu da beşte bir oranında katlanarak 450 milyona dayandı.
Birliğin sandalye sayısı Haziran 2004'e kadar 626 olarak kalacak. Yeni katılım ile bu sayı 732 olacak.
Bu 10 ülkenin AB üyelikleri gerçekleşse de yönetim, yargı ve ekonomi alanında tamamlamaları gereken pek çok reform bulunuyor.
Sorun da bu noktada çıkıyor. Ve sürüyor.
Sorunlarını kendi içerisinde tam çözemeyen ve siyasal dengelerini tam olarak oturtamayan yeni ülkeler bundan sonra da büyük sorun teşkil edecek.
Almanya ve Fransa gibi lokomotif ülkeler katılımı tarihi bir olay olarak görseler de kendi içlerinde huzurun daha da bozulacağı tereddütlerini barındırıyorlar.
Almanya ve İngiltere'nin özellikle göçler konusunda derin endişeleri var. Türkiye'ye meydan okurcasına müdahil edilen Rumlar da karın ağrıtmaya devam edecekler.
Üyelik için ilk başvurusunu 1993'te yapan ve ekonomik kriterleri karşılayan Rum Yönetimi'den, önce Ada'nın bölünmüşlüğünün giderilmesi istenmişti. Kıbrıs Rum Yönetimi'ne en yakın ülkeler Türkiye'nin dışında Suriye, Lübnan, İsrail ve Mısır diğer bir değişle AB'nin sınırları Kıbrıs Rum kesiminin üyeliğiyle sorunlu Ortadoğu'ya dayandı bile.
Sorunlu olarak nitelendirilen ülkelere ve çatışma alanlarına sınırını dayayan Avrupa Birliği'nin asıl problemi bundan sonra içinden çıkılmaz bir hal alacak.
Birlik ülkelerinde yapılan kamuoyu yoklamaları da gösteriyor ki halkın büyük bir oranı yeni katılımın sancılı olacağı öngörüsünde.
Yeni katılan ülkelere umut olan Avrupa birliği hiç de umulduğu gibi değil.
Euro'nun istikrarı tam oturmuş değil, işsizlik sorunu her geçen gün artıyor. Gelir dağılımı bozulmuş durumda. Sosyal ve ekonomik alanlarda yapılan reformlar halkı tatmin etmiyor. Dış açıklar veriliyor,serbest rekabet kuralları çoğu kez işlemiyor.
Uyuşturucu trafiği kesilmiş değil. Aile kavramı dokusu yok. Gençlik kayıp durumda. Yaşlanan nüfus beslenemiyor...
Sorunlar uzayıp gidiyor.
Atlantik ötesi yorumların yüzde yetmişi AB'nin yakın süreçte dağılabileceği tezini işliyor.
1957'lerde ekonomik temelini kuran ve 1990'larda siyasal birliğini oturtarak 5'nci genişlemesini gerçekleştiren AB'nin 25 üye ile sorunları daha da artacak.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005