Irak'ı İsrail adına ve petrol için işgal ve tarumar eden 'paralı' ABD askerleri, açıkça gazetecileri hedef almaya başladı. Savaşın başlangıcından bu yana, çoğu son bir hafta içinde olmak üzere, 11 gazeteci; Iraklı masum çocuklar, kadınlar ve dedeler gibi "bilinçli imha hareketinin" bir parçası olarak vurularak saf dışı bırakıldı. Gazetecilere yönelik "vahşi girişim" önceki gün rengini iyice belli etti. Çünkü o gün, işgalcilerin temel hedeflerinden biri "Bağdat'taki gelişmeleri bütün çıplaklığıyla tüm dünyaya aktaran" basın mensuplarıydı. Peki neden hedef seçilmişlerdi?
Öncelikle genel olarak ABD'de basına yaklaşımı aktarmak istiyorum...
Yıl 1980... Malum soğuk savaş yılları. Şimdi adına ancak tarih kitaplarında rastlanan bir zamanların ikinci süper gücü konumundaki Sovyetler Birliği'nden bir resmi heyet, Amerikalı meslektaşlarıyla müzakerelerde bulunmak üzere Washington'a gelir... Hepsi İngilizce'ye vakıftır. Washington sokaklarını dolaşırken bir gazete bayiine giderek, bütün gazetelerde birer nüsha alırlar. Başlarlar matbuatı incelemeye. Bakarlar ki, kendini "hür basının" merkezi telakki eden ve bütün dünyaya bunun propagandasını yapan ABD'de bütün gazeteler, devleti ilgilendiren temel meselelere aynı zihniyetle, aynı gözlükle bakmaktadır. Hayretten donakalırlar... Meseleyi ABD'li meslektaşlarına açarak, şu "tarihi ifadede" bulunurlar: "Bizler sizin başardığınız(!) bu durumu, ancak binlerce tank, top ve tüfek kullanarak elde edebiliyoruz. Siz bunu nasıl başarıyorsunuz?" El-Cevap: Sermayeyi hür bırakarak. Yani kapitalizm yoluyla...
ABD açısından değerlendirirsek, devlet petrol, silah gibi büyük sermayeyi destekliyor; büyük sermaye de 4 yılda bir yapılan seçimlerde iki partinin adaylarına milyonlarca dolar akıtarak kendine uygun bir başkan seçiyor. Aynı sermaye 'reklam' silahını kullanarak, kendi hedeflerine uygun bir 'medya' oluşturuyor. Döngü böylece sürüp gidiyor. ABD'de alternatif medya var mı? Elbette var... Mesela The Nation dergisi bunlardan biri. Ancak alternatif medyanın 'sesi' hakim medyanın gürültüsü içinde kaybolup gidiyor.
ABD'nin istediği gazeteci
Bu anekdottan sonra, gelelim ABD'nin Irak işgalinde nasıl bir medya istediğine... ABD Savunma Bakanlığı, nam-ı diğer Pentagon savaş öncesinde Amerikan medyasının önde gelen kurumlarından çok sayıda muhabire "savaşa özgü özel gazetecilik" dersleri verdi. Kısaca beyin yıkama seanslarıydı bunlar... Bu muhabirler savaşı Amerikan askerleriyle birlikte takip ediyorlar. Kameraları Amerikan tanklarında bulunuyor. Kullandıkları görüntüler, süzgeçten geçiriliyor. Özel bir adları da var: "Embedded correspondents". Kimi meslektaşlarımız bu kavramı Türkçe'ye "iliştirilmiş muhabir" olarak çevirdi. "Embedded" kelimesinin başka anlamları da var: Yerleştirilmiş, kafakol edilmiş... Anadolu tabiriyle "kapatma" muhabirler bunlar... Dünya halkları bu muhabirlerin geçtikleri haberlere iltifat etmiyor. Savaşın bütün sızısını, acısını, hüznünü görmek istiyor insanlar. Ki bir kez daha 'sapkın' liderler, insanlığı uçurumun kenarına getirmesinler... Amerikan askerleri Irak'ta öyle vahşet işliyor ki, 'kafaları yıkanmış, kafa kodları şifrelenmiş' kapatma muhabirler bile yaşananlara isyan ederek, 'alternatif haber' geçmeye başladılar. Sonuçta ABD haksız işgalde propaganda savaşını kaybetti. 5.8 milyar insanın gözünde "vahşi, haksız, ceberut, zalim" duruma düştüler.
Bağdat'ta gazeteciler
neden hedefti?
Peki ABD, yoğun bombardıman altında iki tankını Bağdat'ta gazetecilerin bulunduğu otelin hizasına niye soktu? Bunun tek cevabı var... Gazetecileri imha etmek için. Bu olaydan 4 saat önce de, Arap dünyasının iki sesi El-Cezire ile El-Arabiyye'nin Bağdat'taki büroları iki füzeyle yerle bir edilmişti. Bu saldırılardan birinde El-Cezire muhabiri Tarık Eyüb katledildi. Vahşi saldırının ardından kameraların karşısına geçen El-Cezire muhabiri, "ABD bizi taraf olarak seçti. Biz taraf değildik. Bu saldırıyı taammüden (kasten) yaptılar" dedi. Tarık Eyüb'ün son haberi de ilginçti. Bağdat sokaklarındaki halkla yaptığı röportajlarda Iraklılar "ABD'ye direneceklerini" büyük bir kararlılıkla vurguluyorlardı. Bağdat'taki gazeteciler, 21 gündür yoğun bombardıman altındaki kentte Irak halkının çektiği sıkıntıları dile getiriyorlar. Onlar aynı zamanda Irak halkının moral kaynağı. Ayrıca Irak hükümeti adına açıklamalarda bulunan Enformasyon Bakanı Es-Sahaf'ın "mesajlarını dünyaya" geçiyorlar. 1991'de olduğu gibi CNN ile dünyayı uyutamayan ABD, bu kez fena kızmıştı. Çünkü Es-Sahaf, her gün 120 medya organı vasıtasıyla Irak yönetiminin görüşlerini tüm dünyaya iletiyor, iletmekle kalmıyor "Paralı askerler, satılmışlar, hayvanlar" gibi Amerikalıları çıldırtan tabirler de kullanıyor. Amerikalılar açısından gazetecilerin imhası için bu yetmişti. Öyle de oldu... İşgalci İngiltere'nin ünlü haber ajansı Reuters'in muhabiri de hedefteydi. ABD'de dünya devleti peşinde. Kurmayı hedeflediği "totaliter, anti-demokratik, ceberut" devlette, "çatlak" ses istemiyor. Basın özgürlüğü vesaire hikaye... Ancak 6 milyar insan, 10 tane kişinin "kölesi" olmayacak. Bunu da bileler!
Öncelikle genel olarak ABD'de basına yaklaşımı aktarmak istiyorum...
Yıl 1980... Malum soğuk savaş yılları. Şimdi adına ancak tarih kitaplarında rastlanan bir zamanların ikinci süper gücü konumundaki Sovyetler Birliği'nden bir resmi heyet, Amerikalı meslektaşlarıyla müzakerelerde bulunmak üzere Washington'a gelir... Hepsi İngilizce'ye vakıftır. Washington sokaklarını dolaşırken bir gazete bayiine giderek, bütün gazetelerde birer nüsha alırlar. Başlarlar matbuatı incelemeye. Bakarlar ki, kendini "hür basının" merkezi telakki eden ve bütün dünyaya bunun propagandasını yapan ABD'de bütün gazeteler, devleti ilgilendiren temel meselelere aynı zihniyetle, aynı gözlükle bakmaktadır. Hayretten donakalırlar... Meseleyi ABD'li meslektaşlarına açarak, şu "tarihi ifadede" bulunurlar: "Bizler sizin başardığınız(!) bu durumu, ancak binlerce tank, top ve tüfek kullanarak elde edebiliyoruz. Siz bunu nasıl başarıyorsunuz?" El-Cevap: Sermayeyi hür bırakarak. Yani kapitalizm yoluyla...
ABD açısından değerlendirirsek, devlet petrol, silah gibi büyük sermayeyi destekliyor; büyük sermaye de 4 yılda bir yapılan seçimlerde iki partinin adaylarına milyonlarca dolar akıtarak kendine uygun bir başkan seçiyor. Aynı sermaye 'reklam' silahını kullanarak, kendi hedeflerine uygun bir 'medya' oluşturuyor. Döngü böylece sürüp gidiyor. ABD'de alternatif medya var mı? Elbette var... Mesela The Nation dergisi bunlardan biri. Ancak alternatif medyanın 'sesi' hakim medyanın gürültüsü içinde kaybolup gidiyor.
ABD'nin istediği gazeteci
Bu anekdottan sonra, gelelim ABD'nin Irak işgalinde nasıl bir medya istediğine... ABD Savunma Bakanlığı, nam-ı diğer Pentagon savaş öncesinde Amerikan medyasının önde gelen kurumlarından çok sayıda muhabire "savaşa özgü özel gazetecilik" dersleri verdi. Kısaca beyin yıkama seanslarıydı bunlar... Bu muhabirler savaşı Amerikan askerleriyle birlikte takip ediyorlar. Kameraları Amerikan tanklarında bulunuyor. Kullandıkları görüntüler, süzgeçten geçiriliyor. Özel bir adları da var: "Embedded correspondents". Kimi meslektaşlarımız bu kavramı Türkçe'ye "iliştirilmiş muhabir" olarak çevirdi. "Embedded" kelimesinin başka anlamları da var: Yerleştirilmiş, kafakol edilmiş... Anadolu tabiriyle "kapatma" muhabirler bunlar... Dünya halkları bu muhabirlerin geçtikleri haberlere iltifat etmiyor. Savaşın bütün sızısını, acısını, hüznünü görmek istiyor insanlar. Ki bir kez daha 'sapkın' liderler, insanlığı uçurumun kenarına getirmesinler... Amerikan askerleri Irak'ta öyle vahşet işliyor ki, 'kafaları yıkanmış, kafa kodları şifrelenmiş' kapatma muhabirler bile yaşananlara isyan ederek, 'alternatif haber' geçmeye başladılar. Sonuçta ABD haksız işgalde propaganda savaşını kaybetti. 5.8 milyar insanın gözünde "vahşi, haksız, ceberut, zalim" duruma düştüler.
Bağdat'ta gazeteciler
neden hedefti?
Peki ABD, yoğun bombardıman altında iki tankını Bağdat'ta gazetecilerin bulunduğu otelin hizasına niye soktu? Bunun tek cevabı var... Gazetecileri imha etmek için. Bu olaydan 4 saat önce de, Arap dünyasının iki sesi El-Cezire ile El-Arabiyye'nin Bağdat'taki büroları iki füzeyle yerle bir edilmişti. Bu saldırılardan birinde El-Cezire muhabiri Tarık Eyüb katledildi. Vahşi saldırının ardından kameraların karşısına geçen El-Cezire muhabiri, "ABD bizi taraf olarak seçti. Biz taraf değildik. Bu saldırıyı taammüden (kasten) yaptılar" dedi. Tarık Eyüb'ün son haberi de ilginçti. Bağdat sokaklarındaki halkla yaptığı röportajlarda Iraklılar "ABD'ye direneceklerini" büyük bir kararlılıkla vurguluyorlardı. Bağdat'taki gazeteciler, 21 gündür yoğun bombardıman altındaki kentte Irak halkının çektiği sıkıntıları dile getiriyorlar. Onlar aynı zamanda Irak halkının moral kaynağı. Ayrıca Irak hükümeti adına açıklamalarda bulunan Enformasyon Bakanı Es-Sahaf'ın "mesajlarını dünyaya" geçiyorlar. 1991'de olduğu gibi CNN ile dünyayı uyutamayan ABD, bu kez fena kızmıştı. Çünkü Es-Sahaf, her gün 120 medya organı vasıtasıyla Irak yönetiminin görüşlerini tüm dünyaya iletiyor, iletmekle kalmıyor "Paralı askerler, satılmışlar, hayvanlar" gibi Amerikalıları çıldırtan tabirler de kullanıyor. Amerikalılar açısından gazetecilerin imhası için bu yetmişti. Öyle de oldu... İşgalci İngiltere'nin ünlü haber ajansı Reuters'in muhabiri de hedefteydi. ABD'de dünya devleti peşinde. Kurmayı hedeflediği "totaliter, anti-demokratik, ceberut" devlette, "çatlak" ses istemiyor. Basın özgürlüğü vesaire hikaye... Ancak 6 milyar insan, 10 tane kişinin "kölesi" olmayacak. Bunu da bileler!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Recep Bahar / diğer yazıları
- ABD harika bir ekonomiye mi sahip? / 14.08.2018
- Ne yapmalı? / 13.08.2018
- Komşunla kavga et uzaklarda pazar ara! / 02.02.2016
- Diyarbakır'da kilise-ev faktörü! / 01.02.2016
- Çin ekonomisi alarm mı veriyor? / 20.01.2016
- Büyük İsrail yolunda sıra İran'da / 19.01.2016
- Terör Sultanahmet bölgesini sıfırla çarptı / 15.01.2016
- Sultanahmet'in şifreleri / 13.01.2016
- Türkiye ile Suudi Arabistan ne zaman papaz olacak? / 09.01.2016
- Ekonomik çöküşü bir de buradan seyredin / 05.01.2016
- Ne yapmalı? / 13.08.2018
- Komşunla kavga et uzaklarda pazar ara! / 02.02.2016
- Diyarbakır'da kilise-ev faktörü! / 01.02.2016
- Çin ekonomisi alarm mı veriyor? / 20.01.2016
- Büyük İsrail yolunda sıra İran'da / 19.01.2016
- Terör Sultanahmet bölgesini sıfırla çarptı / 15.01.2016
- Sultanahmet'in şifreleri / 13.01.2016
- Türkiye ile Suudi Arabistan ne zaman papaz olacak? / 09.01.2016
- Ekonomik çöküşü bir de buradan seyredin / 05.01.2016
























































































