Hindistan'ın Bombay kentindeki Sosyal Forum'dan sonra Suudi Arabistan'da Cidde Ekonomik Forumu gerçekleştirildi.
Başta ekonomik sorunlar olmak üzere tüm siyasal konular bu forumlarda masaya yatırıldı. Geniş yelpazede konuların irdelendiği ve söylevlerin geliştirildiği forumlar renkli görüntülere de zemin teşkil etti.
Hindistan ve Pakistan arasında yıllardan beri süren sınır çatışmaları ve Keşmir sorunu Bombay forumunun ana gündemi oldu.
İslam dünyasının temel sorunları ve içinde bulunduğu iddia edilen vahim(!) durum da Cidde forumunun temel sorunsalı idi.
Bombay forumunda bölge ülkelerinin siyasal talepleri uyumlaştırılmaya çalışılırken, Cidde forumunda da islam kimliği üzerinde mutabakata gidilme gayreti vardı. Ama düşünülenler gerçekleşmedi. Vaadler havada kaldı.
Hele hele Recep Tayyip Erdoğan ve Amerikan Eski Başkanı Clinton'un ekstrem çıkışları Cidde formunu çok geri plana itti.
Forumdaki diğer argümanlar yok sayılırcasına medyatik gündem "Paranın dininin, imanının olup olmadığı''na, "H.Z.Muhammed (S.A.V)'in kadınlara araba kullandırıp kullandırtmayacağı''na indirgendi.
Bombay'daki çalışmalar Vajpayie'nin tutumuyla baltalanırken, Cidde çalışmaları da Erdoğan ve Clinton'un garip çıkışlarıyla baltalandı adeta.
Bu baltalamalardan sözettiğimiz bir esnada yeni bir forum daha toplandı.
İsviçre'nin karla kaplı dağları arasından gerçekleştirilen Davos Forumu.
Güney Asya kırsallarından Ortadoğu çöllerine ve oradan Avrupa'nın yüksek rakımlarına bir süreç....
Yoksulluktan, kadın haklarına; demokratikleşme adımlarından açlık ve silahsızlanmaya kadar değişik alanlarda kafalar yoruluyor, nutuklar atılıyor, bazı ülkelere ince ayar yapılarak kimi ülkelere mesajlar veriliyor...
Peki bu forumların değişik coğrafyalarda üstüste tertiplenmesi bir tesadüf mü?
Elbetteki değil. Periyodik zamanlarda start alan bu forumlar dünyaya yeni form verilmekte/verilecek olduğunun göstergesi.
Dünyanın siyasal sistemi son yıllarda çok kutuplu bir yapıya büründü.
Merkezi kutuplaşmalardaki yoğunluk çevresel alana kaydı.
Aynı durum ekonomik kutuplaşmalara da yansıdı.
ABD-Rusya ve Çin gibi siyasal kutuba AB ekseninden Fransalmanya, Uzakdoğu'dan Japonya, GüneyAsya'dan Hindistan ve Asya Kaplanları da müdahil oldu.
Ekonomik kutuplaşmalara baktığınızda; AB ve IMF gibi uluslararası ekonomik yapılanmalara karşı sayısal olarak daha az, bölgesel yapılı ülkelerin ilave olduğunu görürsünüz.
Bu yeni yapılanmadan çıkan ortak bir sonuç var o da; ülkelerin eski bloklaşmalardan uzaklaşmaya çalıştıkları ve alternatif arayışlar içerisinde oldukları.
1990'ların başında Yeni Dünya Düzeni olarak tasarlanan formlar, 2000'li yılların başında patlayan 11 Eylül ile farklı kılıfa sokuldu. Nihayetinde Global Terör paranoyasıyla idame ettirildi. Kendi bölgesinde huzuru kaçan ulusal devletler de varolma adına yeni ikili ve bölgesel oluşumlara kapı aralalamaya başladılar. Şimdi, Bombay'da, Cidde'de ve Davos'ta ulusal devletler güç mücadelesine girerek kendi ağırlıklarını hissettirmeye çalışıyor. Ancak büyük devletlerin etkin ağırlığı bu sesi bastırıyor.
Clinton'un Eski Devlet Başkanı sıfatıyla forumdan foruma hangi sıfat ve misyonla koşuşturduğunu zannediyorsunuz?
Kendilerine değişik form vermeye çalışan ülkelerin Forumlarına kulak vermek gerekiyor.
Bombay ve Cidde'yi iyi okuyamadık hiç değilse Davos'u iyi idrak edelim ve pay çıkaralım.
Başta ekonomik sorunlar olmak üzere tüm siyasal konular bu forumlarda masaya yatırıldı. Geniş yelpazede konuların irdelendiği ve söylevlerin geliştirildiği forumlar renkli görüntülere de zemin teşkil etti.
Hindistan ve Pakistan arasında yıllardan beri süren sınır çatışmaları ve Keşmir sorunu Bombay forumunun ana gündemi oldu.
İslam dünyasının temel sorunları ve içinde bulunduğu iddia edilen vahim(!) durum da Cidde forumunun temel sorunsalı idi.
Bombay forumunda bölge ülkelerinin siyasal talepleri uyumlaştırılmaya çalışılırken, Cidde forumunda da islam kimliği üzerinde mutabakata gidilme gayreti vardı. Ama düşünülenler gerçekleşmedi. Vaadler havada kaldı.
Hele hele Recep Tayyip Erdoğan ve Amerikan Eski Başkanı Clinton'un ekstrem çıkışları Cidde formunu çok geri plana itti.
Forumdaki diğer argümanlar yok sayılırcasına medyatik gündem "Paranın dininin, imanının olup olmadığı''na, "H.Z.Muhammed (S.A.V)'in kadınlara araba kullandırıp kullandırtmayacağı''na indirgendi.
Bombay'daki çalışmalar Vajpayie'nin tutumuyla baltalanırken, Cidde çalışmaları da Erdoğan ve Clinton'un garip çıkışlarıyla baltalandı adeta.
Bu baltalamalardan sözettiğimiz bir esnada yeni bir forum daha toplandı.
İsviçre'nin karla kaplı dağları arasından gerçekleştirilen Davos Forumu.
Güney Asya kırsallarından Ortadoğu çöllerine ve oradan Avrupa'nın yüksek rakımlarına bir süreç....
Yoksulluktan, kadın haklarına; demokratikleşme adımlarından açlık ve silahsızlanmaya kadar değişik alanlarda kafalar yoruluyor, nutuklar atılıyor, bazı ülkelere ince ayar yapılarak kimi ülkelere mesajlar veriliyor...
Peki bu forumların değişik coğrafyalarda üstüste tertiplenmesi bir tesadüf mü?
Elbetteki değil. Periyodik zamanlarda start alan bu forumlar dünyaya yeni form verilmekte/verilecek olduğunun göstergesi.
Dünyanın siyasal sistemi son yıllarda çok kutuplu bir yapıya büründü.
Merkezi kutuplaşmalardaki yoğunluk çevresel alana kaydı.
Aynı durum ekonomik kutuplaşmalara da yansıdı.
ABD-Rusya ve Çin gibi siyasal kutuba AB ekseninden Fransalmanya, Uzakdoğu'dan Japonya, GüneyAsya'dan Hindistan ve Asya Kaplanları da müdahil oldu.
Ekonomik kutuplaşmalara baktığınızda; AB ve IMF gibi uluslararası ekonomik yapılanmalara karşı sayısal olarak daha az, bölgesel yapılı ülkelerin ilave olduğunu görürsünüz.
Bu yeni yapılanmadan çıkan ortak bir sonuç var o da; ülkelerin eski bloklaşmalardan uzaklaşmaya çalıştıkları ve alternatif arayışlar içerisinde oldukları.
1990'ların başında Yeni Dünya Düzeni olarak tasarlanan formlar, 2000'li yılların başında patlayan 11 Eylül ile farklı kılıfa sokuldu. Nihayetinde Global Terör paranoyasıyla idame ettirildi. Kendi bölgesinde huzuru kaçan ulusal devletler de varolma adına yeni ikili ve bölgesel oluşumlara kapı aralalamaya başladılar. Şimdi, Bombay'da, Cidde'de ve Davos'ta ulusal devletler güç mücadelesine girerek kendi ağırlıklarını hissettirmeye çalışıyor. Ancak büyük devletlerin etkin ağırlığı bu sesi bastırıyor.
Clinton'un Eski Devlet Başkanı sıfatıyla forumdan foruma hangi sıfat ve misyonla koşuşturduğunu zannediyorsunuz?
Kendilerine değişik form vermeye çalışan ülkelerin Forumlarına kulak vermek gerekiyor.
Bombay ve Cidde'yi iyi okuyamadık hiç değilse Davos'u iyi idrak edelim ve pay çıkaralım.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005