Friedman; kişilerin ellerinde tutmayı düşündükleri para miktarını istikrarlı bir büyüklük olarak görür.
Piyasaların kendi içinde dengeye geleceği düşüncesinden hareketle Friedman; "Üretim faktörlerini devreye koyacak para miktarı, üretim neticesinde elde edilen mal ve hizmetlerin değeri kadar tüketim oluşturur" fikrini savunmuştur. Bu düşüncenin neticesi olarak piyasalardaki para miktarında meydana gelen artışların fiyat artışlarına sebep olacağı sonucuna varmıştır.
Bu anlayışın reel ekonomiye yararı yokParanın yansız olduğunu iddia eden bu anlayış, piyasaya, parasal büyüklükleri değiştirerek yapılan müdahalelerin reel ekonomiye hiçbir fayda vermeyeceğini, aksine birçok dengesizliği de beraberinde getireceğini ifade etmiştir.Türkiye'de uygulanan para politikası bu anlayışa örnek olarak gösterilebilir.İşin ilginç tarafı, Friedman yaptığı ampirik çalışmalar sonucu geçmiş yıllarla ilgili yaptığı analizlerde, para miktarı ile milli gelir arasında bir ilişkinin olduğunu görerek, en mantıklı para politikasının büyüyen ekonomilerde belli bir sabitlikte emisyon hacmini arttırmak olduğunu tavsiye etmiştir.
Keynes'in görüşü de aynı kapıya çıkıyorKeynes modeli ise spekülasyon sebebi ile paranın talep edilebileceğini ifade etmiş, paranın değer saklama (tasarruf) özelliğine dikkat çekmiştir. Aktif bir para politikasını savunduğu iddia edilen Keynes, para miktarını arttırarak piyasa faizlerini düşürüp eksik olan talebi devreye sokmayı tavsiye etmiştir. Keynes, çözümü faizle alınan borç para ile kamu harcamalarının desteklenmesi olarak görür. Görünüşte birbirinden farklı gibi gözükse de aslında bu iki anlayışın temel yaklaşımları aynıdır. Her iki görüş, serbest bırakılan piyasaların kendiliğinden ekonomik dengeye ulaşacağına inanmakla birlikte, Keynes reel dünyada insanların spekülasyon amacı ile de para talep edeceğini bu talebin ise ekonomideki dengeyi tüketim azalması yönünde bozacağını ifade etmektedir. Faiz oranları üzerinden tüketim miktarının değişebileceğini, bunun da üretimi değiştirebileceğini ifade etmiştir.Dikkat edilirse aktif para politikasını savunduğunu söyleyen Keynes modeli, aktiflikten kastettiği faiz oranlarını değiştirerek tüketim hacmi üzerinde oynanmasından başka bir şey değildir. Oysa faiz oranlarının fiyatları üzerindeki etkisi tüketme kabiliyetini yitirmiş insanlar için hiçbir şey ifade etmemektedir. Teoride piyasadaki para miktarını arttırıp faiz oranlarını düşürmeyi tavsiye eden Keynes modelinin uygulayıcıları, gerçek hayatta çok farklı bir yaklaşım içerisine girerek faizle alınan borç paralar ile kamu harcamalarını arttırma yoluna gitmişlerdir. Bir ülkenin kamu harcamalarını faizli para ile artırması, tefecilere her ay düzenli olarak faiz ödemesi manasına gelir.
Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş
MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLERProf. Dr. F.R. Grabau / Magdeburg Üniversitesi, Almanya:Alternatifi olmayan model yahut tek alternatif modelMilli Ekonomi Modeli alternatifsiz olarak gösterilen Liberal ekonomilere önemli bir karşı duruş ortaya koymuştur. Prof. Dr. Baş'ın modeli, alternatifi olmayan tek modeldir, yahut tek alternatif modeldir. MEM, çıkmaz sokakları geriye çevirebilir. Almanya'da sosyal harcamalar bütçenin % 18'idir. Almanya'nın sosyal harcamaları yetersizdir. Konumumuzu korumaya çalışıyoruz, ama bu mümkün gözükmüyor. Almanya yüksek vergiler konusunda lider. Mali kurumlar güçlü vergi sistemini savunmaktadır. Halbuki MEM'de sosyal devlet projeleri çerçevesinde vatandaşa kaynak aktarılması doğrudur. Prof. Dr. Baş'ın, sosyal devlet kavramıyla dar gelirli vatandaşlara para aktarmayı önermesi bence çok yerinde bir teşhistir. Belirli bir gelirin altındakilerden vergi alınmamasını da destekliyorum. Prof. Dr. Haydar Baş, çarpıcı eseri "Milli Ekonomi Modeli" ile devletlerin dış boyunduruğa girmeden kendi gücüyle nasıl ayakta durabileceğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Milli Ekonomi Modeli tezi kimseyi hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Almanya için de modelin sahibinden yardım istememiz gerekeceği kanaatindeyim. Model, yalnızca Türk vatandaşlarına karşı değil, tüm dünya insanlarına karşı sorumluluk taşıyor. Bu yeni bakış açısını bütün kalbimle destekliyorum.
Piyasaların kendi içinde dengeye geleceği düşüncesinden hareketle Friedman; "Üretim faktörlerini devreye koyacak para miktarı, üretim neticesinde elde edilen mal ve hizmetlerin değeri kadar tüketim oluşturur" fikrini savunmuştur. Bu düşüncenin neticesi olarak piyasalardaki para miktarında meydana gelen artışların fiyat artışlarına sebep olacağı sonucuna varmıştır.
Bu anlayışın reel ekonomiye yararı yokParanın yansız olduğunu iddia eden bu anlayış, piyasaya, parasal büyüklükleri değiştirerek yapılan müdahalelerin reel ekonomiye hiçbir fayda vermeyeceğini, aksine birçok dengesizliği de beraberinde getireceğini ifade etmiştir.Türkiye'de uygulanan para politikası bu anlayışa örnek olarak gösterilebilir.İşin ilginç tarafı, Friedman yaptığı ampirik çalışmalar sonucu geçmiş yıllarla ilgili yaptığı analizlerde, para miktarı ile milli gelir arasında bir ilişkinin olduğunu görerek, en mantıklı para politikasının büyüyen ekonomilerde belli bir sabitlikte emisyon hacmini arttırmak olduğunu tavsiye etmiştir.
Keynes'in görüşü de aynı kapıya çıkıyorKeynes modeli ise spekülasyon sebebi ile paranın talep edilebileceğini ifade etmiş, paranın değer saklama (tasarruf) özelliğine dikkat çekmiştir. Aktif bir para politikasını savunduğu iddia edilen Keynes, para miktarını arttırarak piyasa faizlerini düşürüp eksik olan talebi devreye sokmayı tavsiye etmiştir. Keynes, çözümü faizle alınan borç para ile kamu harcamalarının desteklenmesi olarak görür. Görünüşte birbirinden farklı gibi gözükse de aslında bu iki anlayışın temel yaklaşımları aynıdır. Her iki görüş, serbest bırakılan piyasaların kendiliğinden ekonomik dengeye ulaşacağına inanmakla birlikte, Keynes reel dünyada insanların spekülasyon amacı ile de para talep edeceğini bu talebin ise ekonomideki dengeyi tüketim azalması yönünde bozacağını ifade etmektedir. Faiz oranları üzerinden tüketim miktarının değişebileceğini, bunun da üretimi değiştirebileceğini ifade etmiştir.Dikkat edilirse aktif para politikasını savunduğunu söyleyen Keynes modeli, aktiflikten kastettiği faiz oranlarını değiştirerek tüketim hacmi üzerinde oynanmasından başka bir şey değildir. Oysa faiz oranlarının fiyatları üzerindeki etkisi tüketme kabiliyetini yitirmiş insanlar için hiçbir şey ifade etmemektedir. Teoride piyasadaki para miktarını arttırıp faiz oranlarını düşürmeyi tavsiye eden Keynes modelinin uygulayıcıları, gerçek hayatta çok farklı bir yaklaşım içerisine girerek faizle alınan borç paralar ile kamu harcamalarını arttırma yoluna gitmişlerdir. Bir ülkenin kamu harcamalarını faizli para ile artırması, tefecilere her ay düzenli olarak faiz ödemesi manasına gelir.
Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş
MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLERProf. Dr. F.R. Grabau / Magdeburg Üniversitesi, Almanya:Alternatifi olmayan model yahut tek alternatif modelMilli Ekonomi Modeli alternatifsiz olarak gösterilen Liberal ekonomilere önemli bir karşı duruş ortaya koymuştur. Prof. Dr. Baş'ın modeli, alternatifi olmayan tek modeldir, yahut tek alternatif modeldir. MEM, çıkmaz sokakları geriye çevirebilir. Almanya'da sosyal harcamalar bütçenin % 18'idir. Almanya'nın sosyal harcamaları yetersizdir. Konumumuzu korumaya çalışıyoruz, ama bu mümkün gözükmüyor. Almanya yüksek vergiler konusunda lider. Mali kurumlar güçlü vergi sistemini savunmaktadır. Halbuki MEM'de sosyal devlet projeleri çerçevesinde vatandaşa kaynak aktarılması doğrudur. Prof. Dr. Baş'ın, sosyal devlet kavramıyla dar gelirli vatandaşlara para aktarmayı önermesi bence çok yerinde bir teşhistir. Belirli bir gelirin altındakilerden vergi alınmamasını da destekliyorum. Prof. Dr. Haydar Baş, çarpıcı eseri "Milli Ekonomi Modeli" ile devletlerin dış boyunduruğa girmeden kendi gücüyle nasıl ayakta durabileceğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Milli Ekonomi Modeli tezi kimseyi hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Almanya için de modelin sahibinden yardım istememiz gerekeceği kanaatindeyim. Model, yalnızca Türk vatandaşlarına karşı değil, tüm dünya insanlarına karşı sorumluluk taşıyor. Bu yeni bakış açısını bütün kalbimle destekliyorum.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.